PKK'nın şah damarına jilet atıldığı bir ortamda, seçim öncesi konuşması gerekenler, operasyonların en şiddetli günlerini seçip ifşaata niyetlendiler.
Ve ‘Akçe ve ökçe’ şifresiyle yola düştüler.
Akçenin para olduğunu bilmeyen yok. Yani Cumhurbaşkanı ve yanındaki bazı kişilerin akçeli lekelerinin olduğu ima edildi. Yetmedi bunu ökçe ile ironileştirmek gerekir diye düşündüler. Ökçe; ayakkabıyı hatırlatan, oradan ayakkabı kutularına zihinsel zıplama yapmamızı isteyen bir şifre aslında. Yani kutu kutu götürdüler, biz temiziz  demeye getirdiler.
Üsküdar'da sabah oldu, bunlar yeni ötmeye başladılar.
Bir gök renkli çek olayı vardı..
İşlenmiş gök renkli çek cürümlerini anlatacaktı; ar ve inç hesabına göre..
Seçimler geçti, ar; yanı dekar dekar yerlerden bahsetmesi gereken tarzanın sesi, kısıldı bir anda..
İnç hesabından da bahsetmedi. 2,54 cm uzunluğundaki uzunluk ölçüsü birimi kursakta kaldı. Ne zamanki güvenlik güçleri PKK'nın ensesinde boza pişirmeyi başardı eski hükümetin hataları bunun paralelinde tarzanca deşifre edilmeye başladı.
Zamanında dut yemiş bülbül olan şimdi su içmiş düldül oldu.
Tarzanın davetine üç kişi açıktan destek verdi. Biri çelik bilekli akademisyen, diğeri şamar yemiş kılıç, bir diğeri de erginliğini ıspat edememiş adalet havarisi..
Katılıyoruz dediler ar renkli inç’e..
Kendisine suikast yapılacağı yalanıyla devletin yatak odasında sörf yapılmasına zemin hazırlayarak tabaklanmış derileri aşırdılar kozmikten.
Cami bombalayacak ordu, cami yerine PKK'yı bombalayınca dayanamayıp zırt diye çıktılar ortaya.
Hazımsızlık gidişattan olsa zaten yekesi kırık bir gemiyle okyanuslardayız.
Aysberge çarpmaktan korkmayanlar, şimdi Sur’da gedik açmak istiyor.
Oysa ki Koca Reis çoktan kararı vermiş ve merhum Necip Fazıl'ın şu şiirini okuyor ve bu yırtık lastik gibi fırlayan guguk kuşlarına diyor ki;
Surda bir gedik açtık mukaddes mi mukaddes/
Ey kahpe rüzgar artık ne yandan esersen es...
Evet; artık devlet, pek davudi bir ses vermeyen iki numarada bir topallama olsa da bu işin sonuna kadar gidileceğine karar verdi..
Tarzan sesinden ürkecek günler de geçti..
Geç öten horuzun başı malum neticeye mukadderdir.
Küllisi gelse, topuyla tüfeğiyle yüklense artık Diyarbekir’deki Sur gibi üflesen yıkılacak cinsten değil, tahkimat  mühkem.
Tarzan sesinden çok bu kez bozkurt sesi Ankara bozkırınının gök kubbesinde seda buluyor. Ya bitecek ya bitecek diye kararlı bir ses..
Her seçim dönemi, dönemlik milliyetçilik; anlaşılan alışkanlık yapmış ki ya bitecek ya bitecek diye nakarat oldu.
Silopi'de öpülen, Cizre'de hezimeti gören PKK, şimdi Sur'da kudursa da orada da yerle yeksan olacak..
Zamansız öten horozların feryatları da bunu durduramayacakkk...