Yarın bayram!
Yüce duyguların coştuğu, sevgi ve saygı hislerinin insanlar arasında alabildiğine canlandığı güzel günlerden biridir.
O günde yardımlaşma ve kaynaşma son sınırına varır.
Bayram insanları kaynaştırıp bir araya getiren en güzel vesilelerden biridir. Öyle ki, bayramda şahlanan yardımlaşma ve hediyeleşme ruhu yalnızca hayatta olanlara bağlı kalmaz, dünyadan gidip kabirlerinde bir Fatiha bekleyenlere kadar uzanır.
Onların bu dileğini yerine getirmek için biz insanoğlu bayramda kabirleri ziyaret ederler; ruhlarına Kur’ân’lar, Fatiha’lar ve dualar okuyarak onları da sevindirirler.
Ramazan Bayramı’nın insanlar arasında ayrı bir yeri vardır.
Çünkü Ramazan Bayramı, hergün tutulan orucun iftar vaktindeki sevinci gibi, tutulan bir aylık orucun toplu bir iftar sevincini ifade eder. Bir ay gibi uzun bir süreyle, özellikle Ramazan’ın yaz mevsimine denk geldiğinde sıcak günlerde nefislerine oruç tutturan insanlar , sabır imtihanını vererek manevi sorumluluktan kurtulmanın sevincini Ramazan Bayramı’nda yaşama imkânına kavuşurlar.
Hz. Peygamber, “Arefe günü, kurban günü ve teşrik günleri biz Müslümanların bayramıdır. Bu günler yeme içme günleridir” buyurmuştur.
Ramazan Bayramı’nı da bu manada bir gün olarak kabul etmiş ve bu bayramı Ramazan orucunun iftar günü olarak nitelendirmiştir. Bu sır içindir ki, Ramazan ve Kurban Bayramlarında oruç tutmak haram kılınmıştır. Bir gün önce oruç bozmak haramken, bir gün sonra oruç tutmanın haram olması, insanların düşünce ve duygu dünyasında nimetlerin gerçek sahibini hatırlatan en etkili bir sebeptir.
Herkes bir gün önce kimin emrine uyarak oruç tutuyorsa, bugün de O’nun rızasına uyarak orucunu açar.
Ve O’nun gerçek nimet sahibi olduğunu hakkıyla idrak ederek, gerçek bir şükre yol bulur. Bayram bir aylık orucun toplu bir iftarı olduğu için, günlük iftarların sünnet türünden adabı bayramda da yerine getirilir.
Nitekim orucunu tatlı bir şeyle açmayı adet edinen Peygamber Efendimiz, Ramazan Bayramı’na da tatlı yiyerek başlarlardı.
Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde şöyle ifade etmişlerdi: “Sevabını Allah’tan umarak iki bayram gecesinde kalkıp ibadet eden kimsenin kalbi, kalblerin öldüğü gün ölmez.”
Büyük topluluklar halinde kılınan bayram namazları esnasında getirilen tekbirler, gafletin giderilmesine ve şükür vazifesinin yerine getirilmesine en büyük bir vesiledir. Sadece bir ülke halkının değil, yeryüzünde sayısı milyarlara varan Müslümanların hep beraber aynı anda tekbir getirdiklerini hayal ettiğimizde, karşımıza çıkan muhteşem tablo, bayramlarımızı kâinat çapında bir manaya kavuşturur.
O anda adeta yeryüzü tek bir ağız olur, tekbir getirip namaz kılar gibi bir hale bürünür. Birleşen o seslerin bir anda yeryüzünden yükselişi, adeta muhteşem bir koro halinde dünyamızın göklere doğru tevhidi haykırmasıdır.
Bu muhteşem manaların yaşandığı bayram günlerinde küçük meselelerden çıkan kırgınlıkların, dargınlıkların ne önemi olabilir? Onun için bayramda her insanın kardeşleriyle kardeşlik sözleşmesini yenilemesi, kuvvetlendirmesi, fakirlerin yardımına koşması, çocuklarını sevindirmesi lazımdır ki, o manalar yaşanan hayata geçsin.
Mübarek Ramazan bayramınızı kutlar hayırlara vesile olmasını dilerim.