Vaktiyle bir Amerikan kasabasındaki bir bankaya kovboyun biri gelip bir çek bozdurmak istemiş.
Veznedar başlamış sormaya:
- Doğum yerin, sürekli oturduğun adres, kimlik kartın, kefil göstereceğin kişiler vs...
Kovboy:
- Buraya bak veznedar, demiş; sen daha önce bu kasabada yargıç olarak adam asarken bile bu kadar belge aramazdın... Ne oldu sana?
Veznedar:
- Ee, demiş; burada giden bizim para. Şayet giden senin hayatın olsa, yine üstünde o kadar durmazdık...
***
Ev sahipliğini Türkiye’nin yaptığı 19. FİFA U 20 Dünya Kupası maçları sona erdi.
Finalde Uruguay’ı yenen Fransa şampiyon, Gana 3’ncü, Irak da 4’ncü oldu.
Türkiye mi?
Gençler de ağabeyleri gibi nal topladılar.
***
Irak Milli Takımı kadar olamadık. Iraklı futbolcuların ne şartlar altında çalıştıklarını/mücadele ettiklerini bilmek için kâhin olmaya gerek yok.
Bizimkilerin yedikleri önünde, yemedikleri arkasında... Beğenmeyip yemedikleriyle milyonlar doyar, beğenmeyip giymedikleriyle dünya giyinip kuşanır..!
***
Adaleti Temmuz 2011 yılından bu yana beklediğimiz, bu bağlamda Türk Futbolu’nu yönetenler, insanları futboldan soğuttukları için tribünler bayağı boştu.
Milli Takım(lar)ın aldığı sonuca kafa yormayacağız, üstünde o kadar durmayacağız da, biz de o geminin içerisinde olduğumuz için karşılaşılan durum insana gene de koyuyor be..!
***
Niye başarısızız? Kısaca değinelim.
Seneler evvel, Avrupa’da yetişen ve üst düzey takımlarda futbol yaşantısını sürdüren gurbetçi çocukları, kendilerine uzatılan mikrofonlara şunları söylemiştiler:
“Avrupa’da kendini sorgulamayı öğrenmeye çok önem verilir. Gence kendi eksiğini, zayıf taraflarını kendisinin bulmasının yolları öğretilir. Özel antrenmanlarda eksik ve zayıf taraflarının giderilmesi çalışmaları, eğitimin temel unsuru haline getirilir.
Türkiye’de taktik, disiplin kavramı biraz gelişmemiş. Burada daha ilk günden itibaren taktik kavramı beyninize yerleştirmeye başlar. Duygularınızın değil, eğitimle size öğretilenlerin gereğini yerine getirmeniz, bir bütünün parçası olarak düşünmeniz öğretilir.
Taktik kavramı ve disiplini, oyun sırasında nelerin olacağını önceden tahmin edip ona göre pozisyon almanızı, gereğini yapmanızı size sağlıyor. O sebeple idmanlarda bu konu sürekli ve sıfır hatayla yapacak şekilde işlenir, tekrar edilir. Başına buyruk davranmak, nereye koşacağını, ne yapacağını ezbere bilmemek resmen büyük bir günah olarak algılanır.
Çevik ve kuvvetli olamazsanız, avlanmak isterken avlanırsınız. Sadece avlanmaz, futbolla ilişiğinizi de keserler. Bu nedenle herkes dekatloncu gibi çalışır.”
***
“Sadece taşın küçüğü büyümez” derler.
Eloğlunun alt yapısı bu şekil çalışıyor.
Bizde ise kafalar başka şeylere çalışıyor/çalıştırılıyor; genç oyunculara cin olmadan şeytan olmanın yolları öğretiliyor.
Ahbap çavuş ilişkileri dahilinde Milli Takımlara oyuncu çağrılması da çabası... ( Altı da, üstü de buna dahildir)
Sistemi-ekolu olmayan takımlardan başarı beklemek suya yazı yazmak gibi bir şeydir.
***
Not: Nal toplayan takım(lar)ın hocalarını yarın bir gün başka takımların başında görürseniz sakın şaşırmayın. Zira sahtekârlığın en itibarlı meslek haline getirildiği ülkede işler bu şekil yürüyor ne yazık ki...
( Sen gel de şimdi bu konunun üstünde durma, kafanı yorma )