SÜMER DİVAN'I ZIVANA'DAN ÇIKARDI!..



Sümer'den birkaç konuşma önce Trabzonspor Genel Sekreteri Köksal Güney kürsüye geldi. Takımın oluşumundan hoca transferine, Akyazı Stadyumu'ndan Avrupa’daki başarılara kadar uzanan konulara temas etti. Takımdaki 6-7 oyuncunun altyapı patentli olduğuna dikkat çekti. Merak edilen birçok konuya düzgün bir üslupla açıklık getirdi..

Sonra söz Trabzonspor'un Mali İşlerden Sorumlu Yöneticisi Abdi Serdar Üstünsalih'teydi. O da borcun 273 milyon olduğunu, transferlerden dolayı borçta biraz artma yaşandığını ama mali tablonun sürdürülebilirlik açısından mahsur oluşturmadığını belirten konuşmasına pek itiraz eden olmadı.

Aslında anlatılan ifadelerden, kulübün 9 yıllık zamana yayılan borçlarının kritik eşik içermediği, hatta yeni stadın isim hakkı ve HES projesiyle gelecek kaynakların vadesinden erken ödemelere imkan tanıyacağı gerçeğini de gün yüzüne çıkardı.
Etrafımda oturan mırıltılı birkaç kişi, denilenleri dahi dinlemeden mır mır etmeye çoktan başlamıştı.

Hal böyleyken "Trabzonspor yüksek dağın sisi sahilin dalgası" gibi ironik sözlere bırakılacak kadar küçültülmemeliydi.
Ayrıca Trabzonspor yönetimlerini de birilerinin hazmedip etmemesi basitliğine terk edemeyiz. Hazmedemeyenler demek ki mide problemi yaşıyor, midesine baktırsın..

Seçilmişlere saygıyı öğrenmeden demokrasiden bahsetmek, fiiliyatsız amele benzer.
İşte burası önemli.
İyiyi kötüyü birkaç seçkin değil, koca kurul değerlendirecek. Varsa daha iyi tasavvurlarınız günü geldiğinde çıkarsınız delegenin karşısına.
Tam bu konuları kafamda dolaştırırken Serdar Bali kürsüye davet edildi.
Serdar Bali konuşmasını kısa tuttu. Özkan Sümer'e daha fazla vakit kalsın diye böyle davrandığını espriyle karışık aktardı. Üye sayısında tüzüğün de öngördüğünün üstünde bir kayıt yapılmasının sakınca yaratacağını düşünmediğini belirtti. "Telefona mesaj geldi, kısa kesiyorum" diyerek Vahid Hoca'ya gönderme yaptı ve sahneyi terk etti.

Buraya kadar durum sakindi. Ne zaman ki Özkan Sümer kürsüye geldi ve seçkinci cümlelerini felsefik bazı sözlerle süsleyip konuşmasına hakaret elbisesi giydirince ve iğneleyici ifadeleri de sözlerine eklediğinde arka sıralardan büyük tepki aldı. Hatta itiş kakışların yaşandığı bir sürece şahit olduk. Sümer futbol için biraz zorlama olan, başka alanlarda bir türlü kendine verilmeyen yolun nakısasını derinden hissederek, daha çok siyasi polemiğe açık sözlerinde "Yönetimi tasavvursuzlukla ve tutarsız olmakla suçladı ve Tolunay, Mustafa R. Akçay, Ömer Eyüboğlu, Fatih Tekke ve Ünal Karaman gibi isimlerin geliş gidişleri üzerindeki olaylara bakarak da bunu anlayabilirsiniz" demesi bence konuşmasının belki de tek tutarlı tarafıydı. Sonrasında, o kökü sığ, modern sözcüklere bulayarak kullandığı ifadeler ve özellikle mali tabloyla 'bir kumarbaz kurnazlığıyla oynandı' tabirini kullanması ve ilave sözleri büyük infial yarattı.

Arbedenin çıktığı esnada salona giren Yusuf Ziya Yılmaz'la ismini bilemediğim bir delege neredeyse boğaz boğaza geldi. Araya girenler bazı kişileri dışarı çıkararak olayın daha vahim bir hal almasına engel oldu.

Özkan Sümer, güzel yani beliğ konuşma hasletiyle bilinir. Sümer'in  kurduğu bu ferasetli görülen cümlelerin arasına önceden hazırlanmış olduğu belli olan, kimya bozucu laflar ve bazı ibareler yerleştirerek sinir uçlarına dokunmayı hedeflediğini sözün tarlasında bulunan herkes anlar.

Bu sözlerin amacı ne konusunda büyük tereddütler var..
Biraz ben bilirimcilik, biraz seçkinci elitist duruş, biraz merkezin dışına yönetimin kayması, biraz öne çıkma duygusu ve nice birazlar var..

Nitekim istediği neticeyi devşirdi ve iki yönetici salonu terk etti. Köksal Güney demokratik hakkını kullanarak toplantıdan ayrılırken geçmişin pörsümüş yapısına adeta sırtını döndü. Ben de Sümer'in konuşmasının ardından kalktım.
Zira bu büyük kulübe daha sükunetli, eleştiriyi tahrik edici tarza taşımayan, yıkıcı değil yapıcı bir üslup lazım.
Kendini güzel konuşmaya zorlayıp seste güzel görünüp, içerikte çirkinleşmenin anlamı olmasa gerek.