Türkiye içeriden ve dışarıdan bir sarmal içine sokulmak isteniyor..
Güneydoğu’da yaşanan gelişmelere bakılınca, bölücü terör örgütünün hain saldırılarının, sözde haklarını savunduğunu iddia ettikleri kendi insanlarına yönelik de olmaya başlaması, bölge insanımızın terör örgütünden kaçıp kendi topraklarından  göç eder hale gelmesi bir büyük oyunun sahneye konulduğunu gösteriyor..
Bildik tanıdık bir oyun!..
Osmanlı’dan bugünlere defalarca sahneye konulan sözde isyan oyunu!
Yine arkasında uluslararası desteğinde olduğu bir oyun..
İçeriden, dışarıdan büyük bir tezgah.
Koskoca Türkiye Cumhuriyeti’ni hendekle böleceklerini sanıyorlar!
Türkiye’nin önünü kesmek için bir sarmal!..
Açıkçası tarihe baktığımız zaman sıkça denedikleri ama millet-devlet ele verince bir türlü emellerine ulaşamadıkları bu bildik oyunu yine sahneye sürdüler!..
Hiç kuşkusuz yine başaramayacaklar..
Hiç kuşkusuz yine emellerine ulaşamayacaklar..
Aman dikkat!..
Önce bu büyük milletin bir parçası olarak birlikte yaşadığımız, her biri Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan bölgedeki Kürt kardeşlerimize sırt çevirmeyelim..
Çünkü işi uluslararası arenaya taşıma yönünde bir gidiş var..
Onlara sahip çıkmazsak kanlı terör örgütünün kucağına itmiş, örgütün istediğini yapmış olacağımızı iyi görelim..
Bilelim ki işte o zaman bölünürüz, işte o zaman ayrılırız!.
Bugün içeriden ve dışarıdan ortaya konulan tezgah ile yapılmak istenen, ülkemizin Güneydoğusunu dipsiz bir kuyuya çevirmek,  panik havasına sokmak, kardeşi kardeşe vurdurmak, yangını Türkiye’ye yaymak, bölüp parçalamak!
Bölge insanının bölücü örgüte karşı direncini devlet olarak ayakta tutmak için her şeyi yapacağız..
      
 ***

Tabii ki bölgede yaşayan insanlarımıza büyük sorumluluklar düşüyor.
Onlara seslenmek gerekiyor..
Bi dinle kardeşim..
Artık bilerek veya bilmeyerek bu bölücülük oyunun bir parçası olmayın. Sizi bağrına basanın Türkiye Cumhuriyeti Devleti olduğunu artık iyi anlayın..
Sizi temsil ettiklerini söyleyenler demokrasiden dem vuruyor ya..
Önce şunu iyi bilin..
Başka bir demokratik ülkede olsa terör örgütünü destekleyen HDP gibi partiler çoktan kapatılır, o partilerin terör örgütü ile iç içe olan milletvekillerinin dokunulmazlıkları çoktan kaldırılırdı..
Devletimizin sabrını sonuna kadar zorluyorlar!..
Şöyle son 14 yıla bakın..
Devlet olarak neler yapılmadı sizler için..
Hem demokratik haklarda..
Hem ekonomik alanda..
Hem yatırım anlamında..
Havaalanları, üniversiteler..
Üniversitelerde Kürtçe dil bölümü..
Devletin Kürtçe TV kanalı aldı başını gitti. El atılmadık sorununuz kalmadı..
Ne istediniz de olmadı..
Artık oyuna gelmeyin..
Bölücü örgütün ve TBMM’deki uzantısı siyasi parti ve vekillerinin isteğinin sizi kullanarak ülkeyi parçalamak ve sadece kendi emellerine ulaşmak olduğunu iyi görün..
Dertleri siz değil!..
Devlet, millet el ele bunlarla mücadele etmek, etnik kökeni ne olursa olsun hepimizin görevi değil mi?
Hepimiz aynı tavanın balıklarıyız.
Bu devlete sadakatle sahip çıkmak hepimizin görevi...
Uyanın artık..
Tasada da, sevinçte de bir olduğumuzu anlayın artık!..
Bu ülkenin bütün nimetlerinden bugüne kadar hepimizin birlikte faydalandığının farkına varın artık..
Bu devlet sizlerden bir şey esirgemedi. Asıl ayrımcılığı sizlere özel ilgi göstererek yaptı..
Varsın yapsın!..
Ama değerini bilmediniz!..
