SOKAKTAKi VATANDAŞIN GÜNDEMi
Köşe yazarlığı ciddi bir sorumluluk.
Hakkını vererek yazmak gerek.Yazdığınız konuda samimi-dürüst ve tarafsız olmak zorundasınız..
Zaten Türk toplumu artık gazete ve kitap okuma alışkanlığından iyice uzaklaştı,
Artık çok az insan köşe okuyor, çok az insan yorumları dikkate alıyor.
Bunun elbet bir çok nedeni var..
Okurla gazete arasındaki köprü koptu.. Çünkü artık güven yok. Çünkü artık tarafsızlık ve saygınlık yok..
Artık köşelere sahip çıkmak,direnmek ve mücadele etmek kolay değil.
Eline gazetede bir köşe geçiren ya kişisel egosunu tatmin ediyor, ya bir yerlerden hıncını alıyor yada öfke kin ve nefret kusuyor.
Ya da önce kendini sonra toplumu kandırıyor.
Tablo bu kadar vahim..
Sokaktaki nabzı bile tutmakta zorlanıyoruz..
Burada tek taraflı yargılamak niyetin de değilim..
Okur penceresinden baktığımız da ise onlarında iğneyi kendilerine batırması şart..
Hep dert yanan, hep isyan eden ve dalga geçen ruh halinden kurtulmaları gerek.
“Okuyacak gazete mi var?” diye homurdananlar okuyacak gazete piyasaya çıktığında üç kuruş vermemek için bahane üretmeye başlıyorlar.
İki tarafta samimi değil anlayacağınız..
Çıplak kadın resimlerinin tavan yaptığı, saçma-sapan haberlerin kol gezdiği, akıl dışı yorumların yazıldığı gazeteler daha revaç..
Acı ama gerçek!
Bir Haydar Dümen bile gazetesine tek başına 100 binin üzerinden okur kazandırmış.
Kafa bulur gibi cinsel içerikli yazılar yazmanın bedeli bu olsa gerek..
Değerli okurlarım basının artık yereli ulusalı kalmadı..
Çünkü yerellikten çıktık! Dünya hem çok büyük hem çok küçük..
Olan biten her şey artık sanal dünyada anında yayılıyor..
Mahalledeki Niyazi dedenin, pazardaki Ayşe teyzenin, çarşıdaki işsiz Hüseyin’in, evdeki Fatma hanımın çocuk okutmaya çalışan Hamza babanın derdine artık çok takan yok..
Oysa gazeteciler, yazarlar, yorumcular ve fikir beyan eden kalemler sokağın nabzı olmayı başarmalı gelecek adına umut olmalı..
İş, aş, ekmek mücadelesi verenlerin sesi, kulağı, gözü olabilmeli..
Adalet arayanların haksızlığa uğrayanların feryadına kulak verebilmeli..
İşte tam bu noktada hepimizin büyük zaafları var.
Ben şahsen her sokağa çıktığımda bunu görüyorum..
Basına olan inanç ve güven irtifa kaybediyor..
Güçlü filan değiliz aslında. Öyle olduğumuzu sanıyoruz..
İşimize geldiğini yazıp işimize gelmediğini sümen altı ederek bir yere varamıyoruz..
Bu köşeler hiçbirimizin babasının malı değil..
Buradan bir çağrım Trabzon halkına..
Ne olursa olsun lütfen yerel basına hem yazılı hem görsel basına sahip çıkalım.