*TEKNOLOJİ DUVARA TOSLADI!*

Tarih boyunca imparatorluklar, inşa ettikleri devasa kaleler ve aşılmaz sanılan silah sistemleriyle varlıklarını idame ettirmişlerdir. Ancak son dönemde İran ve ABD arasındaki gerilimlerin teknik sahasında tanık olduğumuz olaylar, askeri doktrinlerin temelinden sarsıldığını ispatladı. Yıllardır süregelen "Amerikan yenilmezliği" efsanesi, yerini, güçlü görülenin değil, o güce karşı akıl kullananın zekasına bıraktı.

Milyar dolarlık uçak gemileri, onyıllardır küresel güç projeksiyonunun en büyük sembolüydü. Ancak bugün bu devasa yüzen kalelerin, sadece birer güç unsuru değil, aynı zamanda korunması gereken "teknolojik hantallar" haline geldiğini görüyoruz. 30 milyon dolarlık küçük bir drone sürüsü ya da silahlandırılmış sürat teknelerinin, bu devasa filoları sahadan çekilmeye zorlaması veya onları savunma pozisyonuna hapsetmesi, modern savaşın matematiğini değiştirdi.

Amerikan hava gücünün zirvesi sayılan B-52’lerin ve hayalet uçakların, İran’ın yer altı şehirlerine ve derin stratejik sığınaklarına karşı etkisinin sınırlı kalması, teknolojinin fiziksel kararlılık karşısındaki acziyetini gösterdi. Teknolojik üstünlük, eğer rakibin stratejik derinliğini yok edemiyorsa, sadece pahalı bir gösteriye dönüşmektedir. Balistik ve hipersonik füzelerin tahrip gücü ise, onarılmaz bir son değil, yönetilebilir bir risk haline gelmiştir.

Bu sahnelerden en çok ders çıkaranlar kuşkusuz Rusya ve Çin oldu. Amerikan teknolojisinin rakipsiz olmadığını gören bu güçler, kendi savunma ve saldırı stratejilerini pahalı ve karmaşık olandan, akıllı ve sürdürülebilir olana doğru evriltmeye başlayacaklardır. Artık mesele en büyük gemiye sahip olmak değil, o gemiyi işlevsiz bırakacak en zekice hamleyi yapabilmekte gizli.

Geleceğin dünyasında sonuç tayin edici olan ne tek başına silahların gücü ne de sadece teknoloji olacaktır.

Gelecek, milyar dolarlık sistemleri milyon dolarlık çözümlerle kilitleyenlerin olacaktır. Pahalı olan iyidir mantığı iflas etmiştir; akıllı olan etkilidir devri başlamıştır.

Silahlar birer araçtır; zafer ise o araçları hangi satranç tahtasında nasıl hareket ettirdiğinizle gelir. İnsan aklının kurduğu oyun kurucu irade, en gelişmiş yazılımlardan daha üstündür.

Teknoloji ne kadar "insansızlaşsa" da, o dronu uçuran, o yer altı tünelini kazan ve İran’ın yaptığı o maket uçaklarla düşmanı şaşırtan stratejik kararı veren yine insanın iradesidir. Sahadaki insanın dayanıklılığı ve vatan savunması motivasyonu, hiçbir yapay zekanın henüz kopyalayamadığı bir güç ve enerjidir.

Silahlar paslanır, teknoloji eskir, uçak gemileri batar ancak, doğru kurgulanmış bir strateji ve pes etmeyen bir insan iradesi ve azmi karşısında hiçbir hayalet uçak gizlenemez.

Geleceğin savaşlarını teknoloji değil; teknolojiyi bir araç olarak kullanan, esnek, karmaşık düşünebilen ve düz kalıpların dışına çıkan insan aklı kazanacaktır.

İran- Amerikan savaşında görülen o ki; teknoloji duvara toslamıştır! Şer’den, hayır çıkması bu olsa gerek.