yatCAS kalkCAS AVRUPA'DAYIZ!


Avni Aker’de Trabzonspor’a düşen işi resmiyete dökmekti.
O da kazasız belasız gerçekleşti.
Rakibi Kukes her ne kadar Trabzonspor’un futbolu umut ve cesaret vermese de Trabzonspor için çok zayıf kalıyordu.
Daha önce de Trabzonspor buna benzer rakiplerle karşılaşmıştı.
Buna mukabil durumu fazla ciddiye almadığından devre dışı kalmıştı.
Bu defa işi daha sıkı ve disiplinli tutan takımımız, gruplara kalarak hem yüzümüzü güldürdü hem de Kupa Galiplerine ilk kez kalma şansına erişti.
Malouda’nın attığı gol Rize maçındakine benzer jeneriklikteydi.
Malouda’nın bu tarz gollerini daha çok izleyeceğimizi umut ediyoruz.
Tebrikler Trabzonspor.
***
Trabzonspor’da kaçak var!
Hacıosmanoğlu Trabzonspor’u kucağında bulduktan sonra yönetmek ve borçları ödemek için yönetim kuruluyla bir planlama yaptı. Baktılar ki, kasa bomboş tam takır. Eşe dosta haber saldılar. Kiminden 500 bin dolar, kiminden farklı meblağlar alınarak gedikler kapatılmaya çalışıldı. Bakıldı ki borç çok, alacak yok, taşıma suyla değirmen dönmeyecek, kemer sıkma yoluna gidildi.

En ilginç tasarruf yöntemlerinden biri de misafir biletlerine uygulandı. İş o kadar abartıldı ki, 1461’in teknik ekibine ücretsiz dağıtılan biletler bile geri alındı. Daha elzem görülen yerlere verildi. Bilet işinin perde arkasında ise işler hiç de düşünüldüğü gitmiyordu. Aldığımız duyumlara göre Dinamo Minsk maçı misafir biletleri hatırı sayılır kişilerin ceplerinde koçan koçan dururken, bu biletlerin bazıları el altından eşe dosta dağıtılırken bazıları da satışa sürülmüş. Umarım Trabzonspor yönetimi bir an evvel bu işin iç yüzünü araştırır ve aydınlatır. Paranın yokluğundan, borçların çokluğundan yaka silken yönetim Dinamo Minsk maçı için getirtilen 90 tane mahalli sanatçı ve ekibinin uçak biletlerini karşılayacak ve onları ağırlayacak bütçeyi nerden buldu? Niye böyle bir organizasyona ihtiyaç duyuldu?  Sinekten yağ çıkarmaya çalışıldığı şu günlerde, para bulunduğu zaman nasıl har vurup harman savurulduğunu, yapılan son iki transferle de görüyoruz.

Trabzonspor disiplinsiz!


Trabzonspor’da son günlerde öyle başına buyruk işler, fevri çıkışlar yapılıyor ki, insanın aklına bu takımda bir sosyolog, psikolog yok mu, sportif direktör işlere yeterince müdahil değil midir sorularını getiriyor.
Hadi Volkan’ın olayı başlı başına bir vaka. Maçlardaki yedek kulübesindeki görüntüler, tavırlar, mimikler, oturuş biçimleri ne? Kahvede pişpirik oynarken bile o şekilde tutum ve duruş içerisinde olmaz insan! Giray Kaçar kendisine atılan masumane bir tweete aşırı tepki gösterip insanları ahlak ve terbiye terazisine koyarken, kendisini ilahlaştırıp, karşısındakilere hakaret yağdırıyor. Ey Giray Kaçar, sen hastalandığında en az ailen kadar gözyaşı döküp, Allah’a yakaran bizdik. Kolun kırıldığı zaman acısını ta yüreğimizde hissettik. Trabzonspor taraftarının sana karşı olan sevgi ve saygısı bir başka. Bunu o anlamsız mesajlarınla bitirme. Aman Aman!

Trabzonspor futbolcularının biran önce sağlıklı bir ortam içerisine çekilip, sağ duyularının artırılması gerekiyor. Enerjilerini çene yarıştırarak değil, takıma katkı sağlayarak harcarsalar bu herkesin menfaatinedir.
Alper Hoca “milli” oldu!

Başınıza talih kuşu konacaksa, becerir konar. Şans sizi bulacaksa, Kaf dağının ardında olup olmamanız bir şeyi değiştirmez. Alper Boğuşlu çok parlak bir futbol hayatı olmasa da Trabzonspor’da yaptığı güzel işlerin ve yetiştirdiği iyi kalecilerin referansıyla Fatih Terim’in listesine girmeyi başardı. Futbol hayatı boyunca “milli” olamayan Boğuşlu, kaleci antrenörlüğündeki başarısı sayesinde milli takıma “Merhaba” dedi.

İşin hak edilip hak edilmemesinden ziyade, mesele Boğuşlu’nun da Türk futboluna oynanan büyük oyunun bir oyuncusu olarak milli takıma rampa edilmesidir. Daha evvel de işlediğimiz gibi, bu Trabzonspor’u susturma operasyonudur. Galatasaray ve Beşiktaş zaten halledilmişti. Fener desen halinden memnundu. Eh kıyıda bir Trabzonspor kalmıştı. Onu da Boğuşlu’yla çözdüler.

Aklıma takılan bir soru var: Fatih Terim’in Galatasaray menşeli Akhisar’da hocalık yapan Hamza Hamzaoğlu’nu yardımcısı olarak seçmesi acaba onu Galatasaray ya da Milli takım için hazırlamak istediğinden midir?