YAKIŞTI MI?


 
Cuma günü akşamı güzel bir hava yolculuğu ile medeniyetin öncülerinden Trabzon’uma vardım. Ama hava İstanbul’un aksine ısırıyordu. Kimseyi gece vakti sıcak koltuğundan kaldırmadım. Biraz da sürpriz yapalım deyip önce hava alanından Taksim’e vardım. Hava soğuktu ama havayı ısıtan insanlar vardı. Dolmuşların geldiği eski Sümer sinemasının karşı aralığından Taksim’e yöneldim. Bir kemence sesi kulaklarımı okşamaya başladı.
Sokağı terk ederken birden kemence eşliğinde horon tepen kızlı erkekli gençlerle karşı karşıya geldim. Bu  da benim şansımdı. O soğuğa rağmen 20 dakika gençlerin horonunu seyreyledim. Ben de onlarla  beraber ısınmaya başladım. Oynayamadım ama aklım ve gönlüm hep onların arasında kaldı. Bir ay önce yine gelmiştim ama, Trabzon’un havasını ciğerlerime doymak bilmecesine sıkça çektim. Oynayanları geride bırakarak Uzunsokak’tan postaneye doğru her adımımda Trabzon’umu yaşaya yaşaya Yenimahalle dolmuşlarına kadar geldim. Yenimahalle’de indim. Babamım adının verildiği Ömer Güner sokakta rahmetli babamla sanki sarmaş dolaş olduk. Allah gani gani rahmet eylesin. Bekleyenlerle uzun uzun kucaklaşıp hasret giderdim.
Ne kadar da özlemişiz sevdiklerimizi.. Cumartesi uyandığımızda güzel bir havanın bizleri beklediğini gördüm. Kahvaltımızı yaptıktan sonra erkenden 19 Mayıs Spor Salonu’nun yolunu tuttum. Salonun önü hınca hınç delegelerle dolmuştu. Delegelerin fazlalığı, insanların mali kongreye ilgisi beni oldukça sevindirdi. Ama salona giriş kartımızı almak için bayağı savaştık. Zorla da olsa kongre salonununda yerimizi aldık. Salon tıka basa delegelerle dolmasına rağmen bir türlü divan başkanı ve üyeleri seçimi yapılmayınca, sakinlik yerini protestolara, alkışlara bıraktı.
İyi başlayamayan, Ali Sürmen’in hakkı olan genel çoğunluğa karşın Sabri Sadıklar’ın azınlıktaki listesi seçilince olanlar oldu. Bu haksızlık bütün konuşmacılara da yansıdı. Mali kongre karşılıklı suçlamaların ve hakaret dolu suçlamaların konuşulduğu başka bir şekle büründü. Düşünün belki de konuşmacılar haklıydılar. Trabzonspor tarafından dağıtılan kitapçığı salona girerken verdiler. Kısa bir zaman diliminde kitapçığı okumanın imkanı yoktu. Bu kitapçık daha önce dağıtılamaz mıydı?.
Ve öylesine kavgalarla karşı karşıya kaldık ki utandım yerin dibine girdim. Salonda polisin ne işi vardı.Ve finalde Sayın Hacıosmanoğlu herkesi suçlayan konuşması mali kongreye damgasını vurdu. Hele de Sayın Faruk Özak’ı hedef alan "Artık bu zat benim azılı düşmanımdır" açıklaması salondaki büyük çoğunluğu iyice gerdi. Trabzonspor başkanı şiddetle protesto edildi. Geldiğime inanın çok pişman oldum. Bir gece önce yaşadıklarım dimağımdan yavaş yavaş silindi. İbradan önce salonu terk ettim. Rezilliği gördüm, yaşadım...