TRABZONSPOR'A İNANMIŞ, ADANMIŞ OYUNCULAR GEREK..


Ayağım çekti, yok iyi çalışamadık, yok şöyle yok böyle şeklinde mazeret dizenler değil, adam gibi oynayacak, ölümüne savaşacak oyuncular lazım.
Bu takımın geçmişine temenna edecek, canbazlar sirkinde kazandığı nice başarıları tekrarlamaya azmetmiş oyuncular gerek..
Sözün kestirme olanıyla söylersek kaybettiklerinde kahrolan bir kadro istiyoruz. Kaybetmenin sadece sonuç olmadığını idrak edip İzmit'teki Yılmaz Yıldırım'ı, Artvin'deki Yaşar Korkuoğlu'nu, Gamata'yı veya Kadoğlu Ahmet'i bütün bütün hissedecek ufku geniş, sorumluluk bilinci gelişmiş bir kadro lazım.
Rize'deki Yaşar Okutur'u, Alperen'i, İstanbul'daki Ali Nalbant'ı, Akçaabat'taki İsmet Mollamehmetoğlu'nu aklına getirecek. Trabzonspor'un sadece bir futbol takımı olmadığını bilecek. Diyarbakır'daki Trabzonsporlu köyü, Mardin'deki taraftar derneğini; yüklendiği misyonla, bir futbol takımının çok ötesinde ezilmişlerin sesi, beyazlara karşı zencilerin isyanı olduğunu hücrelerine kadar hissedecek bir takım lazım.
Hocamız da birçok şeyi kısa zamanda başarma yeteneğinde olacak. Vadeyle, çekle, zamanla avunulacak zaman yok arkadaş.. Gerekirse şapkadan tavşan, kutudan güvercin çıkaracak..
Trabzonspor sahaya dizildiğinde rakip sadece bir futbol müsabakasına çıkılmadığını iliklerine kadar hissedecek. Temsil ettiğimiz misyon gereği kaybetmeyi bırak, kötü oyunun ne derin yaralar açtığını bilen bir grup gerekli bize.
Onları izlemek için kuyruğa girilecek cevvaliyette bir temsille sahada olmaları, seyirciyi gelmeye mecbur bırakmalarını başaracak bir grup lazım..
Ne dişçi Hüseyin, ne öğretmen Turgut ne de diğer meslek erbapları işine moralsiz gitmemeli. Bu donanımda bir takımı sahaya sürersek Trabzonspor sevdalıları kendilerini bırakıp giden sevgili sendromu yaşamaz.
Transferle iş bitmiyor, adam bir semt takımı için koşuyor da biz taşıyla toprağıyla bordo mavi olan bir kent için koşacak, savaşacak kişiler bulamıyoruz.
İster yerlinin yerlisi, ister yerli, isterse de yabancı olsun aktör Antony Quinn gibi Müslüman olmadığı halde Müslümanı oynayacak aktörler gerek bize.
Peki bu takımda bu ışık var mı? Bence var.. Ama daha kaynaşık, daha özveriyle donatılmaları şartıyla bu takım bir özlemi dindirecek evsaftar.
Şimdi Lokeren takımıyla oynuyoruz. Başta futbolcular, sonra yönetim ve nihayeti taraftar artık bütünleşmeli, şeytani ağızlara, sergenlere(raf) goller dizmeli.
İklimi kirli Türk futbolu hizaya gelecekse onun kaderi de senin başarına bağlı. Çünkü sen temizinden oynuyorsun bu oyunu.. Sen kazanırsan temizler de kazanmış olacak..