TRABZON!
Bütün yapılar sözüm yasa ve yönetmeliklere uygun, meclis kararlarına dayanılarak yapıldı.
Yapıldı da ne oldu?
Sonuç ortada. Görenlerin yazık etmişler güzelim kente dedikleri bir şehir! Çıkarılacak ders: Kentleri yasa ve yönetmelikler değil; o şehrin insanları yapar. “Ortahisar’da Planlama sorunları” masasında konuk, “Kamu açısından Ortahisar’da İmar ve Planlama Sorunları” masasında ise moderatör olarak çalıştım.
Her iki çalışma gurubundan çıkardığım ders şudur:
TRABZON VİZYONSUZDUR!
Vizyonsuz bir kent nasıl yönetilir?
Çok kolaydır. Sonuçları ise ortada; iç karartıcı. Vizyon geleceği tasavvur (hayal) etmek..
Vizyona bağlı stratejiler geliştirilir. Eylemler de bu stratejiler bağlı olarak ortaya çıkar. Turizm kenti Trabzon vizyonuna uygun bir kentleşmemiz olduğunu söyleyenler parmak kaldırsın lütfen !! Tamam siz yazının geri kalanını okumayın zaten, siz mevcut kentleşme modelinden memnunsunuz.
VİZYONSUZ KENT
Trabzon’a bakınca içimizi acıtan şeyleri sıralamaya kalksak, herhalde sayfalar dolusu yazabiliriz. Ben sadece bir kaç soru sorarak, ilk aklıma gelenleri sizlerle paylaşayım.
İçinden dağ fışkırmış Trabzon’un silüeti kaybolmuştur. Şehrin yeşili bitmiş, inşaata kurban verilmemiş son yerler de binalaşmaktadır. Bu yapılaşma, hangi şehircilik mantığıyla yapılmaktadır?
Deniz şehrinde yaşadığımıza bin şahit lazım. Denizle hukukumuz bitirilmiştir. Bize soruldu mu denizle bağımız koparılırken?
Çömlekçi, Vadiler, Boztepe.. Bir kentin çeşitli bölümlerine neden müdahale edilir?
Kente müdahale (dönüşüm) için tek seçenek istimlak mıdır? İstimlak paraları halka sus payı mıdır?
Stadyum nereye yapılmalı? Stadyuma ne ad verilmeli? Tamam da kitap ne diyor?
Her bir yapı, strüktür, fonksiyon ve estetik açıdan şehri değer katma sorumluluğu taşır.
Kitabın ortasına bir ek de benden.
Yani kitap diyor ki: her bir yapı şehre karşı sorumludur.
Ziraat Bankasının binası ve koruma altına alınanlar hariç hepsini bir anda yıkın, yıkılan tek bir Opera Binamıza üzüldüğüm kadar üzüntü duymam.
Trabzon forumunu kurmalıyız..
Katılımcılık üzerine onlarca yazı yazdım. Köylüsünden akademisyenine kadar bu şehirde yaşayan herkesin yaşadığı yerle ilgili bir sözü olmalı, fikri alınmalı dedim. Belki bir şehir forumu ya da düşünce kulübü kurmalıyız.
Müdahale edebileceğimiz işler, yerler alanlar var mı vb.? sorularına cevap aramalıyız. İki proje konusu önerisi, kent forumu için şimdiden hazır “Trabzon kentsel müdahalelerinde etik araştırması” ve “Kent dönüşümlerinde ortaklık modelinin araştırılması” Rant kentlerde yaratılır..
Bütün sorun bunun dağıtımıdır.
Şehirlerde bazen bir bölge harabeye döner ya da fonksiyon kaybı yaşar; Çömlekçi örneğinde olduğu gibi. Bazen ise bir bölge dönüşüm adıyla yeni bir rant alanına döner, Erdoğdu’da olduğu gibi. Yerel Yönetimlerin, rant oluşturan alanlarda “yapacağım-benimle didişmeyin” mantığı, ne kente, ne kendisine, ne de hak sahiplerine bir fayda sağlamamaktadır.
Özellikle Karayollarının “dediğim dedik çaldığım düdük” tutumu anlaşılmazdır.
Denge, masaya çeşitli alternatifler ile oturmaya bağlıdır. Kente yapılan müdahalelerde farklı seçenekler ortaya konmalıdır. Ülkemizde olan biten, halen devam eden “temsili demokrasi”nin, katılımcı demokrasiye dönüşmesi için atılan adımların hazmedilmeyişidir.
Gelecek;
Merkezden yerele kayan yetki, şeffaflık,
hesap verme ve sorabilme,
Ve katılımcılık üzerine inşa edilecektir.
Dört ya da beş yılda bir sandığa gitme dönemi çok gerilerde kaldı. Sandık çok şeydir, ama her şey değildir.
Gelişmiş ekonomi ve demokrasilerle aramızdaki en temel farkın bu olduğu açıktır. Sorun, yaratılan zenginliğin paylaşımındaki adaletsizliğin giderilmesidir.
Zaman, devam eden “çalıştayda” konuşulanların lafta kalıp kalmayacağına tanıklık edecek.
Sağlıcakla kalın.