Yıllardır orada yapılan yatırımları yaktılar yıktılar, polisimizi, askerimizi şehit ettiler, öğretmenlerimizi çocuklarınıza ders veremez noktaya ittiler sustunuz..
Ama yine devlet şefkatli elini üzerinizden çekmedi.
Bi dinle kardeşim..
Bu devletin ayrısı gayrısı hiç olmadı..
Kız alıp kız veriyor, horonlarla halayları birlikte çekmiyor muyuz!..
İster Kürt, ister Boşnak, ister Alevi, ister Çerkez etnik kökeni ne olursa olsun herkesin bu ülkede, bu büyük devletin cumhurbaşkanlığı makamından bakanlık koltuklarına, milletvekilliklerinden bürokrasinin en üst noktalarına, iş dünyasına kadar bütün kademelerinde görev yaptığını ve yapmaya devam ettiğini görün artık kardeşim..
Hiç kimseye “Sen Kürt’sün bu göreve gelemezsin” denilmediğini anlayın artık.
Bakın Irak’a ne halde..
Bakın Suriye’ye ne halde?
Bir büyük oyunun sarmalı içinde perişan olmadılar mı? Bu cennet vatanın değerini bil, be kardeşim..
        ***
Hiç kuşkusuz sorunlarımız var..
Sadece siz değil yurdun her bölgesi çeşitli sorunlar yaşadı, yaşıyor....
Biri az diğeri çok!..
Bakın biz Karadenizlilere..
Bu bölge insanı da yıllarca mağdur oldu. Ama asla bölgecilik gibi bir derdi; bu vatan topraklarında ayrısı gayrısı hiç olmadı!.
Oyuna gelmedi hiç..
Bi dinle kardeşim..
Şunu artık görün, bu devletin şefkatli eli size ne zaman uzandıysa birileri rahatsız oluyor!
Kullanılıyorsunuz..
Çünkü sizin için yapılan hizmetler,  sizlerin hakkını aradığını söyleyenleri mutlu etmiyor!..
Çünkü işlerine gelmiyor!..
Dinleyin kardeşim..
Bakın bizim yöremiz Karadeniz’in de derdi tasası var!..
Bize sizler  ‘Laz’ dersiniz. Deyin sorun da değil.
Ama bizim bölgemizde Karadenizliliğini, Lazlığını, Lazca eğitimi bu büyük milletin, bu büyük devletin önüne kimse çıkarmadı.
Numunesi yok!.
Dedim ya, devlete başkaldırı mı?
Aksine ‘Ne olursa olsun biz bu vatanın sigortasıyız’ dedik...
Bi dinle kardeşim..
Sadece siz değil, bizim insanlarımız da Karadeniz topraklarında hep gurbeti yaşadı, hep çileler çekti!
Bazen inşaatçı oldu, bazen hamal.
Bazen yurt dışına göç eden emekçi.
Bizim insanımız da garipliği yaşadı..
Hizmet bekledi yıllarca..
Ne sandınız!..
Patika yollarla doludur yaşadığımız bölgemizin kırsalları.
Siz mağdursunuz diye devlet baba tarafından bölgenize son yıllarda yapılanların yarısı bizim bölgemize yapılmadı bile..
Sizin gibi açlığı biz de iyi biliriz. Sizin çektiğiniz yoksulluğu bizim insanımız da yıllarca çekti, halen de çekenler var..
Gelin şu Karadeniz’imin dağlarına bakın!..
Devlet eli beklemeden ekmeğini taştan çıkarıyor insanlar..
Güneydoğu’da siz susuzluktan yakınırken, biz sellerin sürüklediği molozlar arasında kaybettiklerimizin cesetlerini aramadık mı yıllarca..
Daha iki ay önce Hopa’mızı gördünüz!.
İsyan mı ettik!..
Siz karnı burnunda anne adaylarını kızak ile hastanelere taşırken, biz de sırtımızda taşıdık yıllar boyu.
Siz beton dökerken biz duvarcılık yapıyorduk. Siz duvar örerken biz demir döşüyorduk. Siz İstanbullarda park simsarlığı yaparken, biz gazinolar önünde racon kesiyorduk!..
Sadece çileyi siz çekmediniz, bizim insanımız da  çekti..
Şimdi öyle mi Allah aşkına..
Bölgenizde yapılan havaalanlarına, üniversitelere bir bakın..
Otoban yollarınıza bir bakın..
Bakın bölgenizde sizin hakkınızı aradıklarını söyleyen insanlar, ağa babalarınız en lüks arabalarla, en lüks yaşamı sürüyorlar..
Sizi kullanarak ülkeyi bölme adına ana dilde eğitim diye Kürtçe’yi resmi dil yapmak isteyenlerin kendi çocukları için Kürtçe eğitim diye hiçbir dertleri olmadı.
Ülkenin en iyi okullarında Türkçe, İngilizce eğitim almaktan son derece mutlular..
Bakın bölgenizden Türkçe eğitim alarak ne insanlar yetişti!
Sorun, resmi dilden yana hiç dertleri oldu mu?
Nobel ödülü alan, dünyanın gözünün üzerine çevrildiği ve Türk milletinin gururu olan  Prof. Dr. Aziz Sancar hangi topraklarda doğdu, yetişti kardeşim!.
Mardin’in Savur İlçesi’nde orta gelirli bir çiftçi ailenin sekiz çocuğundan yedincisi olarak dünyaya gelmiş..
Nerede eğitim-öğretime başladı..
Mardin’de..
Bugün ne diyor..
“Türk milletinin bir ferdi olmaktan gurur duyuyorum. Her şeyi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne borçluyum.”
Bu örneğin ötesi var mı?
Mardin’den çıkıp Nobel ödülü almasının anlamı nedir?
Bak kardeşim bi dinle..
İçeriden dışarıdan kullanılıyorsunuz..
Haksızlığa uğradık diye biz hiç işyeri yıkmadık, yıktırmadık. Okulları yakmadık, yaktırmadık. Otobüsleri ateşe vermedik, verdirmedik..
Hiç kepenk kapatmadık, kapattırmadık..
Çocuklarımızı sokaklarda taş atsınlar, barikat kursunlar diye  bölücülerin eline bırakmadık..
***
Oyuna gelme kardeşim..
Tek farkımız oyuna gelip gelmemek!
Bak daha geçen gün haber bültenlerine düşen bir fotoğraf karesi vardı..
Silopi’de eli soğuktan donan küçük bir çocuğumuzun elini nefesi ile ısıtmaya çalışan bir Mehmetçiğimizin fotoğrafı size neyi anlattı?
İşte biz buyuz..
Bir tarafta sözde sizlerin hakkını koruduğunu söyleyen ama sizleri kendi evlerinizde yaşayamaz hale getirip  göç etmeye zorlayanlar, diğer tarafta devletimizin şefkatli eli..
Gelin bu vatana sahip çıkın..
Bak kardeşim..
Çanakkale'de biz de öldük.
Yetmedi Pontus çeteleri ile mücadelede öldük. Yetmedi Kore’de öldük, Kıbrıs’ta öldük.
Yediği ekmeğe hiç kimse ihanet etmedi.
Biz ‘76 milyon biriz’ diye haykırdık..
Siz de haykırın artık..
Güçlü bir şekilde, zamanıdır..
Sizi bağrına basan devletin Türkiye Cumhuriyeti olduğunu görün artık..
Bakın son döneme bu devlet sizin için neler yapmadı..
Oyuna gelmeyin artık...
Tarihine bak..
Osmanlı’dan bugünlere kaç kez isyan çıkarılmış bölgenizde..
Hangisi başarılı olmuş..
Bu vatanı yıkmaya, bölmeye kimin gücü yetmiş..
Türk’ü, Kürt’ü, Alevi’si, Çerkez’i, Arnavut’u, Boşnak’ı, Roman’ı ile biz büyük bir milletin mensuplarıyız..
Gelin bu şanlı bayrak altında el ele birlikte geleceğe yürüyelim kardeşim!
Bilin ki sizlerin hakkını savunuyoruz mavalı okuyanlar, uluslararası aktörlerin bu ülkeyi bölmek ve parçalamak için tuttuğu kirli eller...
Bakın Anadolu Ajansı’na göre, Kandil ne emirler veriyor..
“Artık anlaşılmıştır ki halk yanımızda yer almıyor, desteği bize değil askere veriyor. Acımayın, aldanmayın, akıllı hareket edin ve ayrım yapmayın. Evleri, okulları, hastaneleri yerle bir edin. Ambulansları hareket ettirmeyin, hedef alın vurun.”
Anlayın artık..
Artık ‘Yeter’ diye haykırın..
Unutmayalım Malazgirt’ten, Çanakkale’ye, Kurtuluş Savaşı’na kadar tarihin her devresinde bu büyük millet için ‘Söz konusu vatansa gerisi teferruattır’ olmuştur kardeşim...
Unutma kardeşim..
‘Tek Millet, Tek Vatan, Tek Bayrak’ asla değişmez.
Anlayın artık!..