Bir gazete 50 kuruş, bir adet cigara parası yani..
En ucuz çay 50 kuruştan başlıyor, yerine göre 2-3 lira arası değişebiliyor.
Cigara?
Parasını el, dumanını yel alır!
Ya gazete?
Nereye-nerelere gidersen git, akşama dek müşterisini bekler.
***
En kısa ömürlü üründür gazete; sabahın ilk ışıklarıyla doğar, akşam güneşiyle ölür, anlayacağınız kelebek kadar kısa ömürlüdür..!
***
Bi de çalışanlara sorun?
Gazete kitap gibi uzun ömürlü olmadığından;
Her gün aynı telaş! Her gün benzer koşuşturma.
Onlarca sayfayı doldurmak için mutlaka bir şeyler bulmalısın/araştırmalısın.
İstersen de bulma/araştırma/doğruları yazma; yerle bir olursun, bir alan bir daha almaz.
Kısacası okunmazsın!
***
Ayakta kalmak için de aralara mutlaka reklam sıkıştırmalısın...
Aksi halde düşüşün çıkışın gibi sert olur; bir varmış-bir yokmuş olursun!
***
Elinizdeki gazetenin maliyeti satış fiyatı kadardır; yani 50 kuruş.
Kafa kafaya geliyor, “el ele-baş başa” diyelim biz buna!..
***
Yazmak dünyanın en zor işi.
Bazen saatlerce kafa patlatıp kâğıda döktüğünüz kelimeleri beğenmez müşteri.
Bazılarına sakız gibi gelir okudukları, ne kadar çiğnerse çiğnesin bir şey anlamaz;
Kaptığı gibi telefonu, makineli tüfek gibi şahsınıza sayar tüm cümleleri...
Velhasıl gazeteye 50 kuruş veren ve de beleş okumayı seven müşteriyi 50 dakika dinlemek zorunda kalırsınız...
Hal böyle olunca, vereceğiniz en güzel ve en kısa cevap:
Haklısınız...
Eleştirinin olduğu yerde övgü de olur.
Bazıları okurken keyiften dört köşe olur; Akçaabat köftesi, bir tava kızarmış hamsi, Görele pidesi, Hamsi köy sütlacı, içyağı ve mısır yarması bol karalâhana yemişçesine keyif alır.
***
Lafı daha fazla uzatmanın anlamı yok...
Elinizdeki gazetenin bugün doğum günü...
Bir diğer ifadeyle Sonnokta 1 yaşında...
Daha dün yazmıştık ilkyazımızı:
Adı: Karadeniz’de Sonnokta...
Göbek adı: Yok daha ötesi...
Baba adı: Bağımsız...
Ana adı: Tarafsız.
Anlayacağınız; baba hür, ana hesapsız ve tarafsız...
***
Gelinen noktada...
Şimdilik işler fena gitmiyor. Duyan duymayana, okuyan okumayana söylüyor...
Bize de okuyucularımıza “teşekkür” etmek ve de “iyi ki doğdun-iyi ki varsın Karadeniz’de Sonnokta” demek düşüyor...