Vali Kızılıcık'a Teşekkür..


Maçka’da abartısız her-gün 8-9 bine yakın aracın giriş-çıkış yaptığı Sümela Manastırı’nın hemen altındaki Coşandere tesislerindeyiz...

Kalabalık bir misafir ortamı..

Yerli ve yabancı turistlerle dolup taşıyor...

İzmir’den gelen aralarında doktor, hakim ve öğretmenlerin olduğu bir gurubun içindeyiz...

Çoğu Trabzon’a ilk defa gelmiş ve hepsi Trabzon’a hayran kalmış...

Tek kelime ile ‘cennete geldik’ diyorlar...

Keyifli bir sohbet gerçekleştirdik...

Söz doğal olarak döndü dolaştı turizme geldi...

Çok çarpıcı tespitleri ve ilginç bakış açıları ile burnumuzun dibinde göremediğimiz bazı gerçekleri bizimle paylaştılar...

Bir kere her şeyden önce konaklama sorunu onları hayrete düşürmüş...

Vadi üzerinde kalabilecekleri yer bulamamışlar..Var olan tesisler de dolu...

Oysa biz buradaki doğal güzelliği burada konaklama yaparak isteriz şeklinde isyan ettiler...

Önümüzdeki dönem bu sorunun çözümü noktasında projelerin olduğunu dile getirerek  sohbetimize devam ettik...

Turizm konusunda Trabzon Valimiz Recep Kızılcık’ın ne kadar samimi gayretler içinde olduğunu dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım...

Yeni adliye sarayının yapılması ve Trabzon Valiliği’nde büyük ihtimalle Uzunsokak’taki Bölge İdare Mahkemesi binasına taşınmasının ardından Ege Bölgesi’ndeki bir ilimize tayini çıkması beklenen valimiz Dr.Recep Kızılcık’ı çekiştirdik...

Trabzon Valisi Dr. Recep Kızılcık’ın arkasından bir anket yapılsa en çok hangi özelliği ile damga vurmuştur dense şehir olarak hepimiz hiç kuşkusuz ‘turizm’ deriz...

Sayın Kızılcık’ın gayretleri-özverisi ve bu alandaki başarısı tartışma götürmez...

Trabzon’un tek kurtuluşu olan turizm konusunda eğer bir artış yaşanmışsa bunda en büyük pay kendisine aittir...

En ücra noktalardaki alanları turizme kazandırma, insanları turizme teşvik etme ve turizm konusundaki heyecanı kaybetmeme anlamında adımlarını kararlı attı, dik durdu...

Eğer bugün Trabzon’da  Arap turizminde bir patlama yaşanmışsa eğer bugün köylerde bile tesisleşme gerçekleşmişse eğer bugün var olan köhne yapı yıkılmışsa Trabzon Valimizin gayreti ile olmuştur..

Bu noktada hakkını teslim etmek gerek...

Bu şehirde yaşayan bir yurttaş olarak ve Trabzon şehri adına teşekkür ederim...

Fakat elbette yapılanlar yeterli değil...

Turizm konusunda hepimizin taşın altına elini koyması gerekiyor...

Bu şehrin en büyük kazanımı ve geleceğe dönük kurtuluşu turizmdir...

Eksiklerimizi  tamamlayarak, konaklama ve tesisleşme sorunlarını çözerek turizme her alanda sahip çıkmalıyız..

Turizmde kırmızı çizgiler bellidir...

Derelerin özgür akması, ormanların rant alanı olmaması, ağaçların katledilmemesi, yaylaların betonlaşmaması  ve tesisleşmede doğal yapının bozulmaması şarttır...

Bu çizgiler aşıldığında turizm büyük darbe alır...

Yaz aylarında şehrin gürültüsünden uzaklaşıp tertemiz havası bulunan doğayla baş başa kalmak isteyen yerli ve yabancı turistlerin uğrak yerlerinden olan Trabzon, Rize, Giresun, Artvin, Gümüşhane ve Bayburt illerinin bulunduğu Doğu Karadeniz, adeta Türkiye'nin saklı cennetlerinden biridir..

Bu saklı cenneti kendi elimizle öldürmeyelim...