Son günlerde, kulüp şirketleşmeleri hakkında ahkam kesenler bir hayli çoğaldı. İşin esasını bilmeden sendikal olgudan anlamadan fikir beyan edenlere üzülmemek elde değil. Kulüplerimiz, dernekler yasasa göre amatörce yönetilirler.
Kulüp başkanı ve yöneticiler amatördür. Kulupler yan şirketler kurarak, kulüp gelirlerini artırmaya yönelik bir çalışma içine girmişlerdir. Bunun kulüp yönetimiyle hiçbir ilgisi ve alakası yoktur. Bu hususta yıllar yılı yazdık, çizdik, hiçbir kişiye sesimizi duyuramadık.
Nostaljik bir uzantı yaparak 1971 senesine uzanalım. Rahmetli süper futbolcu Şükrü Gülesin ve doktor yazar Necati Karakaya ile “Futbol İş Sendikası”nı kurduk. Sendika merkezimiz Gümüşsuyu’nda Türk-İş Sendikası’nın karşısında idi. Sendikaya futbolcuları kaydetmeye başladık. Ağırlıklı Fenerbahçeli futbolcular üye oldu. Genişliyorduk. Türk İş Sendikası Başkanı süper insan Rahmetli Seyfi Demirsoy’u ziyaret ettik.Ve bizi Türk İş bünyesine almasını teklif ettik, o da kabul etti. Türk İş’in bünyesine girdik. Faaliyet alanlarımızı daha da genişletmeye başladık.
Rus Milli Takımı’nı İnönü Stadı’nda sendika adına Fenerbahçe ile maç yaptırmayı başardık. Ve bundan cesaret alarak Fenerbahçe’nin Başkanı Rahmetli Emin Cankurtaran’ı toplu sözleşme başlatmak için Sendikaya davet ettik. Cankurtaran bize Has..tiri çekti. Ben amatör bir yöneticiyim. Şirket yöneticisi değilim. Sendika bu eğilim ve deyimle kapandı. Toplandık. Gözyaşlarımızla sendikayı kapattık.
Bugünümüze gelince.. Sendikal yapıya bir göz atalım. Amatör yöneticilerin Türk Futbolu’nu sürükledikleri kaoslu günleri üzülerek seyrediyoruz.
Milyarca dolarlar, siyah-beyaz-sarı renkli yabancı futbolculara ödeniyor. Sonra bu ödenen paralar kongrelerde rahatça ibra müessesesiyle hiç ediliyor. Hâlbuki şirket olsa bu rahatlık, bu başıbozukluk olmayacaktır.
Daha dikkatli bir yol izlenecektir. Avrupa Kulüplerininin hepsi şirketleşmiştir. Bu statüko ile yönetilirler.
İşte sevgili okuyucularım, futbolumuzdaki sendikalaşma olgusunun esası...