UTAN'DIM!


Benim, ‘kar-kış’ demeden, yağmur-çamur tınmayan, hiçbir zaman uzak-yakın hesabında olmayan Trabzonsporlu kardeşlerimin Trabzonspor-Minsk karşılaşmasının oynandığı gün karşılaştıkları duruma bakın.

 ***

Kimi Almanya’dan, Belçika’dan, kimi İstanbul’dan, Ankara’dan, kısacası dünyanın ve güzel yurdumun her bir köşesinde yaşayanlar, hem renktaşlarıyla bayramı kutlamak, hem de Trabzonspor maçını izlemek için Avni Aker’e koştular.
İğneyi atsan yere düşmeyecek...
Yılda bir maça gelenin kalbi yerinden çıkacak gibi; hopladıkça hopluyor,
Beden olduğu yerde rahat duramıyor; zıpladıkça zıplıyor,
Yılda bir Avni Aker’e gelenle, birkaç kez gelenin aklı bilette.
Eli, babasının avucunun içinde olan minik Trabzonsporlu yavrucuklar durumu beyinlerinde çözmeye çalışıyorlar.
Gözler radar misali bilet satanları tarıyor.  
Zira biletler karaborsa!
Bilmem kimlerin elinde...
Satanlar da güya Trabzonsporlu(!)

 ***

Duyduğumuza göre fena da kazanmıyorlarmış!
Anlayacağınız; arsa, borsa, banka, döviz hikâye.
Bir koy, iki, üç, hatta dört kazan.
Üstelik vergisi yok, başında ensesi kalın, göbeği şiş amirin de...
Hem sekiz saat çalışmıyorsun, fazla mesaiye kalmıyorsun, canın istediğin zaman bırak, kimseden izin almana gerek yok.
Memurdan, işçiden eksiğin; sigortan!

 ***

Sorsan onlara, senin-benim gibi Trabzonsporlular(!)
Senden benden farkları; kulübe yakın tanıdıklarının olması!
Tanıdıkları var ki onca bileti biriktirmişler, pardon kapmışlar.
Hem iki gözüm, polis biber gazı sıkacağına, düşsün bu adamların peşine..!
Sonra gaz sıkacak ne var ki?
Millet kemerini ve canını sıkmış sıkacağı kadar...

 ***

Onlarca kardeşimiz aradı maç öncesi ve sonrası, bir şeyler yapmamızı, yardımcı olmamızı istediler.
Laf aramızda; kimse kusuruma bakmasın, Trabzonsporluya her yer Trabzon ama Avni Aker değil!
Aksi olsaydı, Almanya’dan maça gelen Giresunlu Tuncer’im isyan etmezdi.
İstanbul’dan yakinen tanıdığım Trabzonsporluluğuna kimsenin laf söyleyemeyeceği, onun için yurt içi, yurt dışı fark etmeyen Tuncay kardeşim, karşılaştığı duruma “ lanet!” okumazdı...
Ya, karaborsa bilet satan kişilerin dolmuşta kendi aralarında konuştuklarını, telefonda benimle paylaşan Sibel bacımın anlattıklarına ne demeli?

 ***

Yazıklar olsun..!
Paylaştıklarım ilk aklıma gelenler...
Sen, temiz futbol eylerimi için geceni gündüze kat, başta UEFA olmak üzere dünyada ilgili tüm birimlere “bu ülkede Trabzonspor’un hakkı yendi, yenmeye devam ediliyor” diye yüz binlerce e-mail atanlardan ol, Trabzonspor’la ilgili tüm platformlara katıl, yılda bir, ya da iki kez Avni Aker’e maça git, karşılaştığın duruma bak!

 ***

Bu işi yapanlar ve yapılmasına göz yumanlar-müsaade edenler, şahsen ben duyduklarım karşısında utandım, dahası yerin dibine girdim..!
Karaborsa bilet satanlar, diğer ifadeyle taraftarı kazıklamaya kalkanlar ve o işi yapanlara müsaade edenler; Sizlerde utanacak yüz, yerin dibine girmek istemeyen beden yok ise eğer;
Biz, sizin yerinize de utanırız, yerin dibine de gireriz..!