Trabzon, sosyal ve stratejik dinamikleriyle Türkiye’nin etkileşim sahası en geniş ve en kıymetli şehirlerinden biridir. Ancak bu değere rağmen, yatırımlara bakıldığında şehrin potansiyelini yansıtan adımların yeterince hayata geçirilmediği görülmektedir. Yıllardır Erzincan–Trabzon Demiryolu, hafif raylı sistem, Güney Çevre Yolu ve lojistik yatırımlar gibi projelerle kamuoyu meşgul edilmiş; bazı fırsatlar ise başka illere kaydırılmıştır.
Bugün benzer bir tablo, 2017’de gündeme gelen Yatırım Adası projesinde de yaşanmaktadır. Oysa Yatırım Adası, Trabzon ve bölgesi için sıradan bir proje değil, ekonomik ve stratejik açıdan büyük bir fırsattır. Avrupa ve dünyadaki benzer modellerden esinlenilerek geliştirilen bu vizyon, Türkiye’de 22 bölgede planlanmış; karada uygun alan tahsisi sağlanamayınca Zonguldak Filyos ve Trabzon için deniz dolgusu modeli Cumhurbaşkanlığı onayıyla mümkün hâle gelmiştir.
Ne var ki imzaların atılmasının ardından, ekonomik koşullar ve yerel hassasiyet eksikliği gibi nedenlerle süreç beklenen ivmeyi kazanamamıştır. Şehrin dinamik aktörleri olan STK’lar, siyaset kurumu ve yerel yöneticiler projeyi hayata geçirme noktasında gereken kararlılığı gösterememiştir. Bu noktada Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası’nın projeyi sahiplenmesi, sürecin bugüne taşınmasında belirleyici olmuştur.
Yatırım Adası, yaklaşık 30 bin kişiye istihdam sağlayabilecek, binlerce firmaya ev sahipliği yapabilecek bir üretim ve teknoloji üssü potansiyeline sahiptir. Sanayi altyapısı sınırlı, tarım ve hayvancılığı kısıtlı, ekonomisi büyük ölçüde turizme dayanan Trabzon için bu proje adeta bir kaldıraç etkisi yaratacaktır. Ayrıca bölge ve komşu ülkeler açısından da teknolojiye erişim ve ticaret açısından yeni bir kapı aralayacaktır.
Bu ölçekte bir yatırımın, özel sektörden önce devlet öncülüğü ve desteğiyle şekillenmesi gerektiği, dönemin Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü tarafından da açıkça ifade edilmiştir. Teknik raporlara göre dolgu süreci 3-4 yıl içinde tamamlanabilir; toplam maliyetin ise 200–250 milyon dolar aralığında olacağı öngörülmektedir. Devlet açısından yönetilebilir bu tutarın, uzun vadede vergi ve ekonomik katkılarla kendini karşılayabileceği değerlendirilmektedir.
Son olarak Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası yönetiminin, tahsis edilen alanın %51’ini Büyükşehir Belediyesi’ne devretmesi, projenin önünü açan stratejik ve yapıcı bir adım olmuştur. Bu yaklaşım, şehir adına takdir edilmesi gereken bir irade örneğidir.
Mega projenin fikir babası TTSO’nun önceki dönem başkanı Suat Hacısalihoğlu da ilk işaret fişeğini yakan isimdir. Emeği asla ve kata yadsınamaz. Takdiri ve teşekkürü hak ediyor.
TTSO’nun şimdiki başkanı Erkut Çelebi de bu proje onun olmamasına rağmen umutların tükendiği bir dönemde büyük bir inançla, özveriyle devam ettirdi.
Trabzon’a çağ atlatacak projeyi umutsuzluğa, yılgınlığa kapılmadan, pes etmeden sürekli gündemde tuttu.
Kentin dinamikleri ve Ankara ile sürekli istişarede bulundu.
Çelebi’nin bu kararlılığı da sonunda meyvesini verdi.
Erkut Çelebi de koca bir teşekkürü ve takdiri hak ediyor.
Geçmişte birçok proje söz aşamasında kalmış olsa da bugün Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’in hassasiyeti ve yoğun çalışmalarıyla önemli yatırımların yeniden güncellendiği görülmektedir. Hafif raylı sistem gibi projelerde atılan adımlar, şehrin geleceği adına umut vermektedir.
İnanıyorum ki Yatırım Adası da bundan sonraki süreçte öncelikli projelerden biri olacak ve Trabzon’un ekonomik vizyonuna yakışır şekilde hayata geçirilecektir.
Şehrimize ve bölgemize hayırlı olsun.