TURİZM KİMLİĞİNE PAHALILIK GÖLGESİ

Trabzon her yıl turizm sezonu yaklaşırken büyük hedefler açıklıyor. Yeni rotalar konuşuluyor, yaylalar tanıtılıyor, festivaller düzenleniyor, ulusal ve uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yapılıyor. Kış turizmi için projeler açıklanıyor, yaz turizmi için kampanyalar hazırlanıyor. Ancak iş uygulamaya geldiğinde ortaya çıkan tablo, ne yazık ki hedeflerle örtüşmüyor.
Bugün Trabzon'un en büyük turizm sorunu turist sayısının azlığı değil; plansızlık, denetimsizlik ve kontrolsüz büyümedir.
Nitekim son günlerde kamuoyuna yansıyan haberlerde de görüldüğü üzere, turistler lokantalarda, kafelerde ve hediyelik eşya dükkânlarında karşılaştıkları fahiş fiyatlardan şikâyet ediyor. Bir şehir, misafirini memnun ederek büyür. Bir turistin cebindeki son paraya kadar hesap çıkararak değil.
Turizm sadece bir sezonluk kazanç kapısı değildir. Turizm, şehrin itibarıdır. Bir turistin ülkesine döndüğünde anlattığı olumlu ya da olumsuz hikâyedir.
Daha da düşündürücü olan ise Trabzon'un yıllardır turizm konuşmasına rağmen hâlâ temel sorunlarını çözememiş olmasıdır.
Turizm sezonu açılıyor, kapanıyor. Her yıl aynı tartışmalar yaşanıyor. Ancak kalıcı çözümler bir türlü ortaya konulamıyor. Şehrin tüm dinamiklerini bir araya getirmesi gereken kurumlar arasında ciddi bir koordinasyon eksikliği göze çarpıyor. Turizm adına yapılan birçok organizasyonda Trabzon'un yeterince temsil edilemediği yönündeki eleştiriler giderek artıyor.
Üstelik Trabzon'un yetiştirdiği önemli isimlerden biri olan eski Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu'nun bugün TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Başkanlığı görevini yürüttüğü bir dönemde, şehrin turizmde bu kadar dağınık bir görüntü vermesi de ayrıca düşündürücüdür.
Asıl büyük problem ise kayıt dışılıktır.
Yıllardır konuşulan kaçak konaklama tesisleri, kontrolsüz pansiyonlar, şişirilmiş yatak kapasitesi ve denetimsiz kiralamalar artık sektörün en önemli yarası haline gelmiştir.
Resmî yükümlülüklerini yerine getiren, vergisini ödeyen, ruhsatını alan, personel çalıştıran işletmeler ağır maliyetlerle mücadele ederken; hiçbir yükümlülük taşımadan faaliyet gösteren kayıt dışı yapılar haksız rekabet avantajı elde etmektedir.
Ortaya çıkan tablo son derece adaletsizdir.
Kurallara uyan işletmeler cezalandırılırken, kuralsız çalışanlar ödüllendirilmektedir.
Trabzon'da zaman zaman açıklanan yatak kapasitesi rakamları ile fiili durum arasındaki fark da bu gerçeği gözler önüne sermektedir. Bölge illerinin toplam kapasitesiyle kıyaslandığında ortaya çıkan rakamlar ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. Bu durum sadece ekonomik bir sorun değil, aynı zamanda güvenlik, vergi ve şehir planlaması açısından da önemli bir problemdir.
Turizmde başarı yalnızca daha fazla turist getirmek değildir.
Asıl başarı, gelen turistin memnun ayrılmasıdır.
Asıl başarı, şehir esnafının adil şartlarda rekabet edebilmesidir.
Asıl başarı, fiyatların denetlenebilmesi, kayıt dışılığın önlenebilmesi ve şehrin marka değerinin korunabilmesidir.
Trabzon doğal güzellikleriyle, tarihiyle, kültürüyle ve insanıyla Türkiye'nin en önemli turizm merkezlerinden biri olabilecek potansiyele sahiptir. Ancak bu potansiyelin sürdürülebilir bir başarıya dönüşebilmesi için artık günü kurtaran anlayıştan vazgeçilmesi gerekiyor.
Çünkü turizmin en büyük düşmanı turist eksikliği değil; denetimsizliktir.
Ve bir şehir, turizmden kazandığını kontrolsüzlük yüzünden kaybetmeye başladığında, bunun bedelini yalnızca sektör değil, bütün şehir öder.
Artık birilerinin "dur" demesi değil, gereğini yapması gerekiyor. Trabzon'un ihtiyacı yeni sloganlar değil; güçlü denetim, ortak akıl ve sürdürülebilir bir turizm politikasıdır. Ancak o zaman turizm bu şehrin gerçek kalkınma hikâyesine dönüşebilir.