TAVŞANDI KEDİ OLDU!



Erzurum Oltu'da Ayhan Akbulut arkadaşım, dostlarıyla tavşan avlar. Av, verimli geçmiştir ve tam üç tavşan vurmayı başarmışlardır. Keklik gibi başka avları saymıyoruz bile. Sevinçle Trabzon'a doğru gaz basarlar. Trabzon'un deniz havası genizlerine dolmaya başladığını hissettikleri Kelkit'te yaşlı bir amca yollarına çıkar, 'beni de alın' diye ısrarla durmalarını ister. Hava kararmak üzeredir. Durup yaşlı amcaya 'hayrola nereye' diye sorarlar. Çok yaramaz bir kedisi olduğunu, onu uzak bir yere bırakmak istediğini söyleyip 'Şöyle üç-beş kilometre sizinle gelebilir miyim' diye ricada bulunur. 'Buyur amca gel bakalım' deyip çuval içindeki kedisini bakaja bırakır, gelir koltuğa oturur Kelkitli amcamız. Bir süre gidilir, birkaç kelam ve selam derken 'Yeterince geldik beni burada indirin' der amca. Bagajdan kedisini alır ve araç da uzun bir klakson çalıp haraket eder.

Artık Trabzon'dadırlar ve her zamanki mekanlarının önünde (mahalle kahvesi) vurduklarını sergileme faslı için heyecan doruktadır.
Ayhan Bey işte benim vurduğum tavşan deyip torbanın ağzını açınca fişek gibi bir şey fırlar torbadan. Kahkahalar meydana ulaşır adeta. Bu mu vurduğun tavşan dercesine herkes uzaklaşan kediye bakmaktadır.

Anladınız, ihtiyar tavşanı kedi diya almış, kediyi tavşan diye bırakmış.

Sen gel de anlat bu gerçeği..

Göbekleri çatlayan insanlar, atma recep dercesine bu hikayenin böyle gerçekleşmesinden memnunlar.

Ya Kelkitli dede nasıl bir şok yaşamıştır. Kediyi salmış, kedi ölü tavşana dönmüş, o manzarayı da görmek isterdik ama ne mümkün!
Gelelim günümüz siyasetine..

Biz de kedi ile tavşanı zaman zaman karıştırıyoruz.. Kimse kimseye gülmesin. Yaramaz adamı allayıp pullayıp tavşan gibi salıyoruz ama  bakıyorsun ki kedi fırlıyor torbadan.

Onun için torbadan çıkan her seferinde demokratik olmayabilir.
Zira, sadece sandık demokrasidir sandık..
İleri demokrasiden bunun için geri kaldık.
Demek ki torbada..
Tavşan da olabilir kedi de..
Ben demiyorum..
Derdini Marko Paşa'ya pardon Ayhan Bey'e anlat.. Sevgili Murat..