SİZ 3'ÜNÜZ BİR, TRABZONSPOR TEK
Hayvancağız zil zurna sarhoş olunca, haykırmış:
“ O kedi buraya gelecek!”
***
Bir gün fareler biraraya gelirler. Başlarına musallat olan bir kediden kurtulmanın planlarını yaparlar. Pek çok fikir öne sürülür. En sonunda genç bir fare kedinin başına bir zil asmayı önerir. Böylece kendilerine yaklaşan kedinin farkına varacaklar ve ondan kaçabileceklerdir.
Bu öneri fareler tarafından alkışlarla onaylanır. Bu arada bir köşede onları sessizce dinlemekte olan yaşlı bir fare ayağa kalkar ve bu önerinin zekice olduğunu, başarılı olacağından hiç kuşkusu olmadığını belirtir. Fakat der, “Kafamı bir soru kurcalıyor. Aramızdan kim kedinin boynuna bu zili takacak?”
***
Yıllar evvel bir arkadaşım anlatmıştı:
“ Ankara’da bizim siyasilerden birine rastladım. Hal hatır derken, sırayı memlekete getirdik. Niye görüşemediğimizi sordu. Bilmem dedim. Devam etti, geçenlerde köye gittim, babanla konuştum. Selamı var... Hiç bozuntuya vermedim. Oysa babam rahmetli olalı iki sene oldu”
***
İki yoksul berduş dağda kaybolur.
Soğuk, kar, tipi o biçim. Fırtınada donmak üzereler.
Ve küçük bir evin kapısını çalarlar. Kapıyı güzel bir kadın açar.
Gençlerden biri:
- Yerimiz-yurdumuz yok. Donmak üzereyiz. Açlıktan öleceğiz. Acaba sıcak bir şey, mesele sütünüz var mıdır?
Kadın:
- Elbette, dedikten sonra bir odada göğüslerinden biriyle doldurduğu süt şişesine gençlere verir ve gerisi bebeğe kalsın der.
Aradan birkaç dakika geçer.
Gençlerden biri:
- Doğrusu iyi atlattık. Ya kadından süt yerine çaya benzer bir şey isteseydik kadın resmen ağzımıza...”
***
Bize bir masal anlatın, iki yılı kısaca özetlesin.
O masal “ Küme düşürün” cümlesiyle başlasın, “sıkıysa düşürün” tehdidiyle son bulsun.
O masalda, önce “durum çok vahim” sonra “delil yok” denilsin.
O masal “ispatlasınlar kendimi köprüden atarım, yüzüne bakmam, gerekirse hocalığı bırakırım” palavralarıyla süslensin.
O masalda dalkavuklar, yalakalar ve siyasiler, çıkarı için sıraya girsinler, birbirleriyle yarışsınlar.
***
Masal öyle de...
Ya mahkeme:
“Fenerbahçe, sanıkların üstün gayretleri (!) sonucu Trabzonspor’la aynı puanla olmasına rağmen ikili averaj üstünlüğü ile ligi şampiyon olarak tamamlamıştır”
***
Kim ne anlatırsa anlatsın; “ Üstün Gayret”tir anlatılanların-yaşananların başlığı.
Böyle bir durumda;
Hala daha utanmadan sıkılmadan, “bu bir oyundur” diyorsan, diyebiliyorsan,
Hala daha konuşmaya, yazmaya, kısacası şike yapanları savunmaya devam edebiliyorsan;
Hala daha bi yerlerden ve siyasilerden medet umuyorsan,
Bu gurur ve onur Trabzonspor’a yeter.
***
Bu ülkede, ismini ağzımıza almak istemediğimiz malum kişilerin, malum işler yaptığını cümle âlem duydu/gördü de, bi siz gör(e)mediniz..!
Devletin polisinin, savcısının başka işi yoktu da, onca işin arasında kendilerine iş çıkardılar öyle mi?
***
UEFA’ya, Trabzonsporlular mı “ Bu işi bitirin!” dedi.
İşin ta başında, Platini, TFF’nin eski başkanı Aydınlar’a “ Trabzonspor’un kupasını verin” demedi mi?
Aynı Aydınlar, FB’li bazı yöneticilere “yukarıda Allah var” dedi mi, demedi mi?
Yoksa UEFA’yı yönetenler de M. Ali Aydınlar gibi Trabzonsporlu mudur!
***
Yaşanan onca rezillik/kepazelik sonrası, hep birlikte kafa kafaya verip, ülke futbolu için ağlamamız, yapanları lanetlememiz gerekirken ve ne yapılması gerektiğini düşünecekken, üstelik dünya spor kamuoyunun dilini düşmüşken,
“UEFA yanlış yaptı... Taraflı davranıldı... Haksızlık yapıldı ” öyle mi?
***
Kamyoncu sözüdür:
“Hayallerde yaşayan müziksiz de dans eder.”
Siz hayallerinizle-yalanlarınızla yaşamaya, oy avcılığı yaparak bildiğiniz yolda ilerlemeye devam edin!
Siz 3’ünüz bir, Trabzonspor tek.