ULUSALCI - MİLLİYETÇİ FARKI!


Birkaç cümleyle tariflendirirsek ulusalcılık, destan dönemlerinden bugüne uzanan, özgül ağırlığı olan bir milli bilincin üzerinde oturmaz. Sığ, köksüz ve yalaktır.
Hiçbir ulusalcının Mete Han'a, Bilge Kağan'a, Satuk Buğra Karahan'a vurgu yaptığına şahit olamazsınız. Hadi onları geçtik bugünkü toprakların banisi Selçuklu hükümdarı Alparslan'a da gönül bağıyla değindiklerine şahitlik edemezsiniz.
Cumhuriyetin ilanının biraz ötesine ne kalpleri ne de fikirleri açıktır. İddialı olarak şunu da söyleyebilirim ki Atatürk'ün dışında, şair yazar takımından sevdikleri de genelde batıcı, bu milletin değerleriyle alay eden tiplerdir.
Bir Tevfik Fikret'e duydukları hayranlığı Ziya Paşa'ya ya da Namık Kemal'e pek duymazlar. Tevfik Fikret'in Sis şiirindeki atmosferin tesirinde ömür törpülerler.
Ermeni ve Rus düşün adamlarının tariflerinden Abdülhamit'i bize anlatırlar. Cumhuriyet sonrasının İstiklal Şairi Mehmet Akif'e 'yobaz' sözcüğüyle seslenmeyi maharet bilen ulusalcı zihniyet, Bayrak Şairi Arif Nihat Asya'ya da hiçbir programlarında parantez bile açmazlar.
"Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü" seslenişi onların ruhunda fırtına koparmaz.
Milliyeti iğdiş edilmiş bir halk anlayışı içinde debelenip dururlar. Bu yönleriyle derinlikli milliyeti dışlayan dinci güruhlarla yandaş bir noktada dururlar.
Atatürk'ün her iki cümlesinden birinde Türk vurgusu yapmasını da görmezden gelip etnisitelerin çanağına ekmek doğrarlar.
Bugün Rusya ile gerillen tellerden çıkardıkları sonuçlar Türk milletinin kimyasıyla örtüşür sonuçlar değil. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bazı elemanları için Silivri'de cirit atanlar bugün silahlı kuvvetlerimizin adeta Ruslar tarafından haşlanmasından haz alacak konumda iskan olmuş gibiler.
Ulusalcılık buysa şahsen ben o adreste değilim.
Türk milletinin tarih sahnesine çıkışından bugüne iyisi kötüsüyle bütün tevellüdüne bağlı bir yol tutmadıkları için kulvar farklılığımız var ulusalcılarla..
Milleti bölmeden sevmenin adıdır milliyetçilik. Tarihi yakın bir noktadan başlatmanın adı da ulusalcılık olsa gerek.
Dedim ya köklerden uzak sığ bir duruş..