İktidar toplumdaki adaletsizlik duygusunu derinleştirmeye devam etmektedir. Sefalet sınırında bir gelirle yaşamaya çalışan milyonlarca emeklilere, açlık sınırında bir ücrete mahkum edilen emekçilere, asgari ücretlilere kaynak ayırmayan iktidar, yandaş kayırma projesi olarak icat ettiği kur korumalı mevduat sahiplerine devasa kaynak aktarmaya, hazineden bir kuruş para ödenmeyecek diye seçim dönemlerinde propaganda malzemesi haline getirilen kamu özel işbirliği ortaklığı adı altında yandaş iş insanlarına ihale edilen döviz garantili projelerle kamu gelirleri yağma edilmeye devam edilmektedir.

Anayasamızda Devletin istihdam yaratma ve kamusal hizmetlerde görev almayı bir hak olarak tanımlandığı gibi, Anayasanın alt metini olan ve kamu emekçilerinin işe alınması ve istihdam edilmesi, özlük haklarına ilişkin düzenlemelerin yer verildiği 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve diğer düzenleyici metinlerde; kamusal hizmetlerin verilmesinde ayrımcılık yapılamayacağı , kamusal hizmetlerde görev almanın liyakat esasına göre yapılacağı ve kamusal hizmetlerde kariyer yapmanın yine liyakat esasına göre yapılacağı belirlenmiş olduğu halde, iktidar kamunun yarattığı istihdam olanaklarını da yandaş anlayışıyla rüşvet olarak dağıtmayı hak olarak görmektedir.

Bu iktidarla birlikte görevde yükselme ve unvan sınavlarında uygulanmaya başlayan mülakat uygulaması, kamuya ilk işe girişler dahil, kamu kurumları tarafından yapılan bütün sınavlar liyakatten uzak bir anlayışla iktidar partisinin yandaşlarını bir kayırma, gönül alma ve rüşvet verme aracına dönüşmüştür.

Televizyonlara dahi yansıyan birçok Bakanın, Milletvekillerinin cep telefonlarına gelen, referans adı altında masumlaştırılan mesajlar sınav komisyonlarında hak eden binlerce kamu görevlisinin elenmesi anlamına gelmektedir. On binlerce kamu emekçisi yıllarca emek verdiği kurumda hak ettiği görevlere gelemeyişinin verdiği moral bozukluğu ile mutsuz bir şekilde çalışma yaşamını sürdürmekte, bazen bu gönül kırıklığı, iş barışının bozulması onların erkenden emekli olmasına veya istifa etmesine nedeni olabilmektedir.

Kamuda mülakat uygulamasının yarattığı ayrımcılık ve tahribat 2023 Mayıs seçimlerine de yansımıştır. Konuyla ilgili sendikamızın eylem etkinlikleri ile de gerek muhalefet partileri gerekse iktidar partisi mülakatın kaldırılacağını sözünü vermek zorunda kalmıştır. Ancak iktidar partisi vaat ettiği halde mülakatın kaldırılması konusunda herhangi bir yasal düzenleme yapılmamış; tam aksine bu düzenlemeler yapılmadan yangından mal kaçırırcasına 2023 ve 2024 Yıllarında hemen her bakanlıkta görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavları ile mülakat sopası kullanılmaya devam edilmiştir.  

Hatırlarsanız Adalet Bakanlığı   Görevde Yükselme ve Unvan değişikliği için 19 Ağustos 2023 tarihinde yazılı sınav yapmış, yazılı sınavda başarılı olanlar için 11 Aralık 2023 ile 17 Ocak 2024 tarihleri arasında mülakat sınavı yapmıştı. Ancak yapılacak mülakat öncesi Adalet Bakan yardımcısı Ramazan Can’ın Adalet akademisi toplantısındayken cep telefonuna gelen torpil talepleri ve bu talepleri, Adalet Bakanlığı özel kalemine ilettiğini belirten ve yaklaşık yarım saatten fazla süren yazışmalarıyla gündeme gelmiş ve kamuoyundan yoğun eleştiriler almıştı. İlgili mülakat sınavının komisyonunda Adalet Bakanı Yılmaz TUNÇ’da mevcuttur.

Tomurcuk çayın alım fiyatı belli oldu Tomurcuk çayın alım fiyatı belli oldu

Bu talepleri değerlendirirken ilgili komisyonlar kişinin liyakatine bakar. Bizim tek kriterimiz liyakattir” diyerek adeta bakan yardımcısına gelen torpil taleplerini sahiplenmişti. Öyleyse buradan Sayın Bakana bir kez daha soruyoruz, tek kriterimiz liyakattir diyerek sahip çıktığınız bakan yardımcınızdan torpil talep edenler;

·Yazılı sınavda kaç puan almışlar,

·Yazılı sınavı kazananlar arasında başarı sıralamaları nedir,

·Daha da önemlisi bakanlıkça yapılan mülakat sınavında kaçı başarısız bulunarak elenmiştir.

Bizler Büro Emekçileri Sendikası olarak mülakat uygulamasının emek hırsızlığı olduğunu, kamusal hizmetlerin yerine getirilmesinde liyakat-kariyer ilişkisini ortadan kaldırdığını ve kamusal hizmetleri niteliksiz hale getirdiğini biliyoruz ve sürekli kamuoyunun gündemine getiriyoruz. Bu nedenle mülakat uygulamasına başından beri karşı durduk, kamuda ilk işe girişler dahil, görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarında mülakatın kaldırılması için idari yargıda davalar açtık, siyasi partilerle görüşmeler gerçekleştirerek yasal düzenlemeler için önerilerde bulunduk, diğer taraftan işyerlerimizin önünde ve alanlarda basın açıklamaları yaparak teşhir ettik ve etmeye de devam edeceğiz.

Bir kez daha altını kalın çizgilerle çizerek söylüyoruz. Kamusal görev ve unvanlar hiç kimsenin ve partinin mülkiyetinde değildir. Kamusal hizmet ve unvanlar toplumun ortak Anayasal hakkıdır. Bu sınav ve mülakatların toplumun bütün kesimlerine açık ve eşit olması gerekmektedir. Hak edenin kamusal hizmette görev aldığı, liyakat esasına göre kariyer yaparak yükselmenin temel olarak benimsendiği, dolayısıyla bakan, bakan yardımcıları ve yüksek bürokratların aracılık etmediği/edemediği adil bir sınav hakkı için mücadele etmeye devam edeceğimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz.

Mülakat kaldırılsın. Çünkü:

·Mülakat emek hırsızlığıdır!

·Mülakat niteliksiz kamu hizmetidir!

·Mülakat siyasal ayrımcılıktır!

·Mülakat iş barışının bozulmasıdır!

·Mülakat genç kamu emekçilerinin önünde engeldir!

·Mülakat sendikal ayrımcılıktır!

·Mülakat psikolojik baskı ve mobbing aracıdır!

·Mülakat hak yemektir!

Editör: Sonnur Örnek