Yolun sonu göründü Aziz'im..



Kısaca biz bir şey yapmadık ‘sadece şike yaptık’ demeye getirenler için yolun sonu göründü.

Yargıtay biraz oyalasa da apaçık suçları yok sayamayacağı için infazı gerçekleştirin emrini yerel mahkemeye gönderdi. Yerel mehkeme infaz emrini alır almaz yakalama emri çıkartarak Aziz Yıldırım'ı hapse atacak. Tam 2 yıl 8 ay daha yatacak.

İş bununla kalmayarak Aziz Yıldırım, başkanlığı da bırakıp spor tesislerine ancak belirli mesafeden bakabilecek. Son bir AYM'ye başvuru hakkı var ama oradan da bir netice alacağı kanaatinde değilim. Güneş balçıkla sıvanmıyor demek ki..

Artık şikenin bütün varyantları tamamlandı. Avrupa’dan Asya’ya, Amerika’dan Yeni Zellanda’ya kadar her insan Fenerbahçe’nin şike yaparak 2010-2001 şampiyonluğunu gasp ettiğini artık inkarı kabil olmayacak şekilde biliyor. Ad ve soyad ikizleri Yıldırımlar bütün medya desteğine rağmen süreci geri döndüremediler. Şimdi geriye tek şey kaldı, kupanın Trabzonspor'a teslimi. Bütün organlarını yırtsalar dahi bu da gerçekleşecek. Dalak karaciğer yoklamasını Yargıtay yaptı, son aparkatı UEFA vuracak.

Başkalarının yumruğunu yemeyen kendi yumruğunu balyoz sanır derler ya bunlar da kendilerini hep dev aynasında gördüler. Son karar sonları oldu ve layık oldukları mekanlarda 'Kendim ettim kendim buldum' şarkısını tekrar tekrar dinleme imkanı bulacaklar.

Ben önceki şike yazılarımda şikenin hamiliğine soyunan kelli felli yazarların 'bir şey yok' demelerine 'don ıslak' diyerek cevap vermiştim. Tarla suladıkları, ekinleri biçtikleri ama suyu biraz fazla kaçırdıkları için pantolu ıslak yakalattıklarından bahsetmiştim.
Yargıtay 'evet pantol ıslak' diyerek bizi teyit etti. İnşaat işçileri Kahe ile Dixson artık ziyaretine gelerek geçmiş olsun dileklerini iletebilirler. Zira inşaatında epey emekleri var, Aziz beyin de onlara bu çalışkanlıklarından dolayı bayağı kıyakları olmuştur. Böyle menfaat birlikteliklerinde ‘ıslak donla’ çalışanların hakkını vermek insani bir yaklaşım olsa gerek.

Televizyon palyaçoları şimdi de hangi masalları uydurup mışıl mışıl yine birilerini uyutmaya devam edebilecekler.

Islak donlu çizgi filmlerle temizliğin hikayeleri çocuklarımıza anlatılacak, kaleci Volkan’la Emre’nin en ideal tipler olarak idol oldukları belki de tekrar tekrar yinelenecek. Temiz nesillerin yetişmesi için bu yapıtlar bir ihtiyaç olarak dillendirilecek.

Çocukların saf duyguları bile istismar edilip masumiyetlerini çaldıkları Trabzonsporlu nice yavrular her zamanki gibi yine yok sayılacak.

Artık bu aymazlığın acı faturası ödenmeliydi ve ilk taksiti Yargıtay devreye soktu. Devamı da gelecek. Örneğin Demirören vicdan hapisanesinde 2 yıl 8 ay değil o müebbet hapse mahküm olacak. Onu bordo mavi gönüller bir kara leke olarak siyah rengi gördüklerinde hep hatırlayacaklar.

Şimdi bizim yapmamız gereken şeylere sıra geldi. Trabzonsporlu her birey, yetkili yetkisiz demeden devletle ilintisi olan, siyasetin bir yerlerine memesini dayayan herkese 'Hani Trabzonspor'un kayıp 100 milyon doları, hani kupası' diye her mekanda sorması gerekir. Öyle bir bezdirme ve yıldırma baskısı uygulamalıyız ki 'Adamlar bunu kıyamete kadar unutmayacak, bari bu işi bir sonlandıralım'  deme zorunluluğuna mecbur etmeliyiz kafalarını kuma gömenleri.

Biz haklıyız, haklı olan sayıca az olabilir ama haklının sesi, deler kafesi; keser nefesi gerçekliğini hayata geçirmeliyiz
Yaptıysam Fener için yaptım şimdi de yattıysam Fener için yatarım de, o senin doğal hakkın azizim!..