TRABZON VE SEL!


24 yıl önce yaşanan  can kayıpları ile yüreklerimizin yandığı felaketin derin izleri hala hafızalarda değil mi? Sonrasında küçüklü büyükle sel ve heyelanlarla kaybolan hayatlar! Önceki gece o  fişek gibi yağan yağışı görünce 'Trabzon'u seller her 30 yılda bir  yoklar' demekten kendimi alamadım.

Dedik ya 24 yıl önce diye..

En  son 1990'da Atay Aktuğ'un belediye başkanlığı  döneminde Akçaabat İlçesi ve Çağlayan Beldesi sele teslim olmuş, karanlığa bürünmüştü. Galanima, Sera ve Değirmendere, Zağnos ve Tabakhane dereleri taşmış, Akçaabat Trabzon devlet karayolu üzerindeki köprüler çökmüş, nice canlar kaybolmuş, ulaşım günlerce denizden balıkçı tekneleriyle yapılmıştı..
Şehre su taşıyan şebeke çökünce vatandaşa pet şişelerle su dağıtılmış, bir çok ev ve iş yerini sel basmış ve etrafında ne varsa yıkmış götürmüş, almış denize indirmişti! Çok ama çok acı manzaraydı..

Dönemin valisi Enver Hızlan başkanlığında kurulan masada Ali Rıza Korkmaz resmen 'çaresiziz' diyordu. Dönemin başbakanı  Mesut Yılmaz  tüm bakanlar kurulu üyeleri ve DYP  lideri Süleyman Demirel Trabzon’a gelip hava limanında DYP  il başkanı Erol Emral'ın getirdiği çizmeleri ayağına çekip şehri baştan sona gezip dert dinlemişti. Sonra vali Hızlan'ı ziyaret için il başkanı Emral randevu alır ancak vali saat 12.00’da gelip Demirel gelmeyince özel kalem müdürü Hasan Kanber’e 'ben çıkıyorum' deyip makamdan ayrılmıştı.

Demirel saat 12.30’da makama gelir, valinin makamda olmadığını görünce geri döner ve il başkanlığını ziyaret eder, akşam yemeği için Trabzon Restoran’a geçerler biraz sonra vali Hızlan restorandan içeri girip Demirel’in yanına otururken 'şehrimize hoş geldiniz, ben mesai bittiği için makamdan ayrıldım'  der.

Daha sonra vali  Hızlan ANAP iktidarınca Sakarya'ya vali olarak atanır, 1991 genel seçimlerinde Demirel başbakan olunca Sakarya  valisi hızlan yaptığı açıklamada  'DYP Sakarya milletvekili Mehmet Gölhan istifamı istedi ben de bu hükümete isyan ederek istifa ediyorum' der.

Sonra Trabzon'da Demirel’in makamda bulamadığı vali Hızlan ile açıkça hesaplaşma oluyordu..
1992’de Köprübaşı ilçemizde 33 kişinin ölümü ile sonuçlanan sel felaketi sonrası başbakan olarak bu şehri ziyaret eden Süleyman Demirel DSİ bölge müdürü İhsan Çelik’ten brifing aldıktan sonra 'suyun debisinin bu kadar yüksek olduğu başka bir il yoktur herhalde' demişti.
Nostaljinin ardından gelelim bugünkü  konumuza; Trabzon'u önceki gece yine sel vurdu. Büyükşehir Belediyesi, TİSKİ başkanından genel müdürüne kadar sağa sola koşuşturdu durdu.

Ama  çaresizdiler. Çünkü kepçeciler, dozerciler, işçiler havuza gönderilmiş, makineleri sürecek operatör kalmamıştı!
İşin en önemli boyutu uzun yıllardır şehrin altyapısı bitmiş, yapılanlar hep günü kurtarmak için olmuş. Anlayacağınız bu şehrin altyapısı toptan elden geçirilmeli..

Özellikle bırakın seli  her yağışta şehrin belli noktalarında yaşanan su baskınlarının ana noktaları bu şehirde belli. En azından bu noktalarda çalışılmalı.. Bu arada  en garibi eline kepçeyi alan  kurum ve kuruluşlar şuydu buydu diyerek  yolları kazmış, altını üstüne çevirerek yamayla kapatmışlardı!

Kanalizasyona ve yağmur suyu isale hattına verdikleri zarar bu yağmurla su üstüne yani açığa çıktı.
Yüzlerce dükkan ve evi su bastı.

Bu  şehrin en ünlü müteahhit firmasının yaptığı Forum AVM'nin tavanları çöktü, dükkanları su bastı, yönetim çaresizce belediyenin kapısına çaldı ama yapılacak hiçbir şey yoktu.

Sel basmadan önlemini alıp, dere ve deniz kenarına ev, dükkan yapmamalıyız.
Allah aşkına hala ders alınmadı mı?

Unutmayın  dereler her 40 yılda bir gelip yataklarını geri alır! Başta belirttiğim üzre 24 yıl önceki o acıyı unutmamalıyız..
Önceki günkü sel geriliminden can kaybı yaşanmadan çıkmamız tesellimizdir!..

Hiç kuşkusuz bazen doğa felaketlerine karşı ne kadar önlem alırsanız alın önüne geçemiyorsunuz, yıkıp geçiyor..
Ama  belediyelerinden vatandaşlara, kurumdan esnafına kadar A' dan Z' ye hepimiz önlem almada elimizden geleni  yapalım, takdiri Allah’a bırakalım!