TRABZON'DA SUYUN BAŞINDA OLMAK!
Gündemi sürekli siyaset ve spor belirliyor..
Siyaset ve Trabzonspor bu şehrin aynası..
Peki ama bu aynada ne kadar gerçeklerle yüzleşiyoruz?
Ne kadar doğruları konuşuyor, ne kadar gerçekçi tespitler yapabiliyor, ne kadar tarafsız ve sağlıklı görüşler ortaya koyabiliyoruz.
Siyaset ve Trabzonspor’dan bu şehir ne kazanıyor, ne kaybediyor..
Trabzonspor güçlü olduktan sonra, zirveye oynadıkça, camia bir bütün olduktan sonra elbette kazanan bu şehir oluyor.
Trabzonspor cephesinde kazanımlar çok önemli ama kayıplar telafi edilmeyecek kadar ağırdır.
Siyaset cephesinden baktığımızda tablo daha değişik.
Onların aldığı sorumluluk çok farklı..Trabzon gibi bir şehirde suyun başında olmak hiç de kolay değildir..
Bazen ne yapsanız yaranamazsınız..
Ne kadar çabalarsanız o kadar batarsınız..
Ne kadar işinizi düzgün yapsanız da fayda götürmez..
Çünkü Trabzon’da siyaset ‘biz’ anlayışı ile değil ‘ben’ anlayışı ile sürmekte.
İşini yaptığınız sizi göklere çıkarır ama yapamadığınız yerin dibine batırır..
Kişilerin değil şehrin çıkarları işte bu noktada anlamını kaybeder..
Çünkü siyasetçilerin ve suyun başında olan kişilerin kapıları ‘ben yırtayım da gerisi önemli değil’ diyenler tarafından çalınır sürekli.
Trabzon eğer önündeki sorunları aşmak, işsizlik ve istihdam noktasında çare arıyorsa önce ‘biz’ demeyi mutlak suretle öğrenmeli..
Yoksa bu anlayış aynen devam eder..
Kazananlar birileri, kaybeden de hepimiz oluruz..