TENKİT, TEŞEKKÜR, ŞÜKÜR, EYVALLAH!


Eleştiri bir kültürdür ayrıca.. Tahammül gerektirir.. Kendisini Kaf dağında görmeyi engeller, adamlaşmaya büyük katkı sunar.
Tenkit kültüründe tenkit edilen de namuslu, tenkit eden de namuslu olmak durumundadır. Şahsi kinleri, siyasi tutuculuğu bu işe karıştırmak insani ölçütlerle bağdaşmaz.
Teşekkür ise belli bir olgunluk bir kıymetbilirlik gerektirir. Yerinde ve zamanında yapılan bir teşekkür iyi işlerin toplumda yerleşmesine büyük ivme kazandırır. İyilik yapanla iyilik bulan karşılıklı yaptıkları şeyin hazzını yaşar. Bizim toplumumuzda teşekkür denen şeyin önemi tam kavranmış mıdır sorusuna cevabımız..
Maleseftir.
İslami geleneklerin toplumda içselleşmesi nedeniyle yukarıdaki iki değere göre biraz daha yaygınca varlığını hissettiren şükürdür.
Tam bir bilinçle yapılıp yapılmadığı sorgulanabilir ama nicelik bakımından diğerlerinden daha büyük bir yeri vardır bizde.
Şükür Rab'le yapılan mutluluk alışverişidir.    
Onun verdiklerine kayıtsız kalmamak, ona karşı memnuniyetini ifade etmek amacı taşır.
Bir de eyvallah vardır ki olanlara karşı bigane kalmak mealindedir. Çünkü etrafımızda dönen her yararlı ya da zararlı şeyi cibiliyetine bakmaksızın kabullenirsen eyvallahçı olursun.
Biz de en yaygın olan işte bu eyvallahçı tutumdur. Sorgulamadan, zararını yararını tartmadan baş sallarsan eyvallahçı olursun ki büyük yekünümüz bu anlayışın adamıdır.
Bağlarsak çuvalımızın ağzını; tenkitten haz duymayan, teşekkürden tam nasiplenmemiş, şükürde az da olsa mesafe almış, eyvallahta ise sınıfta kalmış bir hayat tarzıdır bizimkisi..
Yapmamız gereken yeniden bu kavramlar üzerinden doğruya kıblelenip pozisyonumuzu kesinkes gözden geçirmektir.