Mehmet Murat Çalık denildiğinde birçok kişinin aklına önce İstanbul gelir. Ancak Çalık’ın cümlelerine, duruşuna ve Trabzon’a yaklaşımına dikkat edildiğinde görülüyor ki; o hiçbir zaman memleketiyle bağını koparan isimlerden olmadı. Trabzon’u sadece seçim dönemlerinde hatırlayan değil, yıllardır bu şehrin sorunlarını konuşan, tartışan ve fikir üreten bir anlayış ortaya koydu.
Ortaya koymakla kalmadı, fırsat buldukça memleketi Trabzon’a gelerek yerel idarecileri ve kentin kanaat önderleri ile istişarelerde bulundu. Hep şehrin önünü açacak projelerin hayata geçirilmesi gerektiğini savundu. Kente destek olma noktasında imkan dahilinde elini taşın altına koymaya hazır olduğunu söyledi. İşte Mehmet Murat Çalık, böyle memleket sevdalısı bir isimdi.
Aslen Maçkalı olan Çalık, çocukluğunu ve ilk eğitim yıllarını Trabzon’da geçirdi. Daha sonra şehir plancılığı eğitimi aldı ve yerel yönetim alanında önemli görevlerde bulundu. Ancak dikkat çeken nokta şu: İstanbul’da önemli bir makamda bulunmasına rağmen Trabzon üzerine konuşmaktan, fikir belirtmekten hiç uzak durmadı.
Kimi zaman şehrin plansız büyümesini, kentin betona teslim edilmesini eleştirdi, kimi zaman Trabzon’un doğal kimliğinin korunması gerektiğini söyledi. “Eski Trabzon bambaşkaydı” derken aslında nostalji değil, kaybedilen şehir kültürüne dikkat çekiyordu. Bu eleştirilere katılan olur, katılmayan olur. Fakat memleket adına söz söyleyen insanları hemen kötü niyet parantezine koymak da doğru değildir.
Bugün Trabzon’un en büyük problemlerinden biri; ortak aklı büyütmek yerine sürekli cepheleşmek. Oysa bu şehir, siyasi görüşü ne olursa olsun memleketine katkı sunmaya çalışan insanlarını kazanmak zorunda. Çünkü Trabzon artık sadece hamasetle değil; şehir planlamasıyla, turizmiyle, eğitimiyle, ekonomisiyle yarışmak zorunda olan bir şehir.
Trabzonspor nasıl bu kentin dünyaya açılan yüzüyse, Trabzon’dan çıkıp Türkiye’nin farklı noktalarında görev yapan isimler de bu şehrin birikimidir. Başkan Çalık da bu isimlerden biri. Trabzon’a dair fikir üretmesini, şehre dair hassasiyet göstermesini bu çerçevede okumak gerekir.
Elbette herkes aynı düşünmek zorunda değil. Ancak farklı düşünen herkesi ötekileştirerek değil, konuşarak ve tartışarak şehir kültürü oluşur. Trabzon’un bugün en fazla ihtiyaç duyduğu şey de tam olarak budur: Daha fazla kavga değil, daha fazla ortak akıl.