ÜRETEN KAZANAMIYORSA, BU DÜZEN KİMİ KORUYOR?

Yeni sezon çay taban fiyatı açıklandı. Kâğıt üzerinde bakınca “artış var” deniyor; yüzde 40’a yakın bir zam… Ama sahaya indiğinizde tablo bambaşka. Çünkü mesele sadece rakam değil, o rakamın alım gücüdür. Ve gerçek üretici bugün şunu söylüyor: Artış var ama karşılığı yok.

Bir kilo çayla iki ekmek alınamıyorsa, o fiyat artışı kimin için yapılmıştır?
Bazı kesimler sessiz. Belki rakamın büyüklüğüne aldanıyorlar. Ama üretici aldanmıyor. Tarlasını bilen, maliyetini bilen, emeğinin karşılığını hesaplayan çiftçi çok net konuşuyor: Bu artış, kaybı telafi etmiyor. Gübre, mazot, işçilik… Hepsi katlanmış. Ama üreticinin eline geçen, yine eriyen bir gelir.

Bugün çay üreticisinin yaşadığı bu tablo, yarın fındık üreticisinin önüne konulacak fotoğrafın aynasıdır. Çünkü sorun ürün bazlı değil, sistem bazlıdır.
Bugün bir kilo fındıkla bir koli yumurta alınamıyor.
Yarın hangi fiyat açıklanırsa açıklansın, eğer alım gücü yoksa o rakamın hiçbir anlamı yoktur.

Üretici artık sadece ürün yetiştirmiyor, aynı zamanda zararını yönetmeye çalışıyor. Ektiği, biçtiği, topladığı her şey adeta kendi aleyhine işleyen bir düzene dönüşmüş durumda. Bu, sadece ekonomik bir sorun değil; sosyal bir kırılmadır.
Çünkü üretici kazanamazsa:
Toprak boş kalır.
Üretim düşer.
Fiyatlar daha da artar.

Ve en sonunda kaybeden sadece çiftçi değil, tüm toplum olur.
Sorulması gereken soru artık çok net:
Üreten kazanamayacaksa, bu düzen kimi koruyor?
Sözün özü şu:
Rakamlarla oynayarak gerçekler değişmez.
Üretici ayakta kalmadan ekonomi ayakta kalmaz.