YUGOSLAVYA DERSLERİ!


Şöyle 10-15 yıl önceye giderek ve günümüze evrilen süreçteki yaşanan bütün gelişmelere bir bakın..
Baş döndürücü!..
Neler oluyor, neler bitiyor, sorularını sormayan var mı?
Ergenekon'dan Balyoz'a, Gezi'den 17 Aralık operasyonlarına , Bayrak indirilmesinden Musul'a, başkonsolos ve vatandaşlarımızın  IŞİD tarafından kaçırılmasına kadar.!..
Görülüyor ki çok ama çok dikkatli olmamız gereken süreçten geçiyor ülke..
Adeta tarihten ders almamız gereken süreçleri yaşıyoruz!..
Çünkü çok ama çok çağrışımlar var!..
Bakın bugün sizinle yıllar önce  'Yugoslavya Dersleri' diye bir kitabı kaleme alan bir insanın duygularını paylaşmak istiyorum.
Adı; Teoman Alili
O bir Makedon..
Yazdığı  kitabı okuyunca 'Bu kitabı sadece Teoman yazabilirdi!' demek en doğrusu oluyordu..
Parçalanmış bir ülkenin parçalarından birinin halini  anlatıyordu.
Yugoslavya Dersleri’nde hepimize ‘Siz hiç parçalandınız mı?’ diye soruyor. Bugün adı bile kalmayan bir ülkeden alınması gereken dersleri herkesin önüne  koyuyordu.    
Yugoslavya’nın başına gelen, emperyalizm açısından hayatin normal akışına uygun, şaşırılmaması gereken sıradan hadise olarak tarihi bir vesika gibidir.                                  
Acı ama  ders gibi.. Teoman Alili neler söylüyordu;
Gelin özetle okuyalım..

***
1950-80 arasında Avrupa’nın en büyük ekonomilerinden biri Yugoslavya. Yatırımlar yatırımları takip ediyordu. Gelirleri sürekli artıyordu. Hem SSCB ile hem Bağlantısızlar Hareketi üyesi ülkelerle ticareti vardı.
Derken her şey tersine döndü.
Batıda eğitilmiş, uzmanlar ortalığı kapladı.
Sinsice kurumlara el atmışlardı.
Dünyaya açılma programı uygulayacaklardı. Tito ölmüştü, Yugoslavya, halkları tutkallayan liderini kaybetmişti. Önce fabrikalar kapandı, rüşvet, yolsuzluk çılgınca arttı. İşsizler ordusundan lümpenler çıktı.
Ardından etnik ve dini bölünme oyunu sahnelendi.
Sendikalar bölündü.
Yabancı sermaye sendikal hareketi etnik olarak örgütleyecekti.
1990'da yargıya el konuldu.
Anayasa'yı Koruma Mahkemesi kaldırılacak, denetim Adalet Bakanlığı'nın olacaktı.
Her yanı CIA ajanları kapladı. Siyaset ve ekonomiyi yönlendirdikleri gibi eğitime de el atmışlardı. Yeni kuşaklar Soros kuşağı olacaklardı. Medya tamamen ele geçirilecek, Yugoslavya yok olurken insanlara ‘pembe diziler’ izletilecekti!
Ordu bu süreçte paramparça edildi. Paramiliter etnik gruplar oluşturuldu, sonra savaştırıldı.
Önce Sırplar Hırvatlarla kapışacak, sonra Bosna’ya saldırılacaktı.
Ayrılık ‘Din’ kullanılarak gerçekleştirildi. Bir referandumla Bosna ayrılık kararı aldı, ardından katledildi.
İşte bunun adı ‘birbirine kırdırma’ siyaseti!
Ve zamanı gelince, sahneye Birleşmiş Milletler çıktı.
Önce katliamı seyrettiler, sonra kendi oyunlarını sahnelediler.
Kılcal damar operasyonu Soros’un çocuklarınca yönlendirildi.
Açık Toplum Vakfı Otpor adlı örgütler süreci denetledi ve şekillendirdi.
Akıl hocaları emekli Amerikan generalleriydi. ‘Ordu köşesine çekilsin!’ diyerek Yugoslavya halk ordusuna karşı çıkanlar Amerikan generallerinin esiri oldular.
Sonra, Yugoslavya’nın yerle bir edilmesinde kullanılan, bir zamanların genç liderleri yavaşça sahneden silindiler, işleri bitmişti.
Bazıları bölünüp parçalanmış, ülkenin bir parçasının başına atandı.
Bazılarının cesetlerine kenar mahallelerde rastlandı.
Belki de sürecin sonunda, konuşmaya, neler olduğunu anlatmaya tevessül etmişlerdi.

***
Teoman Alili’nin duyguları, anlattıkları ders gibi değil mi?
O, bu acıları ailesinin tüm fertleriyle yaşamış, olan biteni ‘içinden’ izlemişti.
Önce paramparça olmuştu Yugoslavya, bağrından 8 ülke çıkmıştı, sonra tarihe karışmıştı.
Ondan ders alanlar ve aldıkları dersi anlatanlar, Teoman gibi cezalandırılmışlardı.
Ünlü Yazar, tv program yapımcısı   Banu Avar  gittiği o eski Yugoslavya’da gözlemlerini anlattığı bir yazısında şöyle diyordu:
“Belgrad’da bir genç ‘hala Yugoslavya demek istiyorum!’, Bayan Yugoslavya olarak bilinen opera sanatçısı Jadranka, ‘Artık kim olduğumu bilmiyorum!’ diyor, Serebrenitza’nın bir işsizi ‘Artık vatanım yok, adam bile hissetmiyorum kendimi, kastrat edildim sanki!’ diye haykırıyordu kameralarımıza”
Ders gibi değil mi sevgili okurlar!
Paranoya yapmıyoruz..
Ama geleceğe yürürken, olan bitenleri yaşarken ülkemizin değerini bütün oyunlara, bütün tezgahlara karşı çok daha iyi kavrarımız gerektiğini anlatmak istiyoruz!
Türkiye hiç kuşkusuz bir Yugoslavya değil..
Tek millet, tek vatan, tek bayrak ülküsü ve temeli sağlam!..
Ama sağlam diye yan gelip yatmak da yok!..
Bu  topraklarının üzerinde tarihin derinliklerinden bu yana emperyalizm'in gözü  ve emeli olduğunu bilmeyen, görmeyen var mı?
O nedenle öncelikle bu ülkenin şartlar ne olursa olsun öncelikle  'ÖNCE VATANA SADAKAT' duygusu üzerinde iktidarıyla, muhalefetiyle birlik ve beraberliğe ihtiyacı var!
Görülüyor ki Ankara'daki yangın etrafı sarıyor!
Aman dikkat!..
'Siz hiç parçalandınız mı?' diye soran Alili'ye kulak vermekte fayda yok mu?