Somalı kızın MEKTUBU!


Soma’da yaşanan büyük acı 7’den 70’e hepimizi derinden etkiledi.
Etkilemeye de devam ediyor!
Şehit madencilerin ailelerinin, çoçuklarının yaşadığı acı dramlar, gözyaşları, şaşkınlıklar üzerine söz söylemek mümkün değil!.
Çünkü söz bitiyor..
Boğazlar düğümleniyor..
Gözler buğulanıyor!.
Ailelerimizden birer parça gibi olduklarını hissetmemek mümkün olmuyor!.
Kayıtsız kalmak insanlık dışı bir olay değil de nedir?.
Ne ağıtlar, ne feryatlar, ne yakarışlar!..
Onların yerine kendinizi bir koyun..
O duygularla bedininizi bütünleştirin..
Var mı böyle acı!.
Doğacak çoçuklarını göremeyen şehit madenciler..
Yetim kalmış çocuklar..
Acıdan kaçış yok..
Ortasındasınız!
Bakın size medyaya da yansımış bir mektup..
Ağlamamak mümkün değil..
Somalı bir kızın şehit düşen madenci babası için yazdığı duygular..
O kız bizim kızımız..
Bakın nediyor!..
***
‘Hiç istemezdim babamın o maden ocağında çalışmasını. Bazen uzun sürerdi çalışmalar, gelmezdi birkaç gece.
Sonra çıkıp geliverirdi karanlıkta, eli yüzü kara, üstü başı sis.
Sen bizi sevmiyorsun derdim.
Varsa yoksa işin.
Kızım para derdi.
Hiç olmazsa ara sıra gitme, özlüyorum derdim.
Kızım ekmek derdi, susardım.
Ekmek yoktu bize başka kapıda, çoğu ailenin ümit, ekmek, kazanç kapısıydı bu maden.
Haklıydı babam.
Hem ben öyle desem de bilirdim.
Babam bizi çok severdi.
Kaçta gelirse gelsin öperdi.
Bazen sırf o öpüşünü hissetmek için yatakta beklerdim öyle saatlerce.
Uyuyup kaldıysam da sabah uyanır uyanmaz aynaya bakardım, yüzümde kömür karası var mı diye.
Evet benim babam kömür kokardı, bilmezdi öyle pahalı parfümleri. Ama cennet kokardı, güven kokardı, emek kokardı benim babam.
Evet yüzünde karası, elinde yarası eksik olmazdı, hiç krem de kullanmazdı. Ama o eli saçlarıma değdiği an yoktu huzurun başka tarifi.
***
Sevgili okurlar bu acıları paylaşmak için Başka söze gerek var mı?