Yazın Araplara Kışın Türklere Uzungöl

Uzungöl, bu kış sadece karın değil; müthiş bir kalabalığın ve bir ilke öncülük etmenin ağırlığını da taşıdı. Doğanın en zarif dekorlarından biri olan beyaz örtü, bu kez binlerce insanın heyecanıyla birleşti. Uzungöl 1. Kış Festivali, daha başlangıcında adından söz ettirmeyi başardı. Yaklaşık yüz bin insanı soğuk üç kış gününde, dağların ve gölün ortasında buluşturmak kolay iş değildir. Dünyaya servis edilen kartpostallık görüntüler ve videolar, Trabzon turizmi adına yakılmış güçlü bir meşale gibiydi.
Bu cesur adım için başta Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç olmak üzere; organizasyonda büyük emeği bulunan Genel Sekreter Yardımcısı Hasan Selim, Kültür Daire Şube Müdürü Şükrü Üçüncü ve bu tür organizasyonların olmazsa olmazı Aslan Kar'a da ayrı bir parantez açmak gerekir. Emeği geçen, destek veren ve sponsor olan herkesi kutlamak gerekir.
Ancak büyük hayaller, büyük sorumluluk ister. Organizasyon dediğimiz şey sadece sahne kurmak değil; Uzungöl 1. Kış Festivali’ne katılan herkesin alana gelişinden dönüşüne kadar yaşadığı her anı planlamaktan geçer. Uzungöl’de sorun tam da burada başladı. İnsanlar maalesef festivali değil, beklemeyi konuştu. Yaklaşık bir saat tuvalet sırası beklemek, normalde 1–1,5 saat süren yolu neredeyse 4 saatte gitmek, kilometrelerce araç kuyruğunda mahsur kalmak… Bunlar kalabalığın suçu değil, planlama eksikliğinin sonucudur.
Doğal alanlarda yapılan festivallerde en kritik konu temel ihtiyaç altyapısıdır. Uzungöl 1. Kış Festivali kapsamında belediye tarafından daha fazla sayıda seyyar tuvalet kurulmalı, alternatif otopark alanları ve ring servis sistemleri devreye alınmalıydı. Festival alanı içinde yönlendirme eksikliği de dikkat çekiciydi. Konser vardı ama bilgilendirme yoktu. Sahne nerede, WC nerede, yeme–içme alanı nerede, hangi sanatçı saat kaçta sahne alacak… İnsanlar bilgiyi birbirine sorarak öğrenmeye çalıştı. Oysa kalabalık yönetimi sadece konfor değil, aynı zamanda güvenlik meselesidir.
Yeme–içme alanları daha düzenli kurulabilir, sıra sistemleri ve bariyerlerle alan içi akış kontrol altına alınabilirdi. Zemin temizliği ise Uzungöl 1. Kış Festivali gibi geniş katılımlı bir organizasyon için yetersiz kaldı. Karla karışan atıklar ve çamur hem görüntüyü hem güvenliği olumsuz etkiledi.
Fiyatlar ise Uzungöl 1. Kış Festivali’nin en çok konuşulan başlıklarından biri oldu. Çayın 125 TL, salebin 250 TL, 100 gram et dönerin 300 TL, bir kase çikolatalı tatlının 500 TL olması festival coşkusunu gölgede bıraktı. Yazın Arap turistlere, kışın yerli ziyaretçilere uygulanan bu fiyat politikası artık Uzungöl’ün kronik sorunlarından biri hâline geldi. Çocuğunuz sadece bir tatlı istese bütçe sarsılıyor; üç çocuklu bir aile için içeceklerle birlikte 1500 TL’yi gözden çıkarmak neredeyse normalleşmiş durumda. Manzaradan çok fişlerin ve adisyonların konuşulması, organizasyonun ruhuna zarar verdi.
Belediye tarafından yapılan ücretsiz yiyecek dağıtımı iyi niyetliydi ancak Uzungöl 1. Kış Festivali boyunca 4 saate varan kuyruklar bu jesti bir sabır sınavına dönüştürdü. Bir festival aynı zamanda kültürel bir vitrindir. Sahneye çıkan sanatçılar emek verdi; ancak bu ölçekte bir organizasyonda sanatsal çeşitlilik ve ses sistemi kalitesi daha güçlü olabilirdi. Daha geniş kitlelere hitap eden isimler ve daha etkili duyurular, etkinliğin marka değerini yükseltebilirdi. Çünkü festival dediğimiz şey sadece kalabalık değil, içerik kalitesidir.
Türkiye’de Ayder gibi yıllardır yapılan yayla festivallerinde zamanla oluşmuş bir organizasyon refleksi vardır. Uzungöl 1. Kış Festivali’nde ise ilgi var, potansiyel var; ancak tecrübe henüz oluşma aşamasındadır. Yanlış anlaşılmasın, bu festival bir başarısızlık değildir. Eksikleriyle birlikte pahalı ama değerli bir ilk ders niteliğindedir.
Burada önemli bir noktayı daha vurgulamak gerekir: Uzungöl 1. Kış Festivali’nin siyasi bir gösteriye dönüşmemesi gerekir. Böylesi etkinlikler bir partinin değil, bir şehrin markası olmalıdır. Trabzon’un doğası, kültürü ve insanı ön planda olmalı; hiçbir festival siyasi ranta dönüştürülmemelidir. Çünkü turizm birleştirir, siyaset ayrıştırır.
Uzungöl’ün ihtiyacı olan şey alkıştan çok plan, görüntüden çok sistemdir. Uzungöl 1. Kış Festivali şunu net şekilde göstermiştir: İnsanlar bu tarz etkinlikleri istiyor ve potansiyel büyük. Eğer seneye ulaşım planı güçlendirilir, seyyar tuvalet ve temel ihtiyaç altyapısı artırılır, yönlendirme sistemleri kurulur, yemek alanları düzenlenir, temizlik sürekli hâle getirilir, fiyat denetimi sağlanır ve sanatsal içerik güçlendirilirse; bu festival Türkiye’nin en dikkat çeken kış organizasyonlarından biri olabilir.
Dileğimiz şu: Seneye yapılacak Uzungöl 1. Kış Festivali’nden geriye kuyruklar değil, karlar içindeki Uzungöl’ün büyüleyici görüntüleri ve güçlü sahne performansları kalsın.
Çünkü eksikler konuşularak düzelir; hiç başlanmayan işler ise sadece hayal olarak kalır.
Her şeye rağmen güzel bir organizasyon oldu. Dileriz kalıcı hâle gelir ve seneye çok daha az sorunla anılır.