Trabzon'un o'na kocaman teşekkür borcu var!
Bakın size 'Yaşayan Trabzon' adına hakkı mutlaka teslim edilmesi gereken bir isim..
Çağdaş..
Çalışkan..
Beyefendi..
Dürüst..
İdealist..
Projeci..
Girişimci..
Yürekli..
Cumhuriyet’in nimetlerini en iyi şekilde özümsemiş..
Tuttuğunu hep koparmaya çalışmış..
Doğduğu toprakları hiç bir zaman unutmamış..
Okumak için ayrıldığı Trabzon'unun ebedi aşığı o olmuş..
Trabzon'a hizmet etmeyi hep borç saymış..
Bu borcu hiç bitmemiş..
Çünkü hiç durmamış!..
Ankara'da Siyasi Bilgiler Fakültesi’nde okurken 1976 yılında bir grup arkadaşı ile Trabzon Kültür ve Dayanışma Derneği’ni kurmuş, ardından 1986 yılında Trabzon Vakfı'nı!..
1976 yılından beri aralıksız Trabzon Derneği ve Vakfı’nın yöneticisi olarak gurbette Trabzon'unu en iyi şekilde yaşamış ve yaşatmış..
Trabzon'u hiç ihmal etmemiş..
Uzaklardayım diyerek, neme lazımcı hiç olmamış...
Her nerede olursa olsun Trabzon'u yaşamak ve yaşatmak onun için bir sevda olmuş..
Bu ülkenin, bu şehrin sanatında, turizminde, kültüründe, sporunda, müziğinde, fuarcılığında yani bu ülkenin adı, bu şehrin adı nerede varsa orada hep olmasını bilen bir adam olmuş..
Birçok farklı işin ilkini gerçekleştirmiş..
Bir düşünün İran'da, Irak'ta, Suriye'de, Afrika'nın 13 ülkesinde Türk haftaları, Türk ihraç günlerinin gerçekleştirilmesinde hep öncü olmuş..
Trabzon salnamelerini, Trabzon basın tarihini basmış..
Bakın o nasıl bir Trabzonlu
Öğrencilik yıllarını anlatırken '1974 yılında Ankara'ya geldiğimiz yıl 6 ay boyunca her cuma akşamı saat 18.00’de yola çıkıp dönemeçleri meşhur Armenik Dağı’nı aşarak Trabzon’a gelip pazar akşamı Ankara'ya döndüm. 6 ayda 24 hafta varsa biz 23 hafta böyle yaşadık. Rüyalarımda denizin olmayışını yaşadığım kentte, deniz geliyor görüyordum. Bu konuda hala kendimde bir eksiklik görüyorum' diyen bir adam o..
Aileden adam gibi adam..
Trabzon'un unutamadığı eğitimcilerden Ferihan Aygül' ün, yine Trabzon'un unutamadığı hukuk adamlarından Necati Aygül 'ün aslan yürekli, Trabzon sevdalısı oğlu o..
O isim Ankara Trabzonlular Vakfı Başkanı Bilgin Aygül..
Yok böyle bir adam..
Bu şehir, böylesine yetiştirdiği değerlerin kıymetini bilmesede hep özel bir şehir..
Büyük fedakarlıklarla, büyük uğraşlarla, yılmadan, yıkılmadan hiç bir kişisel beklentisi olmadan sadece Trabzon'u gurbette yaşatmak adına tam 8 yıldır Ankara'da yapılan Türkiye'deki bütün illere de öncü ve örnek olan ‘Her Yönü ile Trabzon Etkinlikleri’nin mimarı o..
***
Gelin son sözü de Aygül'ün bir söyleşindeki son derece anlamlı sözlerine bırakalım..
“Trabzon çok farklı bir kent. Çok renkli, çok sesli, dünyaya örnek olacak kentlerden bir tanesi güzel bir kent. Ancak biz kenti, kent rantına mağlup ettik. Evliya Çelebi’nin Tarab-ı Efsun diye tarif ettiği o efsun kokulu kente bugün bakmaya bile çekiniyoruz. Trabzon’daki yapıların hepsi farklı mimarideydi. İnsanların oturdukları yerler Osmanlı ya da o yörede yaşayan farklı milletlerin mimarisi ile yapılmış farklı bir kentti. İnsanların gezince kafalarında tortu bırakan bir kentti. Ben 56 yaşındayım, şimdiye kadar bazı binaların 2-3 kez yıkılıp yapıldığını gördüm. Büyük bir deprem şiddetinde bir Tanjant Yolu yapıldı. Trabzon’un tarihi dokusunda önemli yapılar yok oldu. Bir Karadeniz otoyolu yapıldı, Trabzon’u denizden kopardı. 1937’de Lambert’in söylediği gibi Trabzon güneye doğru büyüseydi, güneyde, viyadüklerle kente bağlı merkezler inşa edilebilseydi bugün Trabzon gerçekten bir İtalya gibi turistlerin mimarisine hayran kaldığı bir kent olacaktı. Maalesef elbirliği ile bunu yok ettik. Bu, gerçekten acı bir olay.'
Ne acı tespitler!..
Aklın yolu bir..
***
Uzun lafın kısası!..
O bu şehir için karşılıksız sevda gibi çok şeyler yaptı, yapmaya da devam ediyor!..
Bu şehrin Bilgin Aygül'e kocaman bir teşekkür borcu var!..
Çünkü iyi ki var!..