İKİ SALINCAKLA SİYASET, BEŞİKDÜZÜ’NE REVA GÖRÜNEN BU MU?

Trabzon'un en güzel ilçelerinden biri... Eğitimiyle adını Türkiye'ye duyurmuş, kıyısıyla Karadeniz'in en özel coğrafyalarından biri... Bir zamanlar okullarıyla dünyaya açılan, yetiştirdiği insanlarla gurur duyulan Beşikdüzü...

Peki bugün ne konuşuyoruz?

Yıllardır beklenen dört yıllık fakülteyi mi?

İlçeden birer birer taşınan kamu kurumlarını mı?

Başka ilçelere götürülen okul bölümlerini mi?

Yoksa her geçen gün biraz daha yalnız bırakılan Beşikdüzü'nü mü?

Hayır...

Bugün Beşikdüzü'nde iki salıncağın, birkaç oyun grubunun "dev hizmet" diye sunulmasını konuşuyoruz.

Asıl acı olan da budur.

Büyükşehir Belediyesinin zaten yapmakla yükümlü olduğu çocuk parklarını, sanki tarihe geçecek bir yatırım yapılmış gibi törenlerle, alkışlarla ve kameralar eşliğinde halka sunması; Beşikdüzü'nün beklentilerinin ne kadar küçümsendiğinin göstergesidir.

Beşikdüzü'nün ihtiyacı iki salıncak değildir.

Beşikdüzü'nün ihtiyacı vizyondur.

Beşikdüzü'nün ihtiyacı yatırımdır.

Beşikdüzü'nün ihtiyacı istihdamdır.

Beşikdüzü'nün ihtiyacı üniversitedir.

Beşikdüzü'nün ihtiyacı kaybettiği devlet kurumlarının geri kazanılmasıdır.

Yıllardır yeterli hizmet alamayan bir ilçeye, yapılması zaten belediyeciliğin en temel görevlerinden biri olan çocuk parklarını "büyük eser" diye sunmak, Beşikdüzü halkının aklıyla alay etmektir.

Daha da düşündürücü olan ise bu törenlerde oluşan siyasi tablodur.

İktidar partilerinin temsilcileri eksiksiz oradaydı. İlçe belediye başkanı da vardı.

Peki ana muhalefet neredeydi?

Cumhuriyet Halk Partisi ilçe başkanı neden yoktu?

İl başkanı neden yoktu?

Milletvekili neden yoktu?

Beşikdüzü'nün hakkını kim savunacaktı?

Muhalefet, yalnızca seçim dönemlerinde değil; ilçenin geleceğini ilgilendiren her platformda görünür olmalıdır. Eğer iktidarın yaptığı her tanıtım tek sesli bir gösteriye dönüşüyorsa, bunun sorumluluğu sadece iktidara değil, görevini yeterince yerine getiremeyen muhalefete de aittir. Elbette güzel ilçenin çocuk parkı önemli ihtiyaçlarındandır. Ancak, Beşikdüzü artık günü kurtaran fotoğraf kareleri istemiyor. Gelecek olan misafirlerinin konaklayacak yeri bile yok.

Beşikdüzü, yıllardır ertelenen projelerini istiyor.

Süslü konuşmalar değil, somut yatırımlar istiyor.

Reklam değil, kalkınma istiyor.

Çünkü bu ilçe bunu fazlasıyla hak ediyor.

Beşikdüzü, geçmişte eğitimiyle örnek gösterilen bir ilçeydi. Bugün ise elindekileri kaybetmenin hüznünü yaşıyor. Siyasal olarak, ekonomik olarak, kültürel olarak her yönüyle sömürülen ilçe görünümünden kurtarılmalı.

Artık sorulması gereken soru şudur:

Beşikdüzü gerçekten hizmet mi alıyor, yoksa hizmet görüntüsü mü izliyor?

Tarih, ilçeleri birkaç çocuk parkıyla değil; kazandırılan üniversitelerle, korunan eğitim kurumlarıyla, sağlanan istihdamla ve hayata geçirilen kalıcı yatırımlarla hatırlar.

Gerisi ise birkaç gün süren reklamdan ibarettir.