Aslında kırımızı renklidir kara kutu.. Acıyı çağrıştırdığı için Türkçede halkımız ona kara kutu demiş.
 Sırf bu anlandırmadan yola çıkarak Türk'ün hafızasının ne ölçüde hassas dengeler barındırdığını kara kutu yakıştırmasından anlayabiliriz.
 İngilizcesi flight recorder olan "kara kutu" uçuş esnasında bir uçakta belli verileri kaydetmeye yarayan araçtır. Hava olayları ve kazalarının soruşturulmasında kolaylık sağlaması amacıyla hava taşıtlarında bulunmaktadır. Çeşitli özelliklerine göre sınıfları vardır ama günümüzde en yaygın kullanılan kara kutu tipi Tip 3’tür. Hem ses hem de uçuş verilerini kaydeden cihaz. Kısaca FDR/CVR olarak bilinir.
Putin'in Rusyasından düşürülen uçaklarının karakutu açıklaması enteresan bir açıklama geldi. Açıklamada "Uçağın karakutusu hasarlı. Sağlıklı veri almak imkansız" deniyor.
Resmi açıklamayı Rusya Silahlı Kuvvetleri Uçuş Güvenliği Servisi Başkan  Yardımcısı Korgeneral Sergey Baynetov yaptı. Beynetov kara kutunun "ağır hasar gördüğünü" ve "şu an için  deşifre edilmesinin mümkün olmadığını" kaydetti.
Uzaya uydu gönderen devlet bir kara kutuyu çözememiş.
Biz de inanalım bu çaresiz, zavallı açıklamaya.
Tabii ki inanmıyoruz.
Bu açıkalama gösteriyor ki Türkiye bütün beyanlarıyla en doğrusunu söyleyen ciddi bir devlettir.
Hani Rusya emindi uçaklarının ihlal yapmadığından.
Anlaşılıyor ki başta Putin olmak üzere Rusya'nın söz söyleme yetkisi olan bütün ağızlarının "Türkiye'nin kasten uçağımızı düşürdüğünü biliyoruz" sözleri Rusya'nın yalan konuşma geleneğinin bir yansıması olsa gerek.
Tarih de bu yalancılığa şahittir.
Orta Asya Türklüğüne tamamen uydurma tarih okutmaları ve Türk boyları arasında siz farklısınız diğerlerinden algısı yaratarak aralarındaki kardeşlik bağlarını koparma çabası zaten niyette de tiynette dezihniyetlerini deşifre ediyor.
Oysaki Türk Hava Kuvvetleri açıklama yaparak “Kimliği tanımsız bir uçak hava sahamızı bütün ikazlarımıza rağmen ihlal etmeyi sürdürmüş, biz de ihlale son vermeyen bu menşei belirsiz hava aracını düşürmek zorunda kaldık” diyerek hem diplomatik nezaketi öne çıkarmış hem de sınırın namus olduğu konusuna aldırış etmeyenlere bundan böyle böyle nasıl muamele edileceği gösterilmişti.
Şimdi Rusya'nın kara kutu konusunda ipe un sermesinden anlıyoruz ki yalana devam edebilmek için 'kara kutu çok zarar gördüğü için deşifre edemiyoruz' diyerek biz söylediğimiz yalanlarda ısrarcı olacağız demek istiyorlar.
Vallahi aslında Türk milletinin hiçbir unsuruyla kimseye haksızlık yapmayacağı gerçeğini aslında Rus'u da Prus'u da bilir. Ayrıca Baltacı Katerina rivayetini de herkes gibi Putin de bilir ama hinliği tuttu herhalde. Ha bir de Putin kansermiş, geçmiş olsun!.




BEŞiR'iN BEŞERE DERSi


 Yazıma Sadi Şirazi isimli ünlü İran şairinin sözleriyle başalamak istiyorum. Bizim Sadi Hoca'yla adaş olması belki de ona kulak vermesine vesile olur.
*Kalbi kırılanın sözü sert olur.
*Bir şehri kuşattığın ve yönetimi ele geçirdiğin zaman halka eskisinden daha iyi davran.
*Günahsız olan, pervasız konuşur..
*Muhtesip dolaşırken gocunanlar, terazilerinde dirhem taşı noksan olanlardır.
 Şimdi dönelim futbola..
Sadi Hoca bana göre yanlış bir kadro sahaya sürdü. Biz forvette Muhammet'i beklerken bir ekmek pişmeden diğer ekmeği fırına vermeyi maharet bildi. Evet Yusuf Yazıcı da oynasın ama önceden deneyip verim aldığın kaleci Uğur ve Muhammet öncelikle ilk onbirde yer alsın.
Sen hak ettiği halde Muhammet yerine N'Doye denen konsantresi sıfır bir oyuncuyla sahaya çıkarsan mutlak üç golü daha ilk yarıda kaçırıp seni 1-0 geride soyunma odasına sokarak orada hararetli konuşma yapmaya mecbur bırakır.
Maçın tek iyi adamı ilk yarıda Trabzonspor adına Aykut'tu. Ölçüsüz sakallarına ifrit olsam da oyununu köreltecek kadar vicdansız değilim. Yenilen golde hatası olsa da Yusuf çabalayan bir görüntü verdi. Marin verimli olmaya çalışsa da son hareketlerde bereketsiz ve kuvvetsiz. Erkan bir şeyler üretme hevesinde ama kolektif şuurdan yoksundu. Diğerlerini dikkate bile almıyorum ilk yarı için.

İkinci yarı yine kötü bir oyun vardı sahada.  Yalnız Yusuf topu sol kanattan yedirdiği golu telafi edecesine muhteşem taşıdı, onu paralelinde takip eden rakibinin sağından atıp solundan geçtiğinde dakikalar 49'u gösteriyordu. İçeriye nefis bir orta yaptı, Antepli Süleyman topu kornere atmak yerine kendi ağlarına bıraktı 1-1. İlk yarı için azbuçuk eleştirdiğim Erkan ilk yarıya göre daha iyiydi. Hele genç oyuncu Muhammet Beşir'e attırdığı gol, onun klasına yakışan bir asist oldu. Muhammet de N'Doye'ye gol öyle değil böyle atılır dercesine duracağı ve vuracağı noktayı bildiğini gösterdi.
Sadi Hoca’ma yaptığım bu tatlı eleştiri bir ışık, bir fikir olarak algılanırsa sevinirim.