Rusların devletleşme süreci Türkler gibi çok derinlere uzanmaz. Kendi kaynakları böyle söylüyor.
Rusya'nın tarihi 3. ve 8. yüzyıllar arasında Avrupa'da tanınan bir grup olarak ortaya çıkan Doğu Slavlar, 9. yüzyılda Varegler tarafından kurulan ve yönetilen Orta Çağ Kiev Rus Devleti olarak ortaya çıktı.
988 yılında Bizans İmparatorluğu'ndan Ortodoks Hristiyanlığı kabul edilerek, sonraki milenyum(bin yıl) için Rus kültürü Bizans ve Slav kültürlerinin bir sentezi olarak temayüz etti.
Daha sonra Kiev Knezliği bir dizi küçük devletler halinde parçalandı ve topraklarının çoğunluğu Moğollar tarafından istila edilip Altın Ordu Devleti'nin kolları haline geldi.
Altın Orda Devleti'nden bağımsızlığını ilan eden Rus prenslikleri yavaş yavaş yeniden birleşip Moskova Knezliği'ni kurmuş ve Kiev Knezliği'nin kültürel ve siyasi mirasının ardılı olmuştur. 18. yüzyıla gelindiğinde, büyük ölçüde işgal, ilhak yoluyla Avrupa'da Polonya'dan Alaska'ya kadar uzanan tarihin en büyük üçüncü imparatorluğu olan Rusya İmparatorluğu haline geldi.
1917 Ekim Devri'nden sonra Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti Bolşeviklerin maharetiyle şekillenir.
Sovyetler döneminde dünyanın ilk yapay uydusu ve ilk insanlı uzay uçuşu dahil olmak üzere, 20. yüzyılın en önemli teknolojik başarıları gerçekleştirildi. Rusya Federasyonu, Sovyetler'in dağılmasının ardından 1991'de kurulmuş ve Rusya adını almıştır. Rusya ekonomisi, GSYİH'ye göre dünyanın en büyük dokuzunucu ve satın alma gücü paritesine göre altıncı ekonomisidir.
Rusya dünyanın en büyük maden ve enerji kaynaklarından birine sahiptir ve dünyanın en büyük petrol ve doğlgaz üreticisidir. Rusya, tanınmış beş nükleer silahlı devletten biridir ve dünyanın en büyük kitle imha silahlarına sahiptir.
Evet Rusya kendi ve diğer milletlere açık kaynaklara göre bu..
Biz Türk tarihini yazmaya kalkarsak ona ne kalem ne mürekkep ne de kağıt yeter.
Sadece Putin’e bir göndermede bulunalım..
Evet bir şeysiniz ama kadim bir millete bulaşacak kadar aptal değilsiniz herhalde..
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olayın başından beri itidallı, saygılı bir dil kullanıyor.
Bu korktuğumuzdan değil vakarımızdandır.
Vakardan anlamayanlara bir kıssa iyi gider..
Fransız ressamlarından Delacroix Paris’te bir resim sergisi açmıştı. Sergiyi gezenlerden biri, büyükçe bir şövalye tablosunun önünde uzun süre durarak, yakından uzaktan ciddi ciddi seyreder, beğenmediğini belirten bir biçimde de başını sallarmış. Bu durumu gören ressam yanına gelerek sormuş.
-Bu tablo ile çok ilgilendiğiniz belli oluyor.
-Evet demiş adam. Şövalyenin çizmesindeki körük kıvrımlarında hatalar var.
-Pekiyi nasıl anladınız, işiniz bu mu?
-Ben kunduracıyım, çizme dikerim.
Deyince ressam hemen tuvalini ve boyalarını getirerek adamın söylediği biçimde çizmeyi düzeltmiş ve gerçekten daha iyi olduğunu görmekten memnun olarak adama teşekkür etmiş. Fakat adam yine tablonun başından ayrılmadan, bu kez de şövalyenin pantolonunda ve kemerinde de hatalar olduğunu belirtince bu ukalalığa dayanamayan ressam,
-Bak dostum demiş, sen kunduracısın, çizmeden yukarı çıkma!
Evet Putin sen de..