TRABZON’UN DERELERİ, ORMANLARI VE YAYLALARI SATILIK DEĞİLDİR!


Trabzon, sadece bir şehir değildir. Bu topraklar binlerce yıllık doğal mirasın, yaşam kültürünün ve gelecek nesillere bırakılacak en büyük emanetin adıdır. Derelerimiz, ormanlarımız ve yaylalarımız; ekonomik hesapların değil, milletimizin ortak varlığıdır.
Bugün en temel soru şudur: Kısa vadeli ekonomik kazanç uğruna, geri dönüşü mümkün olmayan doğal tahribat göze alınabilir mi?
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 56. maddesi, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğunu açıkça hükme bağlamaktadır. Aynı madde, çevreyi korumayı sadece devlete değil, vatandaşlara da görev olarak yüklemektedir. Bu nedenle çevreyi savunmak bir tercih değil, anayasal bir sorumluluktur.
Trabzon’un dağları, ormanları ve dereleri yalnız bugünün insanına ait değildir. Bunlar çocuklarımızın ve torunlarımızın da hakkıdır. Bir kez bozulan doğal dengeyi eski haline getirmek çoğu zaman mümkün değildir. Kesilen ormanlar yeniden büyüyebilir; ancak kaybolan ekosistem, yok olan su kaynakları ve bozulan doğal yaşam aynı şekilde geri getirilemez.
Elbette madencilik hukuka uygun, bilimsel verilere dayalı ve çevreyi koruyacak tedbirlerle yapılabilir. Ancak çevreye telafisi güç zarar verecek uygulamalara karşı toplumun denetim hakkı da demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez unsurudur. Kamu yararı, her zaman uzun vadeli çevresel ve toplumsal faydayı gözetmek zorundadır.
Bu nedenle Trabzon’daki tüm meslek odalarını, sendikaları, dernekleri, vakıfları, çevre platformlarını ve demokratik kitle örgütlerini ortak akıl etrafında birleşmeye davet ediyorum. Sessizlik, doğayı korumaz. Bilimsel mücadele, hukuki girişimler ve demokratik katılım ise gelecek nesiller adına en güçlü savunmadır.
Çağrım Trabzon halkınadır.
Derelerinize sahip çıkın.
Ormanlarınıza sahip çıkın.
Yaylalarınıza sahip çıkın.
Çünkü doğa bir kez kaybedildiğinde, yerine konulabilecek hiçbir servet yoktur. Bugün gösterilecek duyarlılık, yarın çocuklarımızın nefes alacağı havayı, içeceği suyu ve üzerinde yaşayacağı vatan toprağını koruyacaktır.
Trabzon’un sesi olmak zorundayız.
Doğa sustuğunda, insan da susar. Fakat hukuk içinde verilen kararlı ve bilinçli mücadele hem doğayı hem de milletimizin geleceğini korumanın en güçlü yoludur.