SPOR YAZMAK MI?..
Bazı okurlarımdan da spor yazılarıma neden ara verdiğimi soruları da gelmeye başladı.
Hatta bazıları “Bu takım çok iş yapar diyordun ne oldu senin bu takımına” diyerek ironi yaptı.
Üzüldüm..
Baktım ki bu şehirde en kolay olanı da en zor olanı da Trabzonspor’u yazmak..
Ben de ne zor olanı ne kolay olanı tercih ettim!..
Sessiz bir şekilde ‘Hadi bana eyvallah’ diyerek kenara çekildim..
Bana paydos!..
Neden mi?
Korktum!,,
Çekindim!
Çekildim!..
Çünkü sadece ve sadece Trabzonspor’un başarısını istemem üzerinden yönetimsel hesapları olanlar tarafından ‘Vay seni’ anlamında küstahça yaklaşımları, algı operasyonlarını görünce bu köşede birilerine cevap verecek boşa zamanım olmadığını düşündüm..
‘Buyurun’ dedim.
Çünkü Trabzonspor üzerinden bugüne kadar hiç bir hesabım ve kişisel beklentim olmadı..
O nedenle..
Bir daha Trabzonspor yazısı yazmak mı?
Tövbe..
Hele bu ortamda bin kere tövbe!..
Öyle saha ki..
Bir düşünün..
Trabzon’un yapısında öyle bir iklim değişiklikleri var ki Trabzonspor’un sahada kazanmasını, başarılı olmasını istemek, beklemek ‘Saha dışındaki gelişmelerle saha içini etkilemeyelim’ şeklinde kalem oynatmak bile çıkar odaklı ihanet olarak anılmaya başlanmış.
Pes doğrusu..
Trabzonspor’un hakkını gasp eden hakemlerin üzerine gitmek bile ‘Mazeret arama’ suç ilan edilir olmuş..
‘Vay seni başkancı..’
‘Vay seni yönetimci..’
‘Kazansın da adamın işine mi yarasın!’
‘Bırak dibe vursun da gitsin..’
Eyvallah kardeşim!..
Tamam!..
Aynen öyle..
Kusura bakmayın, biz Trabzonspor’un sahada başarılı olmasını umut ederken haddimizi aşmışız...
‘Dibe vursun ne olurun’ hesabını görememişiz!..
O nedenle ‘Teslim.’
Trabzonspor’u yazmak neyime..
***
Korkuttular vallahi!..
Bu yönde harika işbirlikçilerini görmek mutlu etti beni!.
Baktım ki başıma iş açacağım!..
Alaverayı dalaverayı bilmem!
‘Otur oturduğun yerde, uzaktan seyret Osman Diyadin’ dedim.
Çünkü..
Öyle bir hal ki..
Kimin dost kimin düşman olduğunu anlayamadım!
O bildik bukalemun ‘Ekzoz’ edebiyatçılarına meydanı bırakmak en iyisiymiş..
Neyime Trabzonspor kazanmış veya kaybetmiş üzerinden yazılar...
Zaman hesap zamanı diyerek ‘Mendil açacak’ halimiz yok ya!..
Buyrun!..
Hele hele..
Savaş baltalarının çıkacağı kongrenin yapılmasına ramak kalmışken, susmak daha iyi..
Uzaktan seyredelim!
Yak bir sigara seyret diyeceğim, içtiğim de yok!
Ah şu kongre günü bir gelse de Trabzonspor şu belirsizlik ortamından kurtulsa diye dua etmek, Trabzonspor sevgisi üzerinden en iyisi vallahi..
İnşallah..
Herkes orada eteklerindeki taşı döker, Trabzonspor istediği şekilde bir yönetime kavuşur da, camia rahatlar..
15-16 yılık savaş ortamı nihayetlenir iç barış ilan edilir, Trabzonspor’umuz huzura erer...
Dost acı söyler..
***
Bakın şu iki söze adım gibi inanırım..
Birincisi..
Herkes ektiğini biçer..
İkincisi ise..
Her toplum layık olduğu şekilde yönetilir!
O nedenle Allah Trabzonspor’umuzun yardımcısı olsun..
Allah saf, tertemiz duygularla hiçbir hesap yapmadan, hiçbir kişisel beklentileri olmadan, sadece takımlarının peşinde koşan Bordo-Mavili taraftara sabır versin.
Son sözümüz şudur..
Hiç kuşkusuz Trabzonspor’da bugünkü yönetim kurgusu değişmeli.
Ama Trabzonspor’un birileri mutlu olsun diye değil A’dan Z’ye gerçek bir ‘kurumsal devrime’ ihtiyacı olduğunu herkes iyi görmeli..
‘Ben anlayışı’ bitmeli..
Bu kongre bunu başarmalı..
“Yoksa böyle gelmiş böyle gidecek korkarım Allah.”
***
VE ŞOTA...
Trabzonspor Teknik Patronu Şota’ya da değinmeden yazımı noktalamak istemiyorum.
Korktum dedim ya!..
Başarılı veya başarısız olarak bir değerlendirme yapmıyorum.
Fatura ona kesilir veya kesilmez onu bilmem!
Gider veya kalır onu da bilmem!
Bildiğim bir gerçek Şota’nın son derece samimi olduğudur.
Mersin maçından sonra gözleri dopdolu şekilde kameralar önündeki soluksuz isyanı çok şey anlattı..
Ah bir anlayabilsek!.
Çünkü gözümüz kör, kulaklarımız sağır, kalbimiz hapsolmuş gibi!..
Yaptığı açıklamaları izlerken onun her bir cümlesinin, bir duygu sömürüsü değil takımı, yönetimi ve camiası için son derece özeleştiri yapılacak samimi ve gerçekçi ifadeler olduğuna adım gibi inanıyorum..
Ve o açıklamaların altına imzamı atıyorum..
Bazen gerçekler çok acıdır..
‘Faturayı ödemeye hazırım’ derken bu acı gerçekleri ortaya koydu Şota!..
Ne dedi.
‘Kimler geldi kimler geçti!. Değişen ne!’
Aynen öyle..
Sonuç değişmedi!..
Bırakın o teknik adamı, bu teknik adamı..
Bu şehir , bu camia, bu parçalanmış yapı kendini test etsin..
Daha 3 yıl önce Trabzonspor’un efsane olmuş, dünya 3.’lüğü apoleti taşıyan, son şampiyon takımın ( şike şampiyonluğu elinden çalındığı 2010-2011 sezonu) teknik patronu Şenol Güneş’in bile istifasını soyunma odasından çıkmadan kabul edip, bir teşekkür dahi etmeden yollayarak vefasızlık yapılmadı mı!..
Şimdi Beşiktaş’ta seyret..
O nedenle tek başına Şota’ya faturayı keserek kendi kendimizi kandırırız!..
Bu anlayışlarla Şota gider bir başkası gelir yine söz gelir Şota’nın dediğine..