tohum toprak ve evren:
(varlığın bileşkesi üzerine)
ya da
tohum everenin kendisidir!
varlığı yalnızca özde aramak onu eksik kavramaktır
çünkü hiçbir şey kendi başına 'olmuş' değildir
bu bağlamda 'tohum evrenin kendisidir' ifadesi ancak tamamlanmamış bir gerçeği dile getirir
tohum evrenin potansiyelidir
fakat evrenin kendisi tohum ile toprağın karşılaşmasında ortaya çıkar
asıl belirleyici olan bu iki öğenin bileşkesidir
tohum içinde sınırsız bir olanak taşır
henüz görünür olmayanı geleceği olası olanı barındırır
ancak bu olanak kendi içine kapalıdır
kendini açığa çıkaramaz
toprak ise tek başına verimlidir ama yönsüzdür
ne doğacağını bilmez yalnızca karşılamaya hazırdır
işte varlık bu iki unsurun temas ettiği anda başlar
evren ne sadece tohumdur ne de yalnızca toprak
evren karşılaşmanın kendisidir
bu karşılaşma felsefi anlamda öz ile koşulun birlikteliğini temsil eder
öz tohum olmadan koşullar anlamsızdır
koşullar toprak olmadan öz sessizdir
varlık bu sessizliğin bozulduğu anda doğar
bu nedenle var olmak durağan bir hâl değil
bir oluş sürecidir
evren sabit bir yapıdan çok sürekli değişken gerçekliktir
bu perspektiften bakıldığında insan da bir tohumdur
ancak insanın kendini gerçekleştirmesi yalnızca içsel yeteneklerine bağlı değildir
içinde bulunduğu tarih kültür ilişkiler acılar ve olanaklar onun toprağını oluşturur
insan dünyayla temas ettikçe olur olgunlaşır
kendilik yalıtımda değil
doğanın tüm bileşenleriyle karşılaşmada şekillenir
dolayısıyla evren başlangıçta verilmiş bir bütün değil
her an yeniden kurulan bir bileşkedir
tohumun toprağa düşmesi gibi her düşünce bir bağlama her varlık bir ilişkiye muhtaçtır
evren tam da bu yüzden dinamiktir
çünkü özü ilişkide yatar
sonuç olarak 'tohum evrenin kendisidir' demek yerine şunu söylemek daha yerinde olur:
*
evren tohum ile toprağın karşılaşmasında ortaya çıkan şeydir
varlık ne yalnızca içimizde ne de tamamen dışımızdadır
varlık aradaki gerilimde doğar
ortahisar