YÜRÜYÜŞ YOLU (PARKUR)


Sonra mı? Önce küçük parke taşlardan oluşan yürüyüş yolu yapıldı. İnsanlardan, daha önemlisi egsoz gazından uzak bir yol oluşu bizi mutlu etmişti. 4-5 sene sonra ise esnek, insanın ayaklarını yormayan kurallara uygun bir yol yapıldığını görmek bizi sevindirdi. Yaptıranların yüreklerine sağlık.
Yol güzel, güzergâh güzel! Gerçekten insanlarımıza -özellikle yürümeyi seven kişilere- sunulan en güzel armağandır bu yol. Etrafının çimlenmesi dikilen ağaçların yavaşta olsa büyümesi hoş bir manzara oluşturmaktadır.
Ancak güvenlik yönünden gereği düşünülmemiş galiba. Bu yol yapılmış, büyük paralar harcanmış ama saldım çayıra mevlam kayıra gibi bir yaklaşım sezinliyoruz. Deniz kıyısında bir sürü uyuşturucu kullananlar mı dersiniz, üç – beş kişiden oluşan şarapçılar mı dersiniz yürüyüş yolunun etrafını mekân edinmişler. Daha dün, saat on civarında hava güzel olduğu için sahilde dolaşıyordum. Bir grup şarapçı ile karşılaştım. Birisi ‘Bey bize on lira ver şarap alacağız’ demez mi! Peki vermezsem şiddet kullanırlar mı, kullanmazlar mı bilemezdim. Onun için kuzu kuzu ve istemeyerek istenilen parayı vermek zorunda kaldım.
Sevgili Başkanım, bunca emek ve para harcanan gerçekte standartlara uygun yapılmış parkuru güzelleştirmek ve güvenli kılmak sanıyorum sizin elinizde. Çimlerin, ağaçların hatta elektrik ampullerinin korunması ulusal görevdir. İnsanların güvenli yürümeleri ve sahilde dolaşmalarını sağlamak da birinci derecede belediyenin görevidir diye düşünüyorum.
Çirkin bir manzara da okullarından kaçan veya anne-babalarına okula gidiyorum diye sevgilisiyle buluşan 15-16 yaşlarında kız ve erkekleri sarmaş dolaş görmekteyiz. Bu gençlerin, insanları hiçe sayarak umursamaz tavırlar takınmaları hoş değil.
Onların, o yaşta dünyayı toz pembe görmeleri, ve aldırış etmemeleri başlarına bir kötülüğün gelmeyeceği garantisini kim verebilir ki. Yanlış anlaşılmasın kızların erkeklerle arkadaşlık etmelerine karşı değilim. Ama orada ipsizi de sapsızı da vardır. Sevgilerini kayaların üstüne taşımış o gençlere kaba kuvvetin kullanılması beklide canlarını yok etmeleri hepimizi üzer.
Gerçi bizim geleneklerimizde ve kızlarımızın geleceğine bakışımızda bu aykırılıklar yoktur. Çünkü kadın iffetiyle yaşar. O, bembeyaz ipekten bir kumaş gibidir. Üzerine düşen lekeyi ne kadar temizlerseniz temizleyiniz mutlaka izi kalır. O leke o genç kızımızda yaşamı boyunca üzerindedir. Onun için kızlarımızı iffetli namuslu ve geleceğin kültürlü annesi görmek istiyoruz İşte o nedenle de sahilde bu tür manzaraların önlenmesi dileğimizdir. Önlemler alınırsa elbette ki gençlerimiz, orasını buluşma yeri seçme olanağını bulamayacaktır.
Toplum duyarlılığını yitiriyor gibi. Yardım etme, paylaşmanın yerini bireysellik alıyor. “Ben” kavramı bencilliği öne çıkarıyor. Daha bugün okudum gazetede, Bursa’da engelli Mustafa’nın tekerlekli sandalyesinin lastiği patlamış. Bu insan dizlerinin üstünde arabasını ite ite işyerine götürmüş. Yolda bir vatandaşımız durup da Mustafa’ya yardım etmemiş. Böyle insan olduk işte. Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın mantığı egemen olduğu içindir ki o güzelim parkurun etrafını yüzümüzü kızartan olumsuzluklar sarmıştır. Ne yazık ki tepki verenlerimiz pek de yok.
Tamam, temizlik, ilaçlama gibi çalışmalar zamanında ve yerinde yapılıyor da Allah aşkına zabıta ne iş yapar? Şehrin düzeninden, güzelliğinden, insanların düzenli huzur içinde yaşamalarından sorumlu kuruluştur diye biliyorum. Belediyemizin, yaptırdığı o güzelim yürüyüş yolunu zabıtalarla güvence altına almakta zorlanacağını sanmıyorum.
Sayın Başkanım lütfen siz görevinizi yapın bizde huzur içinde o yolda yürüyelim.
Bilmem fazla bir şey mi istiyorum, ne dersiniz?