“Lanet olsun terörün her türlüsüne”

“Şehitler ölmez vatan bölünmez”

“Kahrolsun PKK, yaşasın Türkiye”

***

Ve benzeri sloganlar 40 yıldır dilimizde.

40 yıldır verdiğimiz onurlu mücadelenin şehitlerini rahmetle, gazilerini şükranla anıyorum.

Vatanın bağrına defnettiğimiz yiğitler rakamlarla ifade edilemez. Onlar Türkiye kadardır ve Onların kabirleri Türkiye’nin kalbidir.

*** 

PKK; ile ilk kez, 15 Ağustos 1984 yılında Eruh ve Şemdinli’de gerçekleştirdiği terör saldırılarıyla sahne aldı. Ve ne yazık ki terör eylemleri çok derin yaralar açarak günümüze kadar devam etti.

Eylemlerin ardından silahlı kuvvetlerimizin sınır ötesi harekâtları da başladı. Mehmetçiğin sınır ötesi harekâtları da bu süreçte aralıklarla devam etti. Diğer taraftan bu sürede yönetimde bulunan hükümetlerin konuya ilişkin politikaları devreye sokuldu.

Ancak ne yazık ki yürek yangınımız hiç sönmedi, her eylem yeniden körükledi yangınımızı. Analar ağladı, ocaklar söndü, geleceğimiz karardı.

Yüreğimizi dağlayan her şehit haberinden sonra yine sloganlar ve içine düştüğümüz tekrarlar.

Ve sosyal medya iletileriyle sürece dahil olma girişimleri.

***

Konuyu yazmak üzere kalemi elime aldığımda, kendime sordum, ben bu konunun uzmanı mıyım ki yazacağım? 

Tabii ki hayır, bu alanda bir uzmanlığım yok. Kaldı ki ülkemizde “uzman” çok. Her şeyin uzmanı olan malum zatlar elbette bu konunun da uzmanı. Ve onlar yıllarca her terör eyleminden sonra, ekranların değişmez yüzü oldular.

Ben uzman değil, mağdurum. Terör mağduru, milyonlarca mağdurdan biri.

O halde kalemim akıl veremez, ancak mağduriyet dile getirir.

*Tanıdığım tanımadığım yüzlerce şehit kardeşim oldu. Yani ben “Şehit yakınıyım”

*Evlatlarını kaybeden manevi annelerim, bacası sönen ocaklarım oldu. Yani ben “Yürekten yaralıyım”

*Güvenlik endişesiyle, ülkemin dört bir tarafını ve bütün insanlarını doya doya soluyamadım. Yani ben “Yarım kalanım”

*Her eylemden sonra bütünüyle soruna eğilmek yerine birbirlerinin eksiklerine odaklanan siyasetimiz oldu. Bundan dolayı “Yorgun ve kırgınım”

Elbette birleşmiş/bütünleşmiş, refah seviyesi daha yüksek ve mutlu bir toplumda yaşamak isterdim.

Ama öyle olmadı terör süreci her bakımdan toplumu derinden sarstı. Düşünen ve dertlenenler için büyük travmalar oluşturdu.

Yani anlayacağınız ben de sizin gibi mağdurum; gözyaşları dinmeyen, dertlenmesi bitmeyen milyonlarca mağdurdan sadece biri.

***

Evet bizim için “Söz konusu vatansa gerisi teferruattır”

Bu doğru; ancak, “Mehmetçikler ölmesin vatan bölünmesin” aşamasına çoktan gelmiş olmalıydık, öyle değil mi?

Sönen ocakların bacası bir daha tütmüyor ve yitirilen yılların telafisi olmuyor. 

En kıymetli değerimiz, vatanımız. 

Artık bağcı dövmek girişimleri sonlanmalı, bir can daha ölmesin diye bütün canlar seferber olmalı.