ÜLKEMİZİ ANLATAN FİLM

Ülkemizi Anlatan Film

2022’nin ilk filmi olarak izlemenizi istediğim güzel bir filmden size bahsetmek isterim. “Don’t Look Up” projenin adı. Yönetmenliğini Adam MacKay’ın yaptığı, kadrosunda Leonardo DiCaprio, Jennifer Lawrence, Meryl Streep, Cate Blanchett, Jonah Hill ve Timothée Chalametyer’in yer aldığı, iklim değişikliği üzerine kurgulanmış muhteşem bilim kurgu.

Senaryo muhteşem şekilde örülmüş. Kendi çıkarımlarıma göre devam etmek isterim. Politikacıların kendi çıkarları uğruna bilim dünyasını nasıl kullandığını, halkların nasıl kullanıldığını anlatmakta.

Günümüzde seçmenlerin siyasi liderlerinin çıkar açıklamalarına kendilerini kaptırarak gerçeklerden uzaklaşmasını çok iyi ele almış. Öyle ki, gökyüzünde üzerlerine gelen bir felaketi küçük bir hareketle sadece yukarı bakarak çözecek seçmenlerin, siyasilerin yukarı bakmayın sözüyle yapmaması tam da günümüz Türkiye’sini anlatmakta. Yine bana göre; sinemanın bir yere kadar kara mizah olarak geldiğini düşünüyorum. Filmi izledikten sonra birçok eleştiri yazısı okudum hiçbir tanesi kara mizahtan bahsetmese de, bu benim kendi çıkarımım bilginiz olsun. Tekrar sinemaya dönecek olursak, ülkemizde de şöyle bir durum yok mu? Gerçekler ortada dururken, halkların siyasi rantlar nedeniyle kasıtlı yalanlara inandırılması ve doğruyu isteyerek ya da yönlendirilerek görmemesi durumu. Bana kalsa bu ülkenin en büyük sorunu da bu. “Don’t Look Up” izlediğim anda ilk gördüğüm şey bu oldu. Tamamen Türkiye’yi anlatmaktadır. Gerçi yönetmen “Çevreci” bir bakışı dile getiriyor, kendi çıkarımım ise bu olmadı. Galiba bu film izlendiği ülkelere göre farklı farklı yorumlanabilir. İzlendiği ülkenin genel politik durumlarına göre mesajlar çıkarılabilir.

***

Resmi tanıtımı?

Don’t Look Up, dev bir göktaşının gezegeni yok edeceği konusunda insanları uyarmak için çalışan iki gökbilimcinin hikayesini konu ediyor. İnsanlık büyük bir tehlike ile karşı karşıyadır. Everest Dağı büyüklüğünde bir kuyruklu yıldız hızla Dünya'ya yaklaşmaktadır ve oluşacak çarpışma Dünya'nın yok olmasına neden olacaktır. Astronomi yüksek lisans öğrencisi olan Kate Dibiasky'nin yaptığı bu keşif, insanlığın kurtulmasını sağlayacaktır. Kate ve Dr. Randall Mindy, insanlığı yaklaşmakta olan tehlikeye karşı uyarlamak için bir medya turuna çıkmaya karar verir. Kare ve Randall, insanları yaklaşan felaketten haberdar etmek için büyük çaba harcarken kendilerini beklenmedik durumların içinde bulur.

***

İMDB Puan; 7,3

Süresi ; 2 saat 22 dakika

***

Film hakkında söylenilenler…

Greenpeace Asia Pacific’in baş yöneticisi David Ritter, filmdeki bilim insanlarının tasvir ettiği çaresizlik duygusundan çok etkilendiğini söyledi.

University of New South Wales’da İklim Değişikliği Araştırma Merkezi’ni kuran Profesör Matthew England, “İklim değişikliğine karşı ‘eylemsizliğimizi’, özellikle de muhafazakâr hükümet ve ana akım medyaya istinaden çok güzel anlatmış.” dedi.

Melbourne’dan iklim aktivisti Daniel Bleakley de, “Umarım bu harika film medyanın ilgisini iklim krizine çeker. Halkın iklim krizinin aciliyeti ve ciddiyetini anlamasını istiyorsak medyaya bu konuda ihtiyacımız var. Filmi izleyen birçok iklim aktivistin de filmi izledikten sonra anlaşıldıklarını hissettiklerini duydum.” dedi.

***

Kurgu hatası değilmiş

Kamera hatası olarak paylaşılan sahne ile alakalı yönetmenden de bir açıklamayı paylaşmak isterim. Filmin 88’inci dakikasında kalabalık bir dış çekimde maskeli kamera arkası ekibinin birkaç saniyeliğine bariz şekilde görülmesine Twitter hesabından konuyla ilgili bir haberi alıntılayan McKay, “İyi yakalanmış! Garip çekim deneyiminin anısına ekibin o görüntüsünü bilerek bıraktık.” yazdı.

***

Orijinal Sahneyi Attılar

Variety'ye verdiği röportajda McKay, Don’t Look Up filminin başka bir sonla çekildiğini anlattı. Meryl Streep’in doğaçlama fikrini beğendiğini dile getiren McKay, “İkinci fırlatma için BASH'in kontrol odasında Rylance, Meryl ve Jonah'nın olduğu sahneyi çekiyorduk. 'Oyalanmalıyız. Neden bir şeyler hakkında konuşmuyorsunuz? Asla bilemezsiniz. Ortaya bir şeyler çıkabilir' dedim. Ve harika bir doğaçlamacı olan Meryl, 'Nasıl öleceğimi bilmek istiyorum!' fikri ortaya çıktı.” dedi.

Fikrin üzerinde çalışarak filmin final sahnesinde değişikliğe gittiklerini ifade eden McKay, “Mark, Meryl ve ben bunu biraz düzelttik. Sanırım yaratığın adını her söylediğimizde değişti ve kullandığımız çekimdeki hali Brontaroc'tu. Ve çekimi yaptıktan sonra, 'Bu gerçekten komik. Janie'nin hikayesini bir Brontaroc'un onu yemesiyle bitirmeliyiz!' dedim.” ifadelerini kullandı.

***

Karakterler kimler…

(Yazının bu bölümü Gazete Duvar’dan alınmıştır...)

ABD BAŞKANI JANIE ORLEAN — DONALD TRUMP

Filmde Meryl Streep'in canlandırdığı ABD Başkanı Janie Orlean'in, Donald Trump'ın bir karikatürü olduğu pek şüphe götürmüyor. Saçlarının sarısından, başı sonu tutmayan cümlelerine, kendi önceliklerine göre bilimsel verileri çarpıtmasına, filmde düzenlediği mitinglerdeki konuşmalarından beysbol şapkası kullanımına kadar her şey, Trump dönemine işaret ediyor. Tıpkı Trump'ın ve destekçilerinin tüm bilimsel kanıtlara rağmen Covid-19'u reddetmesi gibi, Başkan Orlean ve taraftarları da göktaşını 'kendi gözleriyle görene dek' pek ciddiye almıyor. İklim krizini de reddeden Trump Kaliforniya yangınları sırasında, “Dünya soğumaya başlayacak, izleyin.. Bilimin pek bir şey bildiğini sanmıyorum.” gibi cümleler sarf etmişken, gerçeklikten aynı derece kopuk olan Orlean de Dünya'yı göktaşından kurtarma misyonunda bilim insanlarının söylediklerini ciddiye almıyor. Orlean aynı zamanda Trump gibi eski bir televizyon yıldızı ve kendisine oy vermeyen çevrelerde cehaletiyle eleştiriliyor. 

JASON ORLEAN — TRUMP'IN ÇOCUKLARI

Filmde ABD Başkanı Janie Orlean'in oğlu ve Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü olan Jason Orlean'in, Trump'ın yönetimi boyunca liyakat gözetmeksizin söz sahibi kıldığı çocukları ve damadının bir bileşimi olduğu düşünülüyor. Genel kanı, Jonah Hill'in canlandırdığı karakterin, Trump'ın kızı Ivanka, damadı Jared Kushner ve oğlu Eric Trump hakkında bilinenleri ve dedikoduları yansıttığı yönünde. Jason Orlean filmde, herhangi bir vasfı olmamasına rağmen en önemli konularda fikir beyan ediyor ve kararlar alabiliyor. Bu durum, Trump'ın damadı Kushner'i danışmanlığına ataması, kızı Ivanka'nın Beyaz Saray'da söz sahibi olmasına benzetiliyor. Trump'ın kızının görünüşüne dair kamuoyu önünde sürekli övgüler düzmesinin ise Başkan Orlean'in oğlu Jason'ı sürekli yermesi ile tersten anlattığı düşünülüyor.

KATE DIBIASKY — GRETA THUNBERG

Filmde Jenniffer Lawrence'ın canlandırdığı astronom Kate Dibiasky, Dünya'yı yok etmek üzere olan kuyruklu yıldızı ilk fark eden, gelecek konusunda tutkulu bir şekilde endişe duyan, bunu göstermekten korkmayan ve bir adım atılması için çabalayan bir karakter. Ancak Dibiasky, bilimsel verilerin ciddiye alınmaması ve konunun 'sulandırılması' sonrasında öfkelenerek kullanmak zorunda kaldığı dil yüzünden bir 'parya'ya dönüşüyor; sosyal medyada kendisiyle alay ediliyor. Yorumcular, Dibiasky'nin yaşadıklarını, İsveçli iklim eylemcisi Greta Thunberg'in dünya sahnesine ilk çıktığı 2018'den bu yana maruz bırakıldığı muameleye benzetiyor.

PETER ISHERWELL — ELON MUSK, JEFF BEZOS, MARK ZUCKERBERG

Filmde Dünya'nın sonunu belirleyen karakterlerden biri, BASH Hücresel (BASH Cellular) isimli teknoloji şirketinin CEO'su Peter Isherwell. Mark Rylance'ın canlandırdığı karakter, dünyanın üçüncü en zengin insanı olarak şirketlerin açgözlülüğünü ve siyasete etik dışı müdahaleyi simgelediği kadar, günümüz dünyasının teknoloji patronlarının bir bileşimini oluşturuyor.

Filmin başlarında şirketinin yeni telefonu 'BASH LiiF'i tanıtırken sahnedeki tavırlarıyla Apple'ın eski CEO'su Steve Jobs'ı andırıyor; herkese dair verilerin elinde olduğunu ve kimin nasıl öleceğini bile hesapladığını iddia etmesiyle Facebook'un CEO'su Mark Zuckerberg'e göndermede bulunuyor; kafayı uzayla bozmuş uçuk fikirleri, insansız hava araçları ve kârdan başka bir şey düşünmeyen tavrıyla da Mars'ı kolonileştirme iddiasında bulunan SpaceX'in kurucusu Elon Musk'a işaret ettiği düşünülüyor. Filmde birçok Amerikalının BASH şirketine ve Isherwell'e adeta 'tapınıp' yaptıklarını sorgulamaması da, günümüzde bazı kişilerin Silikon Vadisi patronlarına bakış açısını hicvediyor.