Trabzonspor, Süper Lig’in ilk 6 haftasında inişli çıkışlı bir görüntü ortaya koydu. Bordo-Mavililer, özellikle iç sahada gösterdiği performansla dikkat çekerken deplasmanda ise aynı başarıyı bir türlü yakalayamadı.
Fırtına, evinde oynadığı 3 maçın tamamını kazanırken, dış sahada 2 mağlubiyet ve 1 beraberlik aldı. Üstelik Trabzonspor, iç sahadaki galibiyetlerinin yanı sıra ortaya koyduğu futbolla da taraftarına umut verdi.
Deplasmanda ise bunun tam aksine hem futbol hem de sonuçlar beklentilerin altında kaldı. Zirve yarışında iddialı olmak isteyen bir takımın bu tabloyu mutlaka değiştirmesi gerekiyor. Aksi halde istikrarsız bir görüntüyle şampiyonluk hedefini sürdürmek hiç kolay olmayacaktır. Thomas Reis yönetimindeki ilk maçta Galatasaray karşısında ortaya konulan etkili futbol ve alınan farklı galibiyet ise camianın umutlarını yeniden yükseltti. Şimdi önemli olan, bu çıkışın tesadüf olmadığını göstermek.
Milli aranın ardından Samsunspor deplasmanında oynanacak 90 dakika bu açıdan büyük önem taşıyor. Trabzonspor’un artık deplasmanda da kazanabildiğini göstermesi gerekiyor. Samsunspor karşısında alınacak 3 puan, takımın toparlandığının ve doğru yolda ilerlediğinin en önemli göstergesi olacaktır.
Aksi bir sonuç ise Galatasaray galibiyetiyle yakalanan havanın yeniden kaybolmasına neden olabilir. Bu nedenle Samsunspor maçı sadece bir deplasman karşılaşması değil, Trabzonspor’un istikrarını kanıtlama sınavıdır.
Şimdiden dört gözle bekliyoruz…
……………………..
İŞTE BU RUH!
Rakip hiç fark etmez…
Eğer sahada koşmaz, mücadele etmez, gerektiğinde tekmeye kafa uzatmazsanız her türlü sonuçla karşı karşıya kalmaya hazırlıklı olmalısınız.
Geride kalan maçlarda bunun örneklerini fazlasıyla gördük.
Amed ve Konyaspor, Trabzonspor’dan daha fazla mücadele ederek, daha çok koşarak sahadan galibiyetle ayrılmayı başardı.
Ne kadar kaliteli oyunculardan kurulu olursanız olun, sahada takım olarak mücadele etmezseniz hüsran yaşamanız kaçınılmaz olur.
Galatasaray maçında ise Trabzonspor’un özlediğimiz o savaşçı ruhunu gördük.
İşte Bordo-Mavili ekipten beklediğimiz kimlik tam olarak bu!
Trabzonspor zaten kaliteli bir takım.
Bu kaliteye mücadele gücü ve savaşçı ruh da eklendiğinde karşısında duramayacağı takım yok. Yeter ki futbolcular sahada son düdüğe kadar savaşsın, formasının hakkını versin.
İnanıyoruz…
Bu ruh sürdüğü sürece Trabzonspor’un yolu açık!
……………….
MİLLİ GURUR
UEFA Uluslar Ligi maçları için A Milli Takım’ın kadrosuna Trabzonspor’dan Mustafa Eskihellaç, Samet Akaydın, Melih Kabasakal ve Aral Şimşir olmak üzere 4 oyuncu davet edildi. Uzun bir aradan sonra ilk kez bu kadar fazla Bordo-Mavili futbolcunun aynı anda milli takım kadrosunda yer alması, Trabzonspor adına gurur verici bir tablo ortaya çıkardı. Trabzonspor’un geçmiş yıllarda milli takıma çok sayıda oyuncu göndermesine alışkındık. Yeniden böyle bir tabloyla karşılaşılması, Bordo-Mavili kulüp açısından sevindirici ve gurur verici.
Mustafa, Samet, Melih ve Aral’a Milli Takım forması altında başarılar diliyorum.
Bordo-Mavili formayı en iyi şekilde temsil eden oyuncularımızın, Ay-Yıldızlı forma altında da aynı mücadele ve inançla sahada olacaklarına yürekten inanıyorum.
……….
SALAH’IN CEVABI SAHADA
Trabzonspor’un Mısırlı yıldızı Mohamed Salah, fırtına gibi esiyor.
Süper Lig’in ilk 6 haftasında rakip filelere 13 gol gönderen Trabzonspor’da Salah, attığı 7 gol ve yaptığı 2 asistle toplam 9 gole doğrudan katkı sağladı.
Rakamlar zaten her şeyi anlatıyor.
Ancak Salah’ın Galatasaray karşısındaki performansı bambaşkaydı.
Yıldız futbolcu, muhteşem futbolunu 3 gol ve 1 asistle süsleyerek adeta sahneye damgasını vurdu. Böyle bir yıldızı kadrosunda bulunduran Bordo-Mavili taraftarların ne kadar şanslı olduğu ortada.
Salah, yalnızca attığı gollerle değil, sahadaki özgüveni, kalitesi ve oyuna yaptığı katkıyla Trabzonspor’un en önemli kozlarından biri olduğunu şimdiden gösterdi. Üstelik bu hikâyenin bir de transfer öncesi bölümü var...
Trabzonspor’un gündeminde olmadığı dönemde Salah ile Beşiktaş’ın ilgilendiği yönünde haberler İstanbul basınında geniş yer buldu.
Yıldız futbolcunun Beşiktaş’a transfer olacağına ilişkin haberler manşetlere taşınırken, transfer gerçekleşirse bunun önemli bir hamle olacağı yorumları yapılıyordu. Ancak Beşiktaş transferden çekilince Trabzonspor devreye girdi ve Salah’ı Bordo-Mavili renklere bağladı.
İşte ne olduysa bundan sonra oldu.
Salah’ın Trabzonspor ile anlaşmasının ardından bazı çevrelerde bir anda farklı bir söylem ortaya çıktı. Transfer öncesinde büyük yıldız olarak anlatılan futbolcu, Trabzonspor formasını giyince değersizleştirilmeye başlandı.
Hatta işi, Salah’ın Trabzon’a futbol oynamaya değil, adeta “tatil yapmaya geldiği” yorumlarına kadar götürenler oldu.
Fakat futbolun en güzel tarafı burada ortaya çıkıyor.
Söz değil, saha konuşuyor.
Salah da sahada konuşmayı tercih ediyor.
Attığı gollerle, yaptığı asistlerle ve ortaya koyduğu futbolla kendisini eleştirenlere en güçlü cevabı veriyor.
Hem de öyle bir cevap veriyor ki, söyleyecek söz bırakmıyor.
Bugün geldiğimiz noktada Salah’ın Bordo-Mavili forma altında ortaya koyduğu performans ortada. Trabzonspor taraftarı yıldızını izlemekten büyük keyif alıyor. Rakipler ise Salah’ın sahaya çıkacağı maçları daha farklı bir gözle takip etmek zorunda. Çünkü Salah’lı Trabzonspor, bu ligde daha çok can yakacak gibi görünüyor.
Hem de çok!
……..
BU ÖFKE NEDEN?
Uğurcan Çakır, Trabzonspor altyapısında yetişti.
Bordo-Mavili forma altında kaptanlığa kadar yükseldi.
Şampiyonluk yaşadı.
Yıllarca Trabzonspor taraftarının sevgisini kazandı.
Kısacası Uğurcan, Trabzonspor camiasının içinden çıktı.
Öyle bir noktaya gelmişti ki herkes onun Trabzonspor’da futbolu bırakacağını, jübilesini Bordo-Mavili forma altında yapacağını düşünüyordu.
Kimse, Trabzonspor’a bu kadar bağlı olduğu düşünülen bir kaptanın, günün birinde hem de ezeli rakip Galatasaray’ın yolunu tutacağını beklemiyordu.
Uğurcan, taraftarın gözünde Trabzonspor’dan ayrılması en son beklenen isimdi.
Ama futbol böyle bir oyun...
Uğurcan kararını verdi.
Galatasaray’ı istedi ve Sarı-Kırmızılı formayı giydi.
Elbette hiçbir futbolcuyu istemediği bir takımda zorla tutamazsınız.
Her oyuncunun kariyeriyle ilgili karar verme hakkı vardır.
Uğurcan da tercihini yaptı.
Ancak Uğurcan’ın bu tercihi Bordo-Mavili taraftarlar tarafından kabullenilemedi. Haksız da değiller.
Galatasaray, Fenerbahçe veya Beşiktaş kaptanlarının kendi takımlarını bırakıp ezeli rakibe gittiğine kaç kez şahit olduk?
Ben hatırlamıyorum.
Trabzonspor taraftarının bugün verdiği tepkinin altında da işte bu duygu var.
Gelelim bir başka tartışmaya...
Bazı Trabzonlu gazeteciler ve eski yöneticiler Uğurcan’ın arkasında duruyor.
Gerekçeleri ise belli.
“Trabzonspor’a para kazandırdı.”
İyi de kardeşim...
Eğer Trabzonspor yönetimi “Biz Uğurcan’ı satıyoruz” deseydi, elbette oyuncuya söyleyecek fazla bir sözümüz olmazdı.
Kulüp kararını vermiş olurdu.
Ama tartışmanın konusu bu değil.
Uğurcan’ın Galatasaray’a gitmek istemesi ve bu konuda ısrarcı olması tartışılıyor.
Şimdi “Trabzonspor’a para kazandırdı, gitti” diyerek bütün meseleyi kapatabilir miyiz?
Bence kapatamayız.
Koskoca Trabzonspor, Uğurcan’dan gelecek paraya mı kaldı?
Sonuç olarak Uğurcan Çakır, Trabzonspor’a yanlış yapmıştır.
Trabzonspor taraftarının Uğurcan’a duyduğu kırgınlık ve öfke de kolay kolay unutulmayacaktır.