YENGEÇ SEPETİ SENDROMU

Neredeyse çeyrek asırdır iktidar olan mevcut parti veya şahsın, bu kadar yolsuzluklara, yıpranmışlıklara, yoksullaşmaya, umutsuzluğa, işsizliğe rağmen hala iktidarda kalma imkânının olması bile iktidara gelmek isteyen siyasi partilerin yönetimlerine ders olmalıdır.

Cumhuriyet Halk Partisi, 1931-1946 yılları arasında devrimin halk tarafından bilinçli şekilde kabul edilerek sevilmesini, ‘’konuşunuz konuşturunuz parolası’ ’ile yaptığı çalışmalarını sürdürmesine borçludur.

Özellikle, bayramlarda kurulan Halk Kürsülerinde konuşan Parti Hatiplerinin; sınıfsız, ayrımsız bir yurttaş kimliğinin oluşturulması esas hedefi olmuş ve bu sayede ortak değerler sistemi ile müşterek idealin meydana gelmesi sonucunda homojen bir yapının kurulumu da mümkün olabilmiştir.

Atatürk’ün, bu milli mücadele ve kaynaşma ruhu ile türdeş yapının oluşmasını sağlama çabalarının göstergesini şu sözünde bulmak mümkündür. ‘’Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı hep bir ırkın evlatları, hep aynı cevherin damarlarıdır.’’

Ancak, büyük güçlükler ve karşı çıkmalara rağmen ağır bedellerle oluşturulan ortak değerlerin özellikle son yıllarda iyice azalarak neredeyse ‘’hiç’’ boyutuna ulaşması türdeş yani homojen yapının dağılmasını da kolaylaştırmış ve vatan haini iç odaklar ile Sevr’i hortlatma sevdasındaki emperyalist güçlerin iştahını kabartmıştır.

Ederinden fazla değer gören Neoliberalizmin her şeyi maddesel görme tuzağının etkisi ile kalitesizleşen ve çeteleşen siyasetçilerin etki alanının da bireysel çıkar ilişkileriyle derinleşmesi, halkın sorunlarından ziyade kendi ikbal ve kişisel çıkarlarını koruyan derin siyaseti yaratmıştır.

Aslında, halka hizmet etmek için yarışma alanı olması gereken siyaset arenasının çeteleşen figürleri, kişisel ve özellikle maddi çıkarlarını sağlarken engel olarak gördüğü aklıselim ve nitelikli yurtseverlerin de kıyıma uğratılmasına neden olmuştur.

Ne yazık ki; vahametin farkında olmayan veya olup da ses çıkarmayan başrol oyuncuları olan seçmen kitlesinin, koruması gereken nitelikli siyasetin yok olmasını sessizce izlemesi, aslında kendi sonlarına da razı oldukları absürt bir durumu göstermiyor mu?

Kalitesizleşen siyasi figürlerin de etkisizliğiyle zenginleşen çeteler yüzünden halkın yaşam kalitesi düşerken, hizmet alımında da sorunlar yaşamasına neden olmaktadır.

Hizmet etme aşkı ile sorumluluk alma isteğinde olanlar için yengeç sepeti sendromu oluşturulmuştur. Yani sepetten çıkmak isteyen başarılılar çıkamayanlar tarafından aşağıya çekilirler.

Sepetin kapağı yoktur ve sepetten çıkmak isteyen, halka hizmeti şiar edinmiş yengeçler, diğer tek düşüncesi zenginleşmek olanlar tarafından aşağıya çekilerek yükselmeleri yani görev almaları engellenmektedir.

Maddi kazanım hırsından başka düşüncesi olmayan ve tüyü bitmemiş yetimin hakkını yemeyi alışkanlık haline getirmiş bu çeteler; dürüst, tekerlerine çomak sokacak, liyakatli, çalışkan, üretken ve namuslu yurttaşları aralarında istemezler.

Muslukları kesilecek diye çok korkarlar, bunlar siyaseti meslek edinmişlerdir, hiçbir başarı öyküleri de yoktur. Samimi ve saf seçmenin bundan pek haberi yoktur, olsa da bunların oyununa gelirler, aman konuşmayın, şimdi sırası mı derler.

Cumhuriyet dönemi ‘’konuşunuz konuşturunuz’’ anlayışından geldiğimiz yer, ‘’konuşmayınız, susunuz’’baskısıdır.

Bu anlayış kesinlikle bir parti meselesi değildir. Bu toplumun bilinçlenmesi ve irade göstermesi ile ilgilidir. Küçücük bir çıkar uğruna başkalarına yapılan haksızlığa, ağzına bir kaşık bal çalınması rüşveti karşılığında karşı çıkmayarak sessiz kalanlar eninde sonunda aynı muameleye maruz kalırlar.

Fanatiklik spor dallarında anlaşılabilir. Ancak spor haricinde fanatik olmak gerçekleri görmeyi ve düzeltmeyi engeller, üç maymun oynanır, görmedim, duymadım, bilmiyorum.

Tarifinde ifade edildiği gibi; körü körüne bir şeye bağlanmak, bağlandığınız veya ait hissettiğiniz şeyin olumsuzluklarını görmemek şeklinde olmamalıdır.

Partilerin yönetilmesinin tabana sağlıklı bir şekilde yansıtılmasının yöntemi bulunarak, formalite gereği yapılan sözde parti içi seçimler anlamlandırılmalıdır.

Dolayısı ile diktatörlüğe giden lider sultası engellenerek partilerin yönetimlerine halkın katılımı gerçekçi bir şekilde yansıtılmalıdır.

Aşiret, dernek ve cemaat siyasetçiliği terk edilerek hemşericilik, dincilik, mezhepçiliğin önüne geçilmesi ile bilimsel siyasetin yolunun açılması milletin de geleceğini aydınlatacaktır.

Çok önemli bir tedbir de; mutlaka, kurallar manzumesinin eksiksiz olmasıdır ki, art niyetli çıkarcı ve fırsatçı politikacılar kural boşluklarını istismar edemesin.