Türkiye genelinde yakın yılların en karlı en soğuk günlerini yaşıyoruz. Meteoroloji, günler öncesinden Balkanlardan gelecek olan kar yağışı konusunda gereken uyarıda bulundu. Bunu anlayan belediyeler her türlü önlemi aldı. Halkına hizmet vermekten geri kalmadı.
Bizim şehrimizi yönetenlere gelince anlamış gibi göründü. Basına her zamanki gibi demeç üstüne demeç verildi. ‘Kara, buza karşı her türlü tuzumuz, aracımız, yeterli çalışanımız var’ diyerek halka umut, güven aşılandı. Halkımız da bu tatlı sözlere inandı.

Çok geçmeden umut edilen dağlara kar yağdı.  Halkımız karamsarlığa düştü.
Yattık. Sabah kalktık ki ne bakarsın beklenmedik bir kar var. Ortahisar’a bağlı mahalle yolarını bir yana bırakın kent merkezinde yaya olarak adım atamıyorsun. Merkezde yer yer 45 cm kar yağdı.
Burası böyle olursa köy mahallelerini sormayın. Yükseltiye göre1, 1.5 m  Arasında değişiyor.
Belediyenin otobüsleri ilk gün, Tıp Fakültesi’ne çalışamıyor. Her yer kar-buz tutmuş. Şu rezilliğe bakın. Otobüs sürücüsü fakülteden aldığı yolcuyu Değirmendere köprü ayağında bırakıyor. Beşirli’den gelen başka bir otobüse veriyor.
Hani Gümrükçüoğlu’nun tuzu, aracı, yeterli işçisi vardı. Bunlara ne oldu da ortalıkta görünmedi? Hasta mı oldular?
Sokaklarda bir tane belediye çalışanı, tarayıcısı, kamyonu göremedik. Esnaf işbaşına koyulmuş herkes kendi dükkânının önünü temizleme çabasındadır. Ne var ki belediye yetkililerini göremiyoruz. Kar yağınca kış uykusuna daldılar. Eskiden ilkokulun birinci sınıfında abece(alfabe) okurduk. Bir parçada şöyle derdi. ‘Uyu uyu, yat uyu!’ Bizim yerel belediye görevlilerimiz de bu söyleme uygun olarak uyuyor.
Aradan üç gün geçince yetkililer yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. İş işten geçtikten sonra merhemin bir yararı olmaz!
 
Büyükşehir’de(!) yaşıyoruz. Eğer buna yaşama denirse. Bana göre köyle kent arasında hiçbir ayrım yok.
Bir kez daha görüldü ki Büyükşehir’in hiçbir anlamı, yararı kalmadı. Halkımıza zararı var. Her türlü vergi bire beş, bire on katlanacak. Halk, soyulup soğana çevrilecektir.
Halkımız  eşgüdümden uzak yöneticiler sayesinde daha çok sıkıntı çekecek. Gelecekte ise bugünleri de arayacağız. Güleriz ağlanacak halimize!
İkinci gün üzerine Kalkınma Mahallesi’ne Ortahisar Belediyesi bir kepçe gönderdi. Aracın mazotu, zinciri yok. Kullanıcı acemi. Hiçbir çalışma yapmadan geri döndü.
Kalkınma Mahallesi’nin anayol dışında hiçbir yeri açılmamış. Bir hasta olsa, hastaneye götüremezsin. Sırtına alacak olsan kardan yürüyemezsin.
Pekiyi, kanama geçiren bir hasta evde mi ölecek?  Hangi çağda yaşıyoruz? Belediyenin topluma böyle bir mağdurluk yaşatma hakkı var mı?
Sağlam kaynaklardan edindiğimiz bilgiye göre, uzman belediye işçileri 6 aydan beri görev dışı tutuluyor. Tüm işler taşerona verilmiş. Ne ki işten anlayan bir kişi yok!
Su işlerinde çalışanlar, bir kaçak suyu bir haftada yapamadılar. Aradan aylar geçti. Yine aynı yerden kaçak oluşuyor. İşten anlamayanları çalıştırmak boş bir çaba değil midir? Halka hizmet böyle mi verilir?
Ortahisar Belediye Meclisi’nin ocak ayı toplantısına karla mücadelenin yetersizliği damgasını vurdu. AKP’ye öteki partilerden sert eleştiriler geldi.
Ortahisar Meclisi Grup Başkanı Ahmet Yıldız, kar konusunda yetersiz olduklarını benimsedi. Ne var ki bunlar yerden göğe dek haklıdır. Bakıyorlar ki bu halka hizmet vermesen de seçim zamanı oy akıyor. Adamlar neden sıkıntı çeksin? Neden ara yolların açılmasına çalışsınlar.
Oysa bu böyle gitmez. Halkın bir uyanması olur. O zaman tepetaklak gidersiniz.
Belediye geçmişte olduğu gibi bu dönemde de sınıfta kaldı. Bu, apaçık ortadadır.
Toplumlar yaraşır olduğu düzenle yönetilir! Bu yönetimi, bu halk istedi. Başa getirdi.
Öyleyse yakınmaya da hakkı yok!