TRABZON’UN ÜRETİM GÜCÜNÜ, KİŞİSEL HIRSLARA KURBAN ETMEYİN!


Trabzon’da tarımın ve hayvancılığın can çekiştiği bir dönemde, kamu yönetiminin asli görevi çözüm üretmek, üreticinin yükünü hafifletmek ve geleceğe dair umut inşa etmektir. Ancak gelinen noktada, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü’nün bu sorumluluğu yerine getirmek bir yana, bizzat sorunun parçası hâline geldiğine dair ciddi ve görmezden gelinemez iddialar gündemde.
Kulislerde konuşulan “mobbing, usulsüzlük ve liyakatsizlik” iddiaları, sıradan bir tartışma değil; doğrudan kamu vicdanını yaralayan, devlet ciddiyetini sorgulatan bir tabloyu işaret etmektedir. Çünkü mesele yalnızca bir kurum içi huzursuzluk değildir. Mesele, Trabzon’un üretim gücünün, çiftçisinin, hayvancılığının ve geleceğinin kişisel hırsların gölgesinde erimesidir.
Bugün Trabzon’da üretici kokarca ile mücadelede yalnız bırakılmışken, tarımsal verim düşmüş, hayvancılık alarm verir hâle gelmişken; İl Müdürlüğü’nün enerjisinin odalar arası sürgünler, keyfi görevlendirmeler ve tartışmalı atamalarla tüketildiği iddiası, kabul edilebilir bir yönetim zafiyeti değildir. Bu, açıkça kamu kaynaklarının ve kamusal yetkinin amacından saptırılmasıdır.
Devlet makamları, kişisel hesaplaşmaların sahnesi değildir. Liyakat yerine sadakatin, üretim yerine hizipleşmenin, çözüm yerine sorun üretmenin tercih edildiği bir yapı; sadece kurum içi barışı bozmaz, aynı zamanda bölgenin ekonomik ve sosyal dokusuna da zarar verir. Çalışma barışının yok edildiği, çalışanların sindirildiği bir ortamda ne verimlilikten ne de başarıdan söz edilebilir.
Daha da vahimi, bu iddiaların artık kamuoyuna taşınacak kadar derinleşmiş olmasıdır. Bu, buzdağının görünen kısmı. Görünmeyen kısmın ne kadar ağır olduğu ise ayrı bir endişe konusu.
Bu noktada susmak, görmezden gelmek ya da süreci zamana bırakmak; yaşananların zımnen kabulü anlamına gelir. Oysa kamu yönetimi, hesap verilebilirlik üzerine kuruludur. Hiç kimse bulunduğu makamı kişisel hırslarının aracı hâline getirme ayrıcalığına sahip değildir.
Açık ve net bir gerçek vardır: Bu kadar ağır iddiaların gölgesinde bir yöneticinin görevine devam etmesi, kuruma da, Trabzon’a da zarar vermeye devam edecektir. Güven duygusu zedelenmiş, otoritesi tartışmalı hâle gelmiş bir yönetimle sağlıklı bir kamu hizmeti yürütülemez.
Bu nedenle çağrı nettir ve gecikmeye tahammülü yoktur:
Trabzon Valiliği ve Tarım ve Orman Bakanlığı, bu iddiaları derhal ve titizlikle soruşturmalı; kamu vicdanını rahatlatacak, şeffaf ve kararlı adımları gecikmeden atmalıdır. Gereken yapılmadığı her gün, kaybedilen sadece zaman değil, Trabzon’un üretim gücü ve geleceğidir.
Unutulmamalıdır ki; kamu makamları güç alanı değil, sorumluluk alanıdır. Ve o sorumluluk, kişisel hırsların çok üzerindedir.