TRABZON KABUĞUNU NASIL KIRAR?
Trabzon için nam-ı diğer esnaf şehri dense de ticaret hacmine baktığımızda bunun sözde kaldığını görüyoruz.
Sen ne üretiyorsun, üretim yapmak için gerekli altyapı donanımlarıyla mücehhez hale getirilmiş misin? sorusu canalıcı bir soru olarak karşımızda durmaktadır. Eskiden kara lastik ve cızlavatla bütün bölgenin ihtiyacını karşılayan Trabzon bu lastiklerin pabucu dama atıldığından beri bölgeye dönük bir üretim yapamıyor. Bakırcılıkla ilgili üretimler de giderek yeni teknolojik ürünlerin öldürücü darbesine teslim olmuş durumdadır. Diğer el sanatlarında da durum parlak değildir. Bu manzara ile bölgesel şehir olabilme ünvanı bile tehlikededir.
Unutulmamalıdır ki gerçek esnaf şehri olmak için aldığını satan değil ürettiğini satan olmak gerekir. Elalemin ürettiğini herkes satar. Hekimoğlu Döküm Sanayii de olmasa ürettiğimizin esamisi bile okunmaz.
Trabzon, dört konuya yoğunlaşmak durumundadır.
1-Tersanecilik( Büyük gemiler ve modern yat imalatı, gemi bakım ve onarımı)
2-Hayvancılık(Doğal ürün, doğal besin ve ürün çeşitlemeleri, pazarlama çalışmaları)
3-Turizm(Doğa, kış-yaz turizmi, deniz ve spor turizmi)
4-Eğitim(KTÜ ve Avrasya Ü. yanına en az bir devlet iki de özel üniversite eklenmelidir)
Bu dört maddede dünyada namı olacak bir konuma gelinemedikçe Trabzonumuzun geleceği bana göre karanlıktır.
Tersanecilik konusunu biraz açalım: Büyük gemilerden yatlara kadar her türlü işlevi gerçekleştirecek denizciliğe dönük sanayi için yatırımlar teşvik edilmeli, maharetli ustalar yetiştirerek bu dalda markalaşacak bir yol takip edilmelidir. Askeri özellikli yüzer unsurlar konusuna da ağırlık verilmeli, Karadeniz insanın keskin zekası değerlendirilmelidir.
Devletin gemi sanayiciliğinde yatırımı düşünen kişilere sonsuz destekler sunması, bu sanayi hareketliliği ete kemiğe bürünene kadar bu teşvikleri kesintisiz hale getirmesi hayata geçirilmelidir.
Hayvancılık konusu zaten bölgemizin bildiği bir konudur. Bu konuda da ürün bazlı desteklerle üretici korunup üretim çeşitliliği sağlanmalı ve bölgenin gelişmesi için doğal yem kaynakları, kimyasal olgulardan uzak üretim tesisleri oluşturulup Dünya pazarlarına açılacak pazarlama yöntemleriyle piyasaya girilmesi sağlanmalıdır.
Turizm için doğayla deniz arasındaki kopukluğu biran önce aradan kaldırmak gerekir. Sabah yaylada kahvaltısını yapan deniz kenarında öğle yemeğini yiyip denize girebilme imkanları geliştirilmelidir. Dolgu ile kazanılan alanların önüne kumsallar tesis edilmeli, dinlenme, eğlenme yeme içme tesisleriyle sahilin cennet görünümüne dönüştürülmesi gerekmektedir.
Otellerin önlerinde kumsallar oluşturularak, sörften tutun bilimum deniz sporlarının yapılabildiği yaşam çeşitliliği sunan bir yapıya kavuşmak, gelişmek için gerekli hamleler olacaktır.
Futbol takımlarımızı çok başarılı kılarak bölgenin tanıtımının önü açılabilir. Türkiye'nin İstanbul ve Antalya olmadığı gösterilmiş olur. Bütün bunlar için zihni maveralar arkasına sarkan siyasetçileri meclise göndermekle işe başlayabiliriz. Dünyayı bilmeyen, ufku dar, kanaati dumurlu kişileri değil de milli kimliği özümsemiş bir o kadar da evrensel insani değerleri içselleştirmiş az sayıda eliti bulup önümüze katmak gerekir. Evi ile bedeni arasında haz depolamaktan başka bir şeyler üretmekten öteye gidemiyenleri ben de dahil olmak üzere bulunduğumuz dar kalıplar içinde bırakmak gerekir.
Üniversiteler akıl demektir. Şehrin aklını geliştirdin mi her şey gelişir. Bu nedenle bu konuya özel önem atfedilmelidir.
Hasta türrizmi konusuna eğitime baktığım kadar sıcak bakmıyorum. Hasta demek moralsizlik demektir. Dert demektir. Bizim derdimizin bize yettiğini başka insanların dertlerine üzülecek psikolojik dayanıklılığımızın olmadığını düşünüyorum.. Bu da önemli bir kaynak sağlar diyenlere de saygım var..
Kısaca Trabzon'u açmak gerekir.