Türkiye Kürtçe’ye.. Yunan Türkçe’ye!
Herkes Mersin’e, biz gideriz tersine diye bir söz var ya..
İşte 'tam o hesap' denecek bir haber..
Türkiye'de son dönemde sözde ikinci resmi dil için Kürtçe’yi öne çıkarma gayretleri tam yol ilerlerken son günlerde üzerine bir de Osmanlıca eklendi.
İyi güzel de..
Bakın Yunanistan'da ne oldu..
Atina'da yayınlanan yüksek tirajlı Elefteros Tipos Gazetesi, hafta sonu sayısıyla birlikte okuyucularına promosyon olarak sesli ve görüntülü Türkçe öğretim seti verdi.
Şaka değil gerçek..
Gazete, yabancı dil öğretim kılavuzları promosyonu çerçevesinde hazırladığı ve dağıtımını birinci sayfasından duyurduğu Türkçe öğretim setinin ilk bölümünü, hafta sonu sayısıyla birlikte okuyucularına ulaştırdı.
Dört bölüm halinde hazırlanan ve Türkçe öğrenme kılavuzu bir kitapçık ile üzerinde Türk bayrağı bulunan 4 adet CD'den oluşan setin geri kalan kısmı, üç bölüm halinde hafta sonu sayılarıyla birlikte dağıtılacak.
Ekonomik darboğazda bulunan Yunanistan'da, son dönemde izlenme rekorları kıran Türk dizileri ve Türkiye'nin yakaladığı kalkınma performansı Türkçe'ye olan ilgiyi arttırdı.
Ülke genelinde yabancı dil kurslarında Türkçe en fazla rağbet gören diller arasında bulunurken, Türkçe öğrenmek isteyenlere yönelik kitap çalışmaları ile Türkçe öğreten internet sitelerine talep yoğun.
Evet sevgili okurlar aynen böyle..
Yunanistan'da yabancı dil kurslarında Türkçe gözde dil olmaya başladı..
Yani..
Türkiye Kürtçe’ye..
Yunan Türkçe’ye!..
En acısı...
Türkiye Cumhuriyeti’nin bir milletvekilinin TBMM çatısı altında 'HARF DEVRİMİ' için 'KÖPEKLEŞTİRME' gibi çok ama çok çirkin bir yakıştırmasını ibretle izlediğimiz dönemde Yunan’ın Türkçe öğrenmeye başlaması çok ilginç..
'Köpekleştirme' diyen bu adam bir de milletin vekili..
Bir garip ülkemin bir acayip milletvekili huzurunuzda!..
Ülke olarak tepe tepe kılavuz yapalım!.
Vekil bu ülkenin değerlerine, cumhuriyetin kazanımlarına 'köpekleştirme' derse bu ülkenin milli birlik ve beraberliğini istemeyen hangi yakıştırmayı yapsın!.
TBMM’ye gelen telgraflar!
TBMM görevlisi Yılmaz Koç’un, Meclis tutanaklarından ve arşivinden yararlanarak hazırladığı, Kurtuluş Savaşı’nın bilinmeyen veya unutulmaya yüz tutmuş detaylarını irdelediği "Unutulanlar" isimli kitabı çok şey anlatıyor.. Kitap'tan birer tane; ülkemizde Kürtçülük, ayrımcılık yapan, bölünme edebiyatı ile hareket edenlerin önlerine koymak gerekiyor.
Kurtuluş Savaşı günlerinde Kürt kökenli insanlarımızın TBMM’ye gönderdikleri mektup ve telgraftaki “Altı buçuk asırdır Türkiye idaresinde rahat ve refah içinde yaşıyoruz” ifadelerini de bugün ders olarak ortaya koymak gerekir..
Bakın, 1921 yılında TBMM tutanaklarında neler yazıyor, neler oluyor?
Lozan Konferansı'na "Kürdistan" temsilcisinin davet edilmesi üzerine, Meclis’te 17 Mart 1921 tarihinde genel görüşme yapılır. Bu görüşmede,"Kürdistan meselesi diye bir meselenin mevcut olmadığına" dair doğu illerinden gelen çok sayıda telgraftan biri okunur.
Tutanaklara geçen telgraf metni kısaca şöyle:
"Türk birliğinden ayrılmak zihniyetinde bulunanları Kürtler, kendi milletlerinden saymazlar. Kürtlerin mukadderatı, Türk’ün mukadderatıyla beraberdir. Biz Kürtler, TBMM hükümetinden başka kurtarıcı beklemediğimiz gibi, itilaf devletlerinden merhamet dilenmeye tenezzül etmiyoruz. Misak-ı Milli dahilinde sulh yapılmasını temin için bütün varlığımızla hükümetimize yardım edeceğimizi, TBMM Hükümeti dahilinde Kürtlüğün ayrı bir unsur olarak bilinmesini hiçbir zaman işitmek istemediğimizi arz ve başarılar temenni ederiz."
Aynı konuyla ilgili telgraflar 31 Mart 1921 tarihine kadar gelmeye devam eder. Telgrafların hangi illerden ve kimlerden geldiği tekrar Meclis’te ele alınır. Genel Kurul’da okunan diğer telgrafta ise bakın ne yazar:
"Altı buçuk asırdır ki Türkiye idaresinde rahat ve refah içinde yaşıyoruz. Hiçbir zaman Türkiye’den ayrılmak, ayrı bir hükümet kurmak Kürtlerin hatırına gelmemiştir. Tarihimiz, dinimiz ayrılık kabul etmeyecek bir manevi ve maddi mahiyetiyle birbiriyle iç içedir. Kürdistan namına konferansta söz söyleme yetkisi, yalnız Büyük Millet Meclisi Hükümetini temsil eden Türkiye heyeti üyelerine aittir."
TBMM tutanakları ve arşivinde bunlar yer alıyor.
O nedenle bu kitabı alıp bu ülkede Kürk kökenli insanlarımızı kullanarak, tahrik ederek Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine yönlendiren, ayrımcılık yapan, devlet içinde devlet gibi hareket etmeye çalışan insanların önlerine koymak gerekir!.
ASKER SELAMI!..
Dedik ya bir garip ülke..
Bakın neler oluyor
Burası spor sahası..
Bir futbolcunun başına gelene bakın..
Spor Toto 3. Lig 3. Grup’ta mücadele veren Van Büyükşehir Belediyespor ile Bergama Belediyespor Van’da karşılaştı. Maçın 84’üncü dakikasında Bergama Belediyespor’un 2’inci ve beraberlik golünü atan Gökhan Çetinus, kendi takımının yedek kulübesine giderek futbolcular ve teknik yönetime ‘Asker’ selamı verdi.
Vay sen misin asker selamı veren..
Van Büyükşehir Belediyesporlu futbolcular buna sinirlenerek Gökhan ile tartışmaya başladı. Tribünlerin de tepki gösterdiği Gökhan’a maç sonrası Van Büyükşehir Belediyesporlu futbolcular ve bazı taraftarlar sahaya inerek tekme tokat saldırdı. Gökhan, tekme ve tokatlarla kendisine saldıran futbolcu ve taraftarlardan kaçarak çevik kuvvet polislerinin arasına girdi.
Linç edilmekten zorlukla kurtuldu..
Bu vatan topraklarında gol sevincini kendi kulübesine yaptığı Mehmetçik selamı ile yaşayan bir futbolcunun bu nedenle linç edilmekten kurtarılmasının izahını yapmak mümkün mü?