TEDBİRSİZ MİLLET!..
Milletler aslında yönetildiği kadar millettir. Diğer hamaset sözleri gecici etkiler yaratan hatta biraz da uyuşturmaya matuf aldatıcı hilelerdir.
Biz şöyleyiz biz böyleyiz diyenlere sürekli dünya istatistiki bilgileriyle karşılık vermek lazım.
Örneğin iş kazalarında 85 milyonluk Almanya'da 365 günde 50 kişi ölürken 75 milyonluk ülke olarak bizde iş kazalarındaki ölüm sayısı 1000'i geçiyorsa kimi sorgulamamız gerekiyor?
Almanya'da çalışan sayısı 40 milyonken bizde 20 milyon ise ve de iş kazalarında ölümler yirmi kat fazlaysa kuru bir kadercilikle bu gerçeği nasıl örteceğiz?
Yüksek tonajlı konuşmayla ülke gerçeklerini sümen altı etmek mümkün mü? Almanya'da bir öğretmen 3500
Euro ile 4500 Euro arasında bir para alırken 800 Euro alan öğretmenimizi ‘Eğitimde bize çağ atlatamadılar, çok tatil yapıyorlar’ diye mayın eşeği gibi toplumun önüne atmak hangi hakkaniyetin kitabında yazıyor?
Asgari ücretin 850 TL civarında olduğu bir ülkeyi biryerlere taşıdığını iddia etmek, belki dünya gerçeklerini bilmeyenleri etkiler ama dünyayı istatistik ilminin verileriyle takip edenleri sadece güldürür!.
Almanya'da günlük gazete satışı 30 milyonun üzerindeyken bizde 5 milyonu bile bulmadığını bilmek aslında her şeyi özetliyor. Berlin Duvarı yıkıldı ama bizim gerçeklerin önünde hala yıkılmaz duvarlar var.
İç tevekkül gerçeklerinden harektele yol diye keçiyolu takip edilerek alınan mesafeleri, otobanlarla katedilen mesafeler olarak sunmak, yine dünya gerçekleriyle barışık sinyaller vermiyor.
Örneğin ekonomisi çöktü denen Yunanistan bütün verileriyle bizim fersah fersah önümüzde. Hatta doğumuzda bulunan İran bile birçok kalemde bizi sollamış ve geçmiş durumda.Evet içeride tutan bir edebiyat var. Bunu inkar etmek mümkün değil. Yaylada çıkınını açarak nevalesini yiyip mutlu olan bir halk var. Fazla mızıklanmayan, eksiği gediği olabilir tevekkülü ile sorgulamayan, gayet mümeyyiz bir halk. Ama halkın bu tevekkülünü suistimal etmek, ondan farklı anlamlar çıkarıp başarı öyküleri çıkarmak 2023 hedefini korkarım masallaştıracak..İnanın Türkiye aslında bulunduğu konumun en az beş kat daha iyisini hakediyor. Tarımdan turizme, madenlerden denizle çevrili olmanın tanıdığı olanaklara rağmen hala TÜİK'in verileri sağlıklı bir yön göstermiyor.
Ne yapıp bu cendereden çıkacağız?
Üretim odaklı bir modele hızla geçip elimizdeki tarım ve hayvancılık imkanlarına yüksek teknoloji üreten imkanları da katarak bir yol bulmaya çalışacağız. Ve en önemlisi eğitimde yüksek bir trent yakalamak için bu süreci tamamen politikanın dışında tutup çağı hatta ötesini yakalayacak bir cizgiye getirmek gerekiyor.
Eğer bunları yapmayıp halimizle yetinirsek vay ki vay..