Bugün Türkiye’de “dış önerili ve destekli” terörsüz yaşamakla ilgili bir pıroje uygulanmaya çalışılmaktadır. Ne PKK’dan ne de DEM Partisinden gelmeyen, PKK’ya ve DEM Partisine kadim düşmanlığı olan MHP liderinden bir buçuk yıl kadar önce, “bayram değil, seyran değil, eniştem beni niye öptü” misali bir çıkışla gelen bir öneriyle, “insanlık düşmanı, ağırlaştırılmış müebbetle yatan bir katili” meclise çağrılarak, “gelsin, silahları bıraktırsın, terörü bitirsin, umut hakkını kazansın” yakarışlarıyla halkın inanç ve kanaatleriyle çelişen bir süreç başlatıldı…
Kürdistan Teali Cemiyeti amaçları nasıl emperyalist Batı’nın-İngiltere’nin Mondros’la temeli atılan bir pırojesi ise, bütün Kürt-Aşiret isyanları da-PKK da Batı’nın-ABD’nin projesidir. Yeni bir aşamaya geçen Batı ve ABD, emellerini bir başka biçimde gerçekleştirmek düşüncesiyle PKK’nın düşmanlığına bağlı olan varlığı Bahçeli’ye “Meclis’e gel” çağrısını yaptırdı.
Her türlü sosyal, ekonomik, kültürel, eğitim, vergi, askerlik, özgürlükler konusunda “anayasal eşit vatandaşlık” hakkına sahip Kürtlerin “ayrıcalıklı haklar talep ettirilmesiyle yaratılmak istenen “Kürt Sorunu”, 19. Yüzyıldaki “Ermeni Meselesi” gibi bir projedir. Dijital çağın içerisinde sahip olunun haklardan fazlasını istemek, “ayrı bir devlet” olmak anlamını taşır. Bu da Türkiye’yi bölünmeye, parçalanmaya götürür.
“Terörsüz Türkiye” söylemi bir masaldır. Katillerin affı düşünülürken, Belediye Başkanları uyduruk nedenlerle tutuklanıyor ve cezaevlerinde “rehin alınıyorsa”, siyasi çıkarlar için “belediye bürokratları film çekilir gibi gece operasyonlarıyla, ailelerine, çocuklarına aldırmadan polislerin arasında sürü muamelesine tabi tutuluyorsa; hiçbir kanıt olmadan “hakaret, casusluk, bilgi kirliliği, isyana teşvik” gibi suçlamalar öne çıkarılıyor ve hapishaneler dolup taşıyorsa; CHP’de suçlananlar AKP’ye geçince “aklanıyorsa”;
“Terörsüz Türkiye söylemi” bir masaldır. Hala belediyelere-özellikle eski CHP belediyelerine operasyon üzerine operasyon yapılıyor, kayyım atanıyor, kimi hasta başkanlar ve bürokratlar, tedavi ettirilmeden sırf “eziyet, işkence” olsun diye uzak kentlerdeki hapishanelere naklediliyorlarsa;
“Terörsüz Türkiye söylemi” bir masaldır. Aylar geçtikten sonra FETÖ uygulamalarıyla oluşan “şablon iddianamelerle” binlerce sayfalık laf kalabalığına getirilerek yargı saygınlığı zedeleniyorsa, “masumiyet karinesi” dikkate alınmıyor ve sonuçlanmamış yargının dışında davalı “suçlu muamelesi görüyorsa;
“Terörsüz Türkiye söylemi” bir masaldır. Alınan ve uygulanan yargı kararları, vicdani inanç ve kanaatlere uymuyor, vicdanları kanatıyor, acı veriyor, yaralıyorsa, anneler, babalar, çocuklar ve toplum kan ağlıyorsa ve “haksız, hukuksuz, vicdansız” diyorsa;
“Terörsüz Türkiye söylemi” bir masaldır. Anayasa Mahkemesi’nin aldığı “hak ihlali” kararları uygulanmıyor, Osman Kavala, Can Atalay ve Selahattin Demirtaş hala hapishanede “rehin tutuluyorsa”, hukuka, adalete ve insan haklarına aykırı işler yürütülüyorsa;
“Terörsüz Türkiye söylemi” bir masaldır. Eleştiriye ve eleştirel bakış açısına tahammül edemeyen iktidar, hala gazetecileri içeride tutuyor, tutukluyor ve televizyonlara el konuyorsa;
Terörsüz Türkiye söylemi” bir masaldır. Hayat pahalılığı, enflasyon, düşük maaş ve ücretler insanca yaşamak için yeterli olmazken ve hayat insanların omuzlarına bir yük olarak biniyorsa; çocukların eğitim masrafları, yeme, içme, barınma sorunları karşılanamıyorsa, emekliler, köylüler, çiftçiler, dul ve yetimler aç ve muhtacında kalıyorlar ve maaşları ödenmiyorsa;
Siz Sayın Özgür Özel, siz, Türkiye’nin en büyük sorunu, özgürlükler ve iç barıştır. Her gün belediyelerine ve bürokratlarına uygulanan operasyonları bir kenara bırakarak bunu tehdit eden bir iktidarın alet olduğu “dış pırojeye” araç oluyorsanız? Aldırdığı MUTLAK BUTLAN kararıyla yüzyıllık CHP’yi parçalayan, belediyelerini çalışmaz duruma getiren bir anlayışa nasıl destek verirsiniz? Sizin Yeni Parti olarak AKP’den, MHP’den, DEM’den farkınız ne oldu? 53 Bin şehit ve binlerce gazinin hakları ne olacak? Onlar niçin öldüler, neden kollarını, bacaklarını, gözlerini, kulaklarını verdiler? PKK’lılar dışarıda gezerken, şehitler ölümlerine, gaziler sakatlıklarına bir ömür mahkum oldular. / içinde “demokratikleşmeye” dair bir umut dahi barındırmayan bir pırojeye, bu yasaya nasıl katılırsınız? Bu, ölümden, öldürmeden yana olmak değildir. Barış böyle ise 25 yıl neden beklediler?
Allah aşkına bırakın Kürtlerle PKK’yı bir tutmayı. PKK Kürt halkı değildir. Nasıl ki CHP, nasıl ki AKP; MHP; DEM tek tek tüm Türk halkını temsil etmiyorsa, nasıl ki liderler tüm halkın lideri değillerse, PKK da tüm Kürtlerin temsilcisi değildir. Kim hangi ırktan, kültürden, dinden, mezhepten olursa olsun, Türkiye coğrafyasında yaşayan halka Türk denir. Yurttaşların tümü de eşit anayasal vatandaşlık hakkına sahiptir. Kürt olup da eşit anayasal, ekonomik, siyasal, kültürel, sosyal haklardan yararlanmayanlar var mıdır? Ne istediler de olmadılar? Hangi işe girdiler de engellendiler? Söyleyin, kavgasını birlikte verelim. Bu zamana kadar da verilmedi mi? Bu oyun nedir?
Bakıyorum herkes, faturayı özgür Özel’e kesiyor, imza attı diye. Kimileri de “evlat-ı ıyal” romantizmi yaşıyor. “Terörsüz Türkiye” nin pırojesini Bat-Amerika-CİA hazırladı. Emperyal istekleri taşıyan yasayı kimler Meclise getirdi? İktidar partilerine verdi, onlar da topladığı yandaşlarla imzaladı. Hiçbirinin emeği yok bu yasada. Kimse kendine pay çıkarmasın. Onlar-DEM de dahil, emperyalizmin memurlarıdır. Amerika, Batı istedi, onlar da yaptı, tıpkı 19. Yüzyılda, Ermeni Meselesinde olduğu gibi
Bu topluma verilecek en anlamlı değer, sevgi, saygı, barış ve refahtır. O da ekonomik zenginlikle kazandırılır. Bitsin artık emperyalist isteklerle ülke yönetmek! Katiller ne kadar affedilirlerse affedilsinler, CHP belediyelerine yapılan operasyonlar bitmeden, içerde rehin tutulan başkanlar, bürokratlar, gazeteciler, hakaret suçluları çıkarılıp özgürlük ortamı yaratılmadan bu ülke barış, huzur ve olmaz.
Sevgiyle, esenlikle kalınız…
bilbatuhan@hotmail.com