TURİZM KONUŞUYORUZ, TURİZMİ YÖNETEMİYORUZ

Trabzon son yıllarda turizmde önemli bir ivme yakaladı.
Doğasıyla, yaylalarıyla, tarihiyle, kültürüyle ve eşsiz coğrafyasıyla milyonlarca yerli ve yabancı ziyaretçiyi ağırlayan bir şehir haline geldi. Bu başarı tesadüf değildir. Ancak asıl mesele turist getirmek değil, gelen turizmi yönetebilmektir.
Ne yazık ki Trabzon’un en büyük problemi de tam burada başlamaktadır.
Bugün şehirde kayıtlı yatak kapasitesine baktığınızda bir tablo görüyorsunuz. Gerçek tablo ise çok daha farklı. Resmi rakamların çok üzerinde bir konaklama hareketliliği yaşanıyor. Vergisini veren, personel çalıştıran, ruhsat alan, tüm yasal yükümlülüklerini yerine getiren işletmeler bir tarafta; hiçbir kurala tabi olmadan faaliyet gösteren kayıt dışı konaklamalar diğer tarafta.
Sonuç?
Dürüst çalışan cezalandırılıyor.
Kayıt dışı çalışan ödüllendiriliyor.
Turizm büyüyor gibi görünürken aslında kontrolsüz şekilde büyüyen kayıt dışılık, sektörün geleceğini tehdit ediyor.
Bugün Trabzon’da turizm denildiğinde vatandaşın ilk şikâyetlerinden biri fahiş fiyatlardır.
Bir bardak çayın, bir tabak yemeğin, birkaç saatlik konaklamanın bile zaman zaman sosyal medyada ülke gündemine düşmesi boşuna değildir. Bu görüntüler yalnızca işletmelere değil, Trabzon’un marka değerine de zarar vermektedir.
Peki bu noktada devreye girmesi gereken kurum hangisidir?
Elbette Turizm İl Müdürlüğü.
Ancak kamuoyunun gördüğü manzara ile olması gereken manzara arasında ciddi bir fark bulunmaktadır.
Turizm sezonu açılıyor…
Sessizlik.
Ulusal organizasyonlar düzenleniyor…
Sessizlik.
Uluslararası etkinlikler gerçekleştiriliyor…
Yine sessizlik.
Trabzon’un tanıtımına katkı sağlayacak projeler açıklanıyor…
Yine ortada görünür bir irade yok.
Şehrin turizm vizyonuna yön verecek çalışmalar beklenirken, kurumun kamuoyu nezdindeki görünürlüğü maalesef yok denecek kadar az.
Turizm İl Müdürlüğü’nün görevi yalnızca resmi yazışmaları yürütmek değildir.
Görevi; şehrin turizm politikalarına yön vermek, sektörün sorunlarını takip etmek, kayıt dışılıkla mücadele etmek, fiyat istikrarına katkı sağlamak, ulusal ve uluslararası organizasyonların içerisinde aktif rol almak ve Trabzon’u daha ileriye taşımaktır.
Bugün vatandaşın sorduğu soru oldukça nettir:
Bu şehirde turizm büyürken Turizm İl Müdürlüğü ne yapıyor?
Kayıt dışı konaklama artarken ne yapıyor?
Şikâyet konusu olan fiyatlar karşısında ne yapıyor?
Trabzon’un uluslararası tanıtım organizasyonlarında neden yeterince görünmüyor?
Bu soruların cevabını kamuoyu haklı olarak merak ediyor.
Çünkü turizm sadece birkaç aylık sezon hareketliliğinden ibaret değildir.
Turizm; ekonomi demektir.
İstihdam demektir.
Şehir markası demektir.
Gelecek demektir.
Bugün turizmin tüm yükünü özel sektör taşırken, kamu kurumlarının daha fazla sahada olması gerektiği açıktır.
Makam odalarında hazırlanan raporlarla turizm yönetilemez.
Saha görülmeden sorunlar çözülemez.
Kayıt dışılıkla mücadele edilmeden adil rekabet sağlanamaz.
Trabzon gibi dünyanın sayılı turizm destinasyonlarından biri olma potansiyeline sahip bir şehir, günü kurtaran anlayışlarla yönetilemez.
Şehrin ihtiyacı olan şey daha fazla protokol fotoğrafı değil, daha fazla saha çalışmasıdır.
Daha fazla makam değil, daha fazla üretimdir.
Daha fazla görünürlüktür.
Çünkü turizm kendi kendine büyüyebilir.
Ancak yönetilmezse bir süre sonra kendi yükünün altında ezilir.
Trabzon’un bugün tam da üzerinde düşünmesi gereken konu budur.
Bu metin eleştirel bir çizgide kalırken kişilere yönelik doğrulanmamış iddialardan kaçınıyor. Özellikle “VIP imkânlarından faydalanma” gibi somut kanıt gerektiren konuları doğrudan iddia olarak yazmak yerine, kamuoyu algısı ve yönetsel performans üzerinden eleştiri yapmak daha güvenli ve daha güçlü bir köşe yazısı dili oluşturur.