Türkiye'nin her karış toprağında, yolunda, köprüsünde, barajında / Türkiye'nin aydınlanmasında, eğitiminde, kültüründe, düşüncesinde, çağdaşlaşmasında / Türkiye'nin köyünde, kentinde, kasabasında, bayırında, kırında, yaylasında, ormanında / Soluduğu havasında, içtiği suyunda, yediği ekmeğinde / Bağımsızlığında, özgürlüğünde / Temel hak ve özgürlüklerinde / insan haklarında / kadın haklarında / çocuk haklarında / Türkiye'nin çalışanlarının / işçilerin / köylülerin / çiftçilerin, memurların haklarında / Türkiye'nin varlığında, birliğinde, dirliğinde / saygınlığında / yadsı görseler bile / Türkiye'nin özünde / geleceğinde / CHP vardır. Türkiye'yi "bir hizmet alanı" değil de paylaşılacak bir pasta-soygun alanı" görenler / Salt yemek, salt sömürmek, salt ezmek, insanlarını muhtacında bırakmak isteyenler / Türkiye'nin kendisi olmasını istemeyenlerle iş birliğine gidenler / Kapitülasyonu yurtseverlik sayanlar, "yerli ve millilik" görenler / Halkını-ulusunu-dilini sevmeyenler / düşman görenler / Arap'ı "kavm-i necip" diye yücelten, üstünleyen ve kavmini, kültürünü aşağılayanlar / Devlet isyan edenler karşısında onurlu durup "Türk'ün varlığını koruyan", "devletin ve milletin
bölünmez bütünlüğünü, ulusal kimliğini, dilini ve tarihini baş tacı eden" hep CHP olmuştur.
Bugün Türkiye üzerinde oynanan oyunların son perdesine yaklaşıldı:
Kürtlerin Suriye'de kazandığı statüye benzer bir "devlet yapılanmasıyla" ilgili, Türkiye'de
alınacak kararlara ihtiyaç var: İmralı boşaltılacak, teröristler serbest kalacak, Türkiye büyük
bir kaosa sürüklenecek. Böyle bir ortamda "halkın desteklemediği, altı boş, tabanı olmayan"
bir iktidarın bunu yapmaya gücü yoktur; "meclis çoğunluğuna dayalı", ama halkın istemediği
55 bin insanın katilini affedecek bir güce gereksinimi var. Mevcut koşullar altında iktidar
sayısal bir üstünlüğe sahip değil. / Emir, Okyanus ötesinden alındı. / Orta Doğu yeniden
dizayn ediliyor. Bunu için iktidar hem yapacağı yeni Anayasaya ve değişikliklere, hem de
ayakta kalacak güce ihtiyaç duymaktadır. Sayısal üstünlüğe erişebilmek için, yüzsüzlüğü ve
ahlaksızlığı ele almış, kendilerini rahatlıkla pazarlayabilen yeni "vekilleri" ele geçirip Amerika' nın emrini tamamlayarak yola devam etmek istiyor.
CHP destek veremezdi. / Destek Cumhuriyet'in kuruluş felsefesine aykırıydı.
Ama her partinin içinde "çürük elmalar" olduğu gibi CHP'nin içinde de olabilirdi. Köy baskısı
ile bu çürük vekiller kendilerini "satılık" gösteremezlerdi. Tarafgirlikle ilgili bir oyun
oynanmalıydı. / Aktif, dinamik, gücünü her gün artıran, CHP'yi birinci parti yapan Özgür
Özel'in yükselişi durdurulmalıydı. / CHP engellenmeliydi. Her türlü yalan, tesise ile bölünüp
parçalanmalı, gerekirse seçime sokulmamalıydı. / Yersiz, yeteneksiz ve muhteris Kemal
Kılıçdaroğlu 13 kez seçim kaybetti. Bir türlü RT Erdoğan'ın aşağılamalarından ve
küçümsemelerinden bıkmadı, dümen suyunda gitmekten kurtulamadı, özgün politikalar
üretemedi. İnanmadığı doğruları yalanlaştırarak satın alınması kolay, onursuz ve kişiliksiz
insanlarla uyutmayı başardığı camiasını istediği gibi kullanabildi. Koşullar değişmiş, Özgür
Özel'le yenilenmiş, CHP güçlenmiş, iktidarı ele geçirecek potansiyeli, yükselişi göstermişti.
Bu yükseliş bozulmalıydı. Kurgulanan ve öngörülen oyunla CHP durdurulmalıydı. Siyaseten
yapılamayan iş, yargı ile yapılmalıydı. Yargı sopası kullanılarak Erdoğan'ı ayakta tutabilmek
için Kemal Kılıçdaroğlu devreye girmeli, CHP zayıflatmalı, umutlar yok edilmeli, Erdoğan
Amerikan projelerine omuz vermeli, her seçimde olduğu gibi bu seçimde de yolunu
açmalıydı.
Oyunun başarılı olması CHP'nin iktidar yolunun kesilmesine, gücünün bölünmesine bağlıydı.
Hemen belirtelim ki kararları tartışılmayan YSK "mazbatasını verdiği ve iptal etmediği" Özgür
Özel'in Genel Başkanlığını tanıyor olmasıyla aslında mahkemeyi ve kararını taca atmıştır.
Mahkemenin gönderdiği karar yazısını, olaya müdahil olmamak için iade etmiştir.
Fakat yaratılan hukuksuzluğun ve kaosun devamı için İçişleri Bakanlığı polisleri, TOMA'ları,
biber gazı ve ne idüğü belirsiz-sanki ihtiyacı varmış gibi-insanlarla CHP'nin demir kapılarına
yüklenerek kırmışlar ve CHP'nin Genel Merkez binasını basmışlardır. Görüntü tam bir "ihtilal"
Hemen belirtelim ki kararları tartışılmayan YSK "mazbatasını verdiği ve iptal etmediği" Özgür
Özel'in Genel Başkanlığını tanıyor olmasıyla aslında mahkemeyi ve kararını taca atmıştır.
Mahkemenin gönderdiği karar yazısını, olaya müdahil olmamak için iade etmiştir.
Fakat yaratılan hukuksuzluğun ve kaosun devamı için İçişleri Bakanlığı polisleri, TOMA'ları,
biber gazı ve ne idüğü belirsiz-sanki ihtiyacı varmış gibi-insanlarla CHP'nin demir kapılarına
yüklenerek kırmışlar ve CHP'nin Genel Merkez binasını basmışlardır. Görüntü tam bir "ihtilal"
denemesiydi, rezaletti, ilkelikti.
Ne mahkemeyi açanların ne yargıyı yapanların ne de alınacak kararların Türkiye ve Türk
halkına vereceği zararları düşünenler vardı. Dokuz yıldır sürdürülen ekonomik krizin altında
ezilen çoluğun, çocuğun ve halkın ızdırabını duyanlar yoktu. Ekonomik çöküntünün ortasında
hat safhaya varmış bir hayat pahalılığı ve korkunç bir enflasyon vardı... / Sınır komşumuz
savaşın içinde, zaman zaman topraklarımıza düşen füzeler ve dronlar da oluyordu...
Her zamankinden daha çok birliğe ihtiyaç duyulan bir zamanda ana muhalefeti yok etmek ne
demektir? Çözüm yollarını, seçenekleri ortadan kaldırmaktır, düşünceyi susturmaktır, birliği-
dirliği zayıflatmaktır. Düşmanlık, kin ve nefret tohumları ekmeyi sürdürmek, hainleşmektir.
Bu topraklar üzerinde doğan, büyüyen, yetişen, okuyan, hayatını kazanan, derelerinde-
göllerinde, denizlerinde yüzen, havasını teneffüs eden, suyunu içen, toprağında beslenen
herkesin, CHP'nin kurduğu cumhuriyete bir baba ocağı, bir ana kucağı gibi vefa borcu vardır.
CHP'ye yapılan kötülük, dost-düşman oy versinler-vermesinler, dil, din, mezhep, ırk
gözetmeksizin tüm Türkiye halkına-Türk milletine yapılmıştır. / Her kötülük, kişinin ömrü
kadardır.
Bu millet, kimlerinin kişisel çıkarlarına, ya da Amerika'nın isteklerine feda edilemez.
Sevgiyle, esenlikle kalınız